Kral çıplak, hakim erkek!

Haberin Devamı

Türkiye’nin eksiksiz bir “katiller/kanunsuzlar ülkesi” olmasına çok az kaldı. Bir yandan da adi cinayetlere kurban giden vatandaşlarına ağlıyor.

Dün gazetelerde çıkan gencecik Baran Tursun’un kanlar içindeki fotoğrafına “Allah kahretsin, vahşiler” demeden bakabilen çıktı mı bilmiyorum. İnsanın içi cayır cayır yanıyor.

Herhalde kurşunlandığı anda müzik dinlemeye hazırlanıyordu, elinde bir CD vardı ve o anda yanına düştü, fotoğrafta görünüyor. Bembeyaz bir gömlek, altında blucini... Pırıl pırıl bir genç.

Alkollü araba kullanmaktan ehliyeti alındığı ve o anda da alkollü olduğu için korkmuş.

Tamam, hatalı davranış... Hem kendisi, hem de diğer araçlar için tehlikeli... Yapmaması gerekirdi ama cezası bu mu olmalı? Hangi ülkede alkollü araç kullanmanın cezası ölümdür? Bir tane benzer olay göstersinler diğer ülkelerde...

20 yaşında bir genci bu şekilde öldüren tek bir polis göstersinler!

Türkiye’de polis GÖREVİNİ bilmiyor.

Bu haberin hemen yanında karısını öldüren bir katile “kadın kendisini yataktan attı, cinsel ilişki teklifini reddetti” diye 6 yıl ceza indirimi verildiği haberi var (hayret bu kez az bile indirmişler, çoğu kez birkaç yıl cezası kalacak kadar indiriyorlar).

Başsavcı kararın bozulmasını istemiş ama Yargıtay buna rağmen “tahrik var” kararını onaylamış.

Bu durumda “Yargıtay da ceza yasalarını bilmiyor” mu demeliyiz acaba? Bilmemesi mümkün mü?

KADER Başkanı Hülya Gülbahar “Yeni Türk Ceza Kanunu’nda evlilik içi tecavüzün cezası” 7 ile 12 yıl arasında hapis. Bu da demek oluyor ki eğer (katilin ifadesindeki gibi) tecavüze yeltenme varsa cezanın indirilmesi değil, tam aksine arttırılması gerekiyor. Bu olayda da kadın herhangi bir nedenle tecavüze karşı direnmiş, bunun içinde itmek de, yataktan atmak da olabilir. Ortada açıkça tecavüze karşı kendini savunan bir kadın olduğu belliyken verilen karar tecavüzü meşrulaştırmaktan başka bir şey değil diyor.

KADIN KATLİAMINA YEŞİL IŞIK!

Eşini öldüren Çakıcı’ya da “Onun yerine Öcalan’la evlenseydim” lâfından dolayı tahrik indirimi yapıldı.

İşin ilginç tarafı öldürülenin de “cevap hakkı”nın olmayışı. Onlar artık konuşamadıkları için bir kez de ÖLDÜKTEN SONRA MAĞDUR oluyorlar. Katillerin her iddiası doğru kabul ediliyor.

Avukat Canan Arın ise “Yargıtay ceza ve hukuk dairelerinin kadınlara karşı yeni bir yaklaşımı ortaya çıktı. Kadın, şiddet dahil hiçbir olaya tepki göstermeyecek, mümkünse öldürülecek... Konuşması, kendini savunması bile ‘karşı suç’ olarak değerlendiriliyor. Yargıçların zihniyeti değişmedikçe ‘kadın katliamına yeşil ışık’ sayılacak kararlar bitmeyecektir” diyor.

Türkiye’de kadın örgütleri, kadın hukukçular ülkenin bir ucundan öbürüne kadın hakları için koştururken kendi işlerine yetişemiyor ve devlet bu örgütlere destek olmadığı için gelirlerini kaybetmekle kalmıyor, bir de ceplerinden para ödemek zorunda kalıyorlar.

Bu zorluklara, imkansızlıklara rağmen Türkiye’de kadın hakları 15-20 öncü kadının çabalarıyla savunuluyor.

Şimdi yine onlar bu yanlış, haksız kararlara itiraz etmek için ayağa kalkmış vaziyetteler.

Hepimiz, kadın-erkek Türkiye’nin tüm bilinçli vatandaşları tepki göstermek, onları desteklemek zorundayız.

Polisi de, sivili de hak ettiği cezayı alıncaya kadar! Aksi takdirde Taş Devri’ne döneceğiz yakında.

(Not: Polisler “Biz lastiklere ateş ettik, sekmiş olmalı” demişler. Bu iddiaya kargalar kadar hakimlerde gülecektir herhalde!)

DİĞER YENİ YAZILAR