Körebe oyunu

Haberin Devamı

Selçuk Tınaz her zaman analizlerini takdir ettiğim okurlarımızdandır, son yazdığı mektuplardan birine şöyle başlamıştı;

“Türkiye’de yaşamak bir körebe oyununa döndü, hepimizin gözlerini bağlayıp söyledikleri her şeye inanmamızı istiyorlar. Böyle olacağını bilseydik, çocukluğumuzda bu oyuna daha fazla yer verirdik.”

Ne kadar doğru, gerçekten de körebe oyununda gibiyiz, ortaya atılan sınırsız iddia arasında ve siyasi baskılarla gerçeklerin medyada manşetlerden duyurulamadığı (sadece ‘siyasi gücün hoşuna gidecek yorumlar ve haberler’ yazanların kendini özgür hissettiği) bir ortamda karanlıkta yön bulmaya çalışıyoruz.

Bu arada Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin (belki yüksek mahkeme üyelerinin de) bir kısmının TBMM tarafından seçilmesini öngören Yargı Reformu gibi, MİT’e ve Emniyet’e ordudakilerin benzeri ağır silahların alımına izin verecek yasa gibi gelişmeler örneğin, bir yandan sürüyor.

YİNE “TOKAT” SALDIRISI

Dün Tokat saldırısından sonra ortaya atılan ve TSK ile ilişkilendirmeye çalışılan iddiaları hatırlatmıştım. PKK terör örgütünün saldırıyı üstlenmesinden sonra bile bu iddialar hız kesmemiş, siyasetçisinden gazetecisine, akademisyenine kadar birçok isim “PKK üstlense bile bu işin içinde başka örgütler var” yorumlarını göğsünü gere gere sürdürmüştü. PKK, saldırıyı bir değil birkaç kez ısrarla üstlenince orduyla bağlantı kuramayanlar pek üzüldüler ve doğal olarak başka aramalara giriştiler. Ki neredeyse tek işi orduyla uğraşmak olan bir gazete bu kez ortaya “TSK’ya Reşadiye saldırısının şifresi önceden gelmişti” iddiasını attı.

Bu iddiaya göre “Genelkurmay Haziran ve Kasım 2009’dan itibaren Tokat bölgesi de dahil birçok yerde PKK’nın eylem yapacağını biliyordu ve bu bilgi saldırıdan 2 gün sonra Genelkurmay’ın hazırladığı raporda yer aldı.” Ama aynı raporda; Genelkurmay’ın saldırıdan önce teröristler arasındaki telsiz görüşmelerini kaydettiği, Reşadiye talimatının 3 Aralık’ta şifreli bir mesajla verildiği ancak ‘bu şifrenin çözülememesi nedeniyle baskının engellenemediği’ de yer almıştı.

İHMAL VAR MI?

İlk bakışta “33 erin şehit edildiği Bingöl saldırısındaki ihmalleri anımsatan bir ihmal” suçlaması gibi görünüyor. Haberin veriliş tarzını da göz önüne alarak ikinci bakışta “başka örgüt iddiası tutmadı, şimdi de bunu deneyelim” gibi bir gayreti düşündürüyor. Tüm ihtimalleri göz önüne aldığınızda ise, bu mesajlar alınmış olsa bile “16’dan 408 üzerinde durun” gibi bir şifreye gerçekten de bir saldırı anlamı vermenin zor olduğu görülüyor.

Tabii olayın detaylarını TSK açıklamadıkça bilmek imkânsız ama aynen “33 er” olayındaki ya da “küçük Ceylan” olayındaki gibi Genelkurmay açıklamalarının zamanında yapılmamasının da bu tür haberleri TSK’ya en ağır suçlamalarla verenlere büyük fırsat tanıdığına şüphe yok. Hemen açıklama yapılsa ve “olayın iç yüzü neydi ya da ihmal var mıydı, yok muydu” net şekilde anlatılsa bu karmaşaya ve gölgelere zemin hazırlanması önlenebilir. Genelkurmay, artık iyice bunalan toplumu da düşünerek bunu yapmak zorundadır.

Son günlerde gelen tepki ve soruların çoğu “ordunun zan altında bırakılması” ve özellikle açılım sürecinde toplumda ortaya çıkan Türk-Kürt ayrışmasıyla ilgili...

Bu arada ben Kürt yazar Altan Tan’ın “Kürt sorunu-Ya Tam Kardeşlik, Ya Hep Birlikte Kölelik” kitabını okumaktayım. Acaba “bugün için” Altan Tan hangi kölelikten söz ediyor?

PKK’nın bütün programlarında hangi amaçları net şekilde ortaya konuyor? Bu amaçlar “terörün bitmesi için istenen şartlar”ı, yani BDP ile PKK’nın “asıl açılım”ını anlatıyor mu?

Uzun süredir bu “asıl açılım”ı anlamanın peşindeyiz ve önümüzdeki Pazar Her Açıdan’da bu soruları Altan Tan’a soracağım.


*****



Tek kişilik hukuk ordusu

Biliyorsunuz Her Açıdan’da bütün konuşmacılarımız konularında en uzman isimlerden seçiliyor, hepsi çok özel ve sizler de konuklarımız için takdirlerinizi her zaman bildiriyorsunuz. Bu hafta daha önce hiç dinlemediğiniz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde yaptığı 10 yıllık başarılı yargıçlık göreviyle adından sıkça söz ettirmiş olan ve kendisiyle ilgili “Tek kişilik bir hukuk ordusu” gibi tanımlar yapılan Rıza Türmen de konuklarımız arasına katılıyor.

Onu davet etmeye henüz AİHM’de iken başlamıştım, yıllar geçti ben davetimi tekrarlamaktan bıkmadım ve nihayet... Kısa süre önce “20 yılda Türkiye’nin Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle ilgisi olmayan bambaşka bir ülke olmasından korkuyorum” dediği konuşmasıyla dikkat çeken Türmen’i ikna edebildim.

Avrupa Konseyi’nde Türkiye’yi büyükelçi olarak da temsil etmiş olan AİHM eski Yargıcı Rıza Türmen, Sabancı Üniv. Siyaset Bilimi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Bahçeşehir Üniv. Anayasa Hukuku Öğr. Üyesi Prof. Dr. Süheyl Batum, Kuzey Irak’ta PKK’ya yönelik en büyük operasyonlardan birini yönetmiş olan Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı ve Kürt sorunu kitabının yazarı Altan Tan’ın katılacağı Her Açıdan’a hepinizi bekleriz.

(10 Ocak Pazar, Öğlen 12.30’da STAR’da.)

DİĞER YENİ YAZILAR