Herkesi paylayan, rektörleri susturan, yüksek mahkemelere ve sivil toplum kuruluşlarına bozulan bir başbakan vardı, şimdi bir de “başbakan yardımcısı” çıktı. Pardon dil sürçmesi MHP Genel Başkanı diyecektim...
O kadar iyi anlaşıyor, birlikte adımları kolayca atıyorlar ki muhalefet değil de aynı partinin uzantısı gibiler neredeyse... İyi anlaşmanın son belirtisi olarak Devlet Bahçeli de en önemli sivil toplum kuruluşlarının başında gelen TÜSİAD’ı paylıyor.
“İstanbul sermayesinin siyasi konulardaki fetva makamı buyurmuş” diyerek...
İyi de buyuran yalnız TÜSİAD değil, sivil toplumun her kesiminden (örneğin Anayasa Kadın Platformu’nu oluşturan kadın hukukçulardan) tepki geliyor size... Alacağınız oyların hatırı için Anayasa’nın laik rejimi koruyan “değiştirilemez” maddelerine bile takla attırıldığını gören hukukçular başta olmak üzere her kesimden... Ne yapacaksınız, dillerini kesip bu kez de “dilsiz demokrasi” mi yaratacaksınız?
MHP’den, AKP ile türban görüşmelerine katılan Mehmet Şandır ve Cihan Paçacı ile konuştum, her ikisinin söylediklerinde ortak nokta şu: “AKP’nin türbanı siyasi istismar konusu yaparak ‘özümsüzlük üzerinde’ siyaset yürütmesinin, siyasete hile karıştırılmasının önüne geçmek istediklerini” söylüyorlar.
“Lisede türban olmaz, devlet dairelerinde asla olamaz, kamu düzeni önemlidir, cumhuriyet ilkeleri önemlidir, biz üniversitede türbanı bireysel hak ve özgürlükler kapsamında düşünüyoruz, ama ‘siyasi simge’ olarak takarsa izin verilmemeli” gibi vurgular var konuşmalarında...
Oysa onların vurgularının hiçbiri sıranın kısa zamanda liseye hatta ilköğretime ve devlet dairelerine gelmesini önlemeye yetecek bir çözüm içermiyor. Sırası geldiğinde Anayasa veya Yüksek Mahkeme kararlarının bile hiçbir gelişmeyi durduramadığı AKP iktidarı döneminde gayet net şekilde görülmüştür. Nitekim AKP Kadın Kolları Başkanı Fatma Şahin “Adım adım gitmek gerektiğini” söyledi. AKP Konya Milletvekili Hüsnü Tuna, AKP’li Isparta Belediye Başkanı Hasan Balaman “Yasak her yerden kalkmalı, kamu hizmeti verenler de türban takabilmeli” dediler. Gerçi “demokratik haklar”a çok çok önem veren AKP, milletvekillerine yasak getirmiş, Fatma Şahin’in söylediğine göre bir süre konuşamayacaklar ama zaten gerekli mesajlar verildi. Sivil toplum gibi parti de susturulabilir...
Öte yanda AKP’li Komisyon Başkanı Burhan Kuzu’nun “Çarşafı da yönetmelik değişikliğiyle önleyeceğiz” sözlerinin de gerçekte hukuken hiçbir anlam taşımadığı belirtiliyor.
ÇENE ALTI, ÇARŞAFIN TARİFİ!
Anayasa hukukçuları Anayasa’nın 42. maddesine yapılan “yüksek öğretimde” ilavesinin Anayasa’nın 10. maddesinin yorumunu etkilemeyeceğini, bulunduğu zannedilen (veya söylenen) formülün liseyi de kapsayacağını, YÖK Kanunu’nda değişiklik yapılsa da bunun Anayasa ile verilen hakkı değiştirmeyeceğini ve istediği kıyafetle/istediği türbanla, çarşafla giremeyen öğrencinin “öğrenim hakkından yararlanamıyorum” diyerek rahatça AİHM’ye gidebileceğini söylüyorlar.
Bu arada, ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut son derece haklı bir uyarı yapmış:
“Yapılan çene altı tarifi peçesiz karaçarşaftır. Artık okullarda çarşaflı kızlar, sarıklı, entarili erkekler göreceğiz.”
Çene altından bağlanan ve saçı kapatan örtünün yere kadar inemeyeceği, çarşafın giyilemeyeceği de Anayasa’ya eklendi mi? Haydi onun tarifini de eklediniz; bugün imam hatip liselerinin hangisinde, forma şeklinde iğneyle takılan türbanlar ve yerlere kadar inen çarşaf benzeri pardösüler önlenebiliyor? Öğrencilerin peşinden kıyafet polisleri mi koşturacaksınız, yoksa öğretim görevlileri işi gücü bırakıp “çene altı” kontrolüne mi çıkacaklar?
Ayrıca... MHP’ye bu soruyu TV’de sormak istedim, her nedense hep “mazeretler” çıktı, buradan soralım:
Madem ki üniversitede dinî kıyafetler “bireysel özgürlük” kapsamındadır, üniversiteyi bitiren binlerce türbanlı öğrenci bireysel özgürlükleri çalışma alanlarında önlenerek evde mi oturacaklar? Eş ve anne rolü için mi okuyacaklar? Türban bireysel özgürlükse çarşaf ve burka ile özgür olduğunu iddia edenlere ne diyeceksiniz?
“Lisede de bireysel özgürlük” önünüze geldiğinde nasıl bir çifte standart uygulayacaksınız?
Türkiye’nin dinî rejimle yönetilen bir Arap ülkesine dönmesini sağlayacak adımlara yardımcı olan MHP bu soruların cevaplarını topluma borçludur!
Konuşmak yasak yutun dillerinizi!
Haberin Devamı

