Konunun ‘Kürdistan’ olduğunu biliyorlardı!

Haberin Devamı

BDP ve Öcalan’ın “Güneydoğu’da özerk Kürt bölgesi” dayatması yeni bir olay gibi algılandı ama hiç de öyle değil tabii... Yıllardır “Kürt sorunu halledilmeli” diyenlerin, “Kürt siyasal hareketi” diyenlerin hepsi bunlarla “Kürdistan devletinin kurulmasının” kastedildiğini biliyordu. Ama ağızlarında “eşitlik, demokratik haklar, Kürtçe yayın” gibi sözler dolandırıp duruyorlardı.

Daha sonra Kürt açılımı sürecinde pazarlıklar başlayınca Öcalan hemen İmralı’dan “yol haritaları”nı ortaya sürdü ve bugün söylediklerinin tıpatıp aynısını (özel ordu isteği dahil) o günlerde anlattı.

Bu arada tabii “Birleşik Krallık” içinde bulunan İrlanda’daki İrlanda Kurtuluş Örgütü IRA ile zaten “17 özerk bölge”den oluşmuş İspanya’daki Katalanlar sık sık öne çıkarıldı. Bu ülkelerdeki yapının, toplulukların, örgütlerin, anayasaların benzemezliği, karşılaştırılamazlığı bir yana bırakılarak “orada olmuş, burada da olsun” baskısına yoğunlaşıldı.

Kısacası “ön alıştırma” tamamlandı, olgunlaştığına ve ortamın açılımla müsait hale geldiğine inanıldığında dayatma başladı. (Üstelik muhtemelen BDP ve PKK bu taleplerinin yapılan Anayasa değişikliğine gireceğine inanıyorlardı ki girmediğini görünce tehditler ve saldırılar arttırıldı, hatırlayın.)

Katalanlar şu anda İspanya’nın büyük problemi durumundalar, özerklik adımının arkasından bekleneceği gibi “ulus olarak tanınmak ve bağımsızlık” talebi geldi, İspanya karıştı. Türkiye’de bu örneğin verilmesi de aynı sonuca gelineceğini anlatıyor.

ŞİMDİ DİKKAT!

Adım adım Anayasa’nın “değiştirilemez” maddelerine yürüyüş başladı, bundan sonra “üniter devlet”ten vazgeçilmesi ve diğer değişiklik talepleriyle önce “4. madde”nin değişmesine, sonra “ilk 3 madde”ye sıra gelecek. Bu referandumda Anayasa Mahkemesi’nin üyelerini iktidar partisi ile Cumhurbaşkanı’na seçtirme yetkisi verilirse bu karar da hükümete kalmış olacak.

Nasıl, “Türkiye Sırat Köprüsü’nde” demekte haksız mıyım?

***


‘Masaya oturma’ meselesi!

Aslına bakarsanız “PKK’nın Hükümet’le masaya oturduğunu” önce muhalefet partileri söylemedi, PKK’nın kendisi söyledi. Liderlerinden biri olan Karayılan... Ama daha önce Öcalan da benzer açıklamalar yapmış, devletin onu muhatap aldığını cümle aralarına sıkıştırmıştı. Zaten Habur olayı, bunun ertesinde Öcalan’ın yaptığı “pazarlık konuşmaları” da açıkça anlatıyordu. Bütün bu verilere rağmen Başbakan “PKK’nın Hükümet’le masaya oturduğunun” iftira olduğunu söylüyor.

İyi ama BDP “Hayır demeyeceğiz, referandumu boykot edeceğiz” açıklamaları yaptığı halde BDP’yi ve hatta PKK’yı muhalefet partileriyle “ruh ikizi” yapmak iftira olmuyorsa açık delilleri olan bir durum nasıl oluyor?

Ayrıca bırakın bunların hepsini bir tarafa hiçbir mahkûma tanınmayan hakların 30 bin kişinin ölümünden sorumlu bir teröriste yıllardır tanınması, İmralı’dan parti yönetip devletle pazarlık yapması bile onu masanın karşısına oturtmak değil midir? (Diyarbakır’da BDP İl Örgütü’nün kapı kapı dolaşıp evet oyu istediği haberleri geliyor. Hani boykot ediyorlardı?

***


Ergenekon sırası AYM’de mi?

Gazetede “İkinci Ergenekon davasının dünkü duruşmasında mahkeme AK Parti hakkındaki kapatma davası dosyasının Anayasa Mahkemesi’nden istenmesini karar verdi” haberini okuyunca ‘Hayırdır İnşallah’ dedim, sıra Anayasa Mahkemesi’ni de ‘Ergenekoncu’ yapıp oy çokluğuyla alınan kararında (Laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğuna karar verilmesine rağmen kapatma kararı çıkmamıştı) aslında “İktidarı indirmek için bir darbe planı” olduğu iddiası falan mı çıkacak? Ya da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili benzer bir iddia?

Demokratik sistemi koruyacak her kurum Ergenekon’la bir şekilde (veya birkaç) ilişkilendirildi. Yüksek yargı kararlarına yargı darbesi filan dendi.

Eh, kapatma kararı verilmemiş olmasına rağmen “yüksek yargının yapısının değiştirilmek istendiği referandum öncesinde” sıra buna gelmiş olabilir. Geldiyse kimsenin şaşıracağını da sanmam; Türkiye’de son yıllarda alıştıra alıştıra neler olmuyor ki?

DİĞER YENİ YAZILAR