Konuksever tecavüzcü!

Yani bazen yaratıcılığımıza(!) parmak ısırıyorum inanın. Ben parmak ısırıyorsam bu yeteneklerden haberi olmayan turistler kimbilir ne yapar...

Haberin Devamı

Yani bazen yaratıcılığımıza(!) parmak ısırıyorum inanın. Ben parmak ısırıyorsam bu yeteneklerden haberi olmayan turistler kimbilir ne yapar...

Okuduğum muhteşem haberlerden biriydi; 'muhteşem' dediğime bakmayın 'abukluk sınırını aşmış' bir ölçüden söz ediyorum. Bu kadarına az rastlanır.

Adam, Alanya'da gezmekte olan Alman genç kızla arkadaşını bıçak tehdidiyle durduruyor, ıssız bir yere götürüp erkek arkadaşı bağlıyor. Kafasına da kızın çantasını geçirdikten sonra kıza tecavüz ediyor. Sonra da paralarını, eşyalarını, kimliklerini alıp kaçıyor. (Milliyet, 25 Temmuz)

Çift doğal olarak şikayetçi oluyor ve tecavüzcü yakalanarak ceza evine konuyor.

Buraya kadar normal!!! Bizde sık rastlanan (bugüne kadar) olaylardan... Muhteşem kısmı şimdi başlayacak;

Ceza evinden tecavüz ettiği kıza "Sevgili..." hitabıyla başlayan bir mektup yazıyor ve Alman çiftin "Zoraki bir şey olmadığını, paralarını da çalmadığını" söylemelerini istiyor.

"İfadelerini değiştirirken lütfen eşini ve çocuğunu düşünmelerini" de. Şimdi sıkı durun "bunu yaptıkları takdirde her yıl Türkiye'ye geldiklerinde onlara iyi bir ev sahibi olacağını, kalacak yer sağlayacağını" vaadederek bitiriyor mektubu.

Yine iyi, sonuna "Hatta her gelişinizde benden tecavüz de bedava. Size tarife uygulamayacak, üstüne paranızı almayacağım" da diyebilirdi.

Bu ülkenin hukukçuları "Türkiye tecavüzcüler cenneti oldu, Namus cinayetleriyle ilgili yanlışı düzelterek, onu da töre cinayetlerinin yanına ekleyerek TCK'yı bir an önce Meclis'ten geçirin" diye boşuna mı çırpınıyorlar?

Toplu tazminat!
Hızlı tren kazası hakkındaki tüm bilgiler açıkça iki suçluyu işaret ediyor; Alman Demiryolları Yönetim Kurulu Başkanı Hartmut Mehdorn dahil olmak üzere hiç kimsenin uyarılarına ve hatta bu nedenle istifa eden uzmanlara kulak asmadan treni alelacele devreye sokan Bakan Yıldırım ve TCDD Genel Müdürü Karaman.

Ama onlar cesaretle "istifaya direniyorlar". Bazı yazar arkadaşlarımız buna karşılık mağdur ve maktullerin ailelerinin toplu şekilde tazminat davası açmasını öneriyorlar.

Doğrudur, bu onların hakkı. Peki dava açılırsa kim cezalandırılmış olacak, suçlular mı?

Hayır, yine vatandaş. Bizler...

Tamam, helâl olsun onlar için de ödeyelim ama neden cezayı yalnız biz çekelim. Bunun âdil bir çözümü olmalı değil mi? Nedir çözüm sizce?

Toplu iade
Tam 5.000 civarında hızlı (veya hızlandırılmış) tren bileti iade edilmiş kazadan sonra... Bazı yolcular ise biletlerini erteletmişler.

Yani hâlâ emin değiller binip binmemek konusunda... Bir süre sonra unutup "güvenmeleri" de muhtemel. Eh, pes doğrusu. Bunu görünce "Hızlı tren seferleri aynen devam edecek" diyenlere itiraz edemiyor insan!

Askerliğin kısaltılması imkansız mı?
Aylardır gençlerden gelen mektuplar arasında en fazla şikayet edilen konulardan biri askerlik süresi... İki günde bir "15 ay (460 gün) askerlik yapıyoruz, bu süre çok uzun değil mi" diye soran faks ve mailler geliyor.

Bu uzun süre içinde işlerini bıraktıklarından, ailelerinden (bazdan eş ve çocuklarından) uzak kaldıklarından, kendileri üretime katkı sağlayamadıkları gibi devletin de onlara bakmak, giderlerini karşılamak için esaslı bir bütçe ayırmak zorunda kaldığından söz ediyor hepsi.

Ve sonunda aynı soru: "Askerlik kısaltılamaz mı?"

Genelkurmay'ın bu konuda isteksiz olduğunu biliyoruz. Ama onların da askerliği meslek olarak seçmemiş gençler için, hangi şart altında ve zamanlaması ne olursa olsun; liseyi, üniversiteyi bitirdikten veya işe girdikten ya da iş kurduktan sonra 15 ayın "ara vermek için" çok uzun bir süre olduğunu kabul etmeleri lâzım. Özellikle de iş kurmuş ve istihdama katkıda bulunanlar için...

Hem "yatırıma", "eğitimli ve çalışan insana ihtiyacımız var" deyip hem de onların önüne bu kadar uzun bir zaman engeli koymak çok yanlış görünüyor. Öyle olduğu da doğru ki bir çok ülke profesyonel askerliğe geçmiş durumda.

"Vatan hizmeti" tamam, "herkes yaptı, onlar da yapacak" tamam ama Türkiye genç nüfusu fazla bir ülke, daha kısa sürelerle daha çok insanın askerlik görevini yapmasında ne sakınca var anlamak mümkün değil.

Bu olayın ciddi şekilde ele alınıp tartışılması ve mümkünse çözülmesi gerekiyor.

Değişim birçok alanda mümkün ise neden "askerlik"te olmasın?

DİĞER YENİ YAZILAR