Konuğum Deniz Baykal!

Önceki gün yazdığım ‘Baykal’a mektup’ başlıklı yazıyı hatırlayacaksınız (“bizim toplum unutkan” diyorsak o kadar da değildir yani)...

Haberin Devamı

Önceki gün yazdığım ‘Baykal’a mektup’ başlıklı yazıyı hatırlayacaksınız (“bizim toplum unutkan” diyorsak o kadar da değildir yani)... Deniz Baykal’la bir süredir görüşemediğimi, aracılarla haber gönderebildiğimi belirtmiş, bunu da herhalde yazılarımdan dolayı kızmış olabileceğine bağlamış ve ona bildirmem istenen bir “halk görüşü”nü yazımda anlatmıştım.

Hafta içinde Özel Kalem Müdürü Nesrin Baytok aracılığıyla Her Açıdan’da onu konuk etmek istediğimi ona iletmiş ve “Pazar gününün dolu olduğu” cevabını almıştım. Bu şartlar altında bant olarak, önceden çekme teklifine de aynı cevap gelip, bir başka tarih de verilmeyince ve telefonla da bağlantı kurulmayınca doğal olarak “kırıldığını veya kızdığını” düşünüyor insan...

Benzer tepkileri geçmişte de gördüğümüz, siyasetçilerin gazetecilere yazılarından veya konuşmalarından dolayı ciddi tepkiler verdiğini bildiğimiz ve hâlâ yaşamakta olduğumuz için bizler bu tarz bir yorumu daha da kolay yapabiliyoruz.

YANILMIŞIM
Ama yanılmışım. Yazının çıktığı gün Nesrin Baytok arayarak “Genel Başkan’ın programını ayarladığını ve 25 Mart Pazar günü Her Açıdan’a katılacağını” bildirdi... Sonra dün tekrar aradı ve yazıyı geç gördüklerini, kararın o yazıyla bir ilgisi olmadığını ve Sayın Baykal’ın böyle bir kırgınlığının da söz konusu olmadığını anlattı. Doğrusu ben de kendi kendime alınganlık yapmış olduğum için çok üzüldüm.

Öte yanda Deniz Baykal’ın yazarlara, gazetecilere bugüne kadar gördüğümüz diğer bazı liderler gibi kızmadığını öğrendiğime, bu yanılgıya aynı derecede sevindim de... Çünkü bu tür tepkiler, hele de özellikle Tansu Çiller’den başlayarak başbakanların, hükümetlerin zaman zaman hakaret boyutuna varan basın saldırıları; “neden yaptığınızı biliyorum” veya “hortumları kesildi de ondan” gibi dayanaksız, açıklamasız, kanıtı olmayan suçlamaları demokratik bir ülkede ciddi ve unutulmayacak hatalar oluyor.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal Pazar sabahı 11.50’de STAR TV’de canlı olarak yayınlanan Her Açıdan’a katılarak son günlerde gündemde olan konuları ve Başbakan Erdoğan’la sürmekte olan cumhurbaşkanlığı tartışmalarını içeren detaylı sorularımı cevaplayacak. Bu program için özel olarak İstanbul’a gelecek olan Sayın Baykal’a hem kendi adıma, hem de izleyiciler adına şimdiden teşekkür ediyor ve yanlış anlama nedeniyle özür diliyorum.

Programın ikinci bölümüne ise organ naklinde dünyanın en başarılı operatörleri arasında sayılan Prof. Dr. Münci Kalayoğlu ve ünlü kalp cerrahımız Prof. Dr. Bingür Sönmez katılacak. Bir başka doktor tarafından kalp nakli için ameliyata alınıp göğsü açıldıktan sonra nakil yapılmadan tekrar kapatılan, ikinci bir ameliyatta kalp nakli yapılan genç kız, babasının karaciğer naklini anlatan Kerem Alışık, “organ nakli ahirette sorun olur mu” gibi soruları cevaplayan Din İşleri Yüksek Uzmanı Doç. Dr. Nihat Hatipoğlu’nun konuşma görüntülerini de izleyeceğiniz bölümde “organ bağışı ve nakli” ile ilgili merak ettiğiniz cevapları bulacaksınız. Hepsi Pazar’a unutmayın!

*****

Enteresan değil mi?
Örtülü ödeneğin başında bulunan Maksut Serim’in üniversite diplomasında sahtecilik yaptığı ve bunun sağladığı avantajla Vakıfbank’tan emekli olarak kıdem tazminatı aldığı açıklandı. Bu konuda Hükümet’e Milletvekili Atilla Kart tarafından bir soru önergesi de verilmiş.

Ama söz konusu kişi hâlâ örtülü ödeneğin başında...

Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer’in de kitabında “intihal” yaptığı için üniversitedeki öğretim üyeliğine son verilmişti. Bu da “sahtecilik”tir.

Ne hikmetse “cumhuriyet değerlerinin, yerini İslâmi değerlere bırakmasının zamanı geldi” diyen (yanlış anlaşılmasın özgür, demokratik rejim yerine baskıcı İslamî rejimler kastediliyor) Dinçer de hâlâ görevinin başında...

TDK “sahtecilik” kelimesinin anlamını değiştirdiyse açıklasın da hepimiz öğrenelim!

DİĞER YENİ YAZILAR