Kişilere özel kanunlar!

İngiltere'de görüştüğüm, aralarında uluslararası büyük şirketlerin sahibi veya siyaset çevrelerinden isimler olan İngiliz arkadaşlarımla sohbet ederken zaman zaman Orhan Pamuk konusu da gündeme geldi

Haberin Devamı

İngiltere'de görüştüğüm, aralarında uluslararası büyük şirketlerin sahibi veya siyaset çevrelerinden isimler olan İngiliz arkadaşlarımla sohbet ederken zaman zaman Orhan Pamuk konusu da gündeme geldi.

Yazarın ve yayınevinin tam tahmin ettiği gibi Avrupa'da yeterince yankı yapü ya olay, "Türkiye" denince hatırlıyorlar. Şimdi Elif Şafak ve Murathan Mungan'ın Türkiye'de işkence gördükleri iddiası da çıktı ortaya... Şafak "Bizim haberimiz yok, kim çıkardı bu sözü" diye soruyor ve suçu Türkiye'nin Avrupa'daki imajına yüklüyor.
Oysa şunu da sormalı; "Bunca yazar, çizer varken neden biz?" Ve ayrıca bazı işgüzarların ekstra çabaları olmasa, Türki ye'nin imajı o kadar da kötü değil... Hepimiz gidiyor, geliyor, konuşuyor, dinliyoruz... Yok böyle bir şey...

Ama yayınevleri çoktan farkettiler ki; "kendi ülkesinde işkence gördü" veya "düşünce nedeniyle dava açıldı" iddiaları prim yapıyor. Yazarın adı Avrupa'da veya Amerika'da bir anda gündeme geliyor. Bunu ilk anlayanlardan olan Orhan Pamuk da "Bir milyon Ermeni, 30 bin Kürt öldürülmüştür" sözünden önce "Benim Türkiye'de can güvenliğim yok" dememiş miydi?

Her neyse başa dönelim; ondan söz açılınca İngilizler'in hepsi "Türkiye hata yaptı, böylelerini biz de gördük İngiltere'de, Orhan Pamuk'un sözlerini hiç önemsemeyecek, 'bir yazarın bilgisizliği' deyip geçecekti. Tuzağa düştü" yorumunu yaptılar. Gerçekten de haklılar. Öyle olmalıydı.

Çifte standart
Öte yanda, sade vatandaş veya "sade yazar" bir başkası için gerçeğe uymayan bir olumsuz açıklama yaptığında bunun bir yaptırımı, cezası oluyor. Peki, aynı şeyi koca bir topluma yaptığınızda neden o "düşünceyi ifade" sayıyor. İşte bunun cevabı yok

Adalet Bakanı şimdi yargıya "Olumsuz, incitici, vs. vs olan açıklamalarda bile düşünceye ceza verilmeyecek" diyor. Bu bağlamda Başbakan'in da basınla (aslında VATAN'la) ilgili olarak yaptığı gerçek dışı, iftira içeren konuşmanın bir yaptırımı yok (dokunulmazlığı olduğu için zaten yok).

Peki benzer iftiraları basın Başbakan için söylese, hatta gerçeğe de uyan şekilde "oğlunun düğününde gelen altınlar servetini açıklamaz" dese bu da düşünce özgürlüğüne girmez mi? Girmezse yargıda neden çifte standart var?

Aralarında konuştular, anlaştılar, Erbakan'ın "yaş nedeniyle" cezasını evinde çekmesi sağlanacak, teklif hızla Meclis'ten geçirilecek.

Neden? Neden?
Bir koca "NEDEN?" daha... Milletin bu "NEDEN"leri sormaya hakkı vardır. Aynı Erbakan'a şimdi siyaset fırsatı verin, cin gibi dirilir, meydanlara çıkar ve bir kez daha "Kadınların görevi evde oturmak, çocuk doğurmak... Kanlı mı olur, kansız mı bilmeyiz... Bu iktidar da Avrupa'nın maşası oldu... Sizi gidi gâvurlar sizi" diye başlar.

AKP'nin hangi plânla bunu yaptığını (tabanının tepkisinden korkmak mıdır, hem bu tepkiden, hem de siyasete dönmesinden kurtulmak mıdır) bilemeyiz. Ama Erbakan yaşında siyaset yapan insanlar da olabileceğine göre "Belli bir yaşın üstüne yolsuzluk yapmak serbesttir, ona özel uygulamalar yapılır" şeklinde bir adalet olabilir mi?

O yaşta da yolsuzluk yapılabileceğine göre mal varlığına el konularak cezasını da her vatandaş gibi çekmesi gerekmez mi?

Adalet ya vardır, ya yoktur. Gelecekte de örnek teşkil edeceğine göre Rahşan Ecevit'in "Garibanlara özel af' isteğinden farklı yanı var mı bu affın?

(Not: Bu ülkede her yaşta neler olabiliyor. 70-80 yaşında 15'lik kızlarla evlenen veya 73 yaşında keçiye tecavüz edenleri duymuyor muyuz biz?)

DİĞER YENİ YAZILAR