Bayılıyorum Meclis Başkanı Köksal Toptan’ın ikide bir “sabırsızlıkla yeni Anayasa beklediğini” söylemesine... En çok hangi maddelerin değişmesini istiyor (veya istiyorlar) mesela, keşke onu da söylese...
Zira asıl değişmesi gerekenlerin başında cumhurbaşkanı ve hükümetlerin “yasamanın da, yargının da iradesini bertaraf eden” maddeler geliyor. Ama nedense ben bunun onların aklında olduğunu hiç sanmıyorum. Varsa yoksa hâlâ laiklikle ve laik kurumlarla bağlantılı maddeler söz konusu gibi geliyor.
Cumhurbaşkanı Gül, Anayasa’nın kendisine tanıdığı yetkiyi kullanarak “hasta ve yaşlı” olması nedeniyle, Necmettin Erbakan’ı affetti.
Tabii ki böyle bir hakkı şu anda mevcut Anayasa’ya göre var ve ayrıca 1982 Anayasası “Cumhurbaşkanı’nın aldığı kararlarda yargıya başvurulamayacağını” da söylüyor.
Aslında aynı Anayasa’nın 125. maddesi “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine yargı yolu açıktır” diyor ama buna Cumhurbaşkanı, Yüksek Askeri Şura (YAŞ), Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararları gibi istisnalar da getiriyor.
“3 İSİM”DE ISRAR!
Oysa bu hukuk devletine, yargı bağımsızlığına aykırı bir durum. Bütün kararların yargı süzgecinden geçiyor olması gerekir ki bu nedenle bazıları zaten uzun süredir tartışma konusu.
Öte yanda hakimlerden, rektörlere, TÜBİTAK’a kadar tüm kilit meslek ve kurumları mutlak denetimi altına almak isteyen bir hükümetle (haydi parti gözetmeden bağımsız bakın olaya) ortak çalışan bir cumhurbaşkanının birlikte daha nelere istedikleri şekli verebileceklerini düşünün.
Cumhurbaşkanlığı seçimi bu nedenle ciddi tartışmalara, milyonlarca vatandaşı sokağa döken ciddi tepkilere neden olmuş, yine bu nedenle AKP “sadece 3 isim”de inat etmişti... Çünkü cumhurbaşkanının sistem açısından son derece kritik bir önemi var. İsterse orduya da, yargıya da, üniversitelere ve başka kurumlara da görüldüğü gibi müdahale yetkisi bulunuyor. Üniversitelere, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’na, orduya olduğu gibi Anayasa Mahkemesi’ne de istediği yönü atadığı kişilerle verebiliyor.
Yani cumhurbaşkanı “rejime sadık ve bu yönde karar veriyorsa şanslısınız, değilse üç yıla kalmaz yandınız” durumu mevcut. Nitekim Cumhurbaşkanı Gül’ün seçimine kadar “hükümet iktidarı” söz konusu iken şu anda artık AKP’nin elinde bulundurduğu güç ve uygulamalarla tablo “devlet iktidarı”na dönüşmüştür.
Bu durumda örneğin cumhurbaşkanı ve hükümetlerin hukuk devletine aykırı af yetkisi, diğer konularda demokrasi, hukuk diye tutturan, “yasamaya müdahale edildi” diye yeri göğü inleten liberal meslektaşların neden hiç dikkatini çekmemekte çok merak ediyorum.
SARAY DÜĞÜNÜ VE 17 MİLYON DOLARLIK YALI
Necmettin Erbakan’ın “yaşlı ve hasta” halinde ceza çekmesini kimse istemez ama... Ama her şeyden önce “aynı davanın bir sanığının diğer sanığı affetmesi” olan bu karar kesinlikle etik değildir ve haklı olarak tartışılır. (Hele “Laikliğe karşı odak olma”nın gerekçesinde Gül’ün adı da çıkarsa tüm atama ve kararları, imzaları tartışılır.)
İkincisi Erbakan zaten aynı mazeretle Altınoluk’ta deniz kenarındaki villasında yaşayarak, hasta ise lüks içinde dinlenerek sözüm ona ceza uygulanmaktadır ki cennetten bir köşe olan Altınoluk’u görenler bu ceza(!)ya gülerler.
Eğer o “yaş” nedeniyle tamamen affediliyorsa cumhurbaşkanının aynı yaştaki tüm mahkumları affetmesi, eski liderine ayırım yapmaması gerekir. Aynı nedenle müebbet hapis cezasının kaldırılması da gerekir. Aynı nedenle ciddi suçlar planlayanlar işin başına “bir yaşlıyı” oturtabilir ve eylemi böyle gerçekleştirebilirler.
Bir de tabii Erbakan’ın bir kızına Çırağan Sarayı’nda, diğerine Sheraton Otel’de yaptığı kral düğünleri ile Çubuklu’da oturduğu 17 milyon dolarlık yalısı vardır.
Hani “kayıp trilyonu harcadık” demişlerdi ya, hâlâ “nerelere harcadıkları” bilinmiyor.
Açlık sınırında yaşayan milyonlarca vatandaşı, işsiz ve yoksulu olan, geriye kalanların ise kuruş kuruş emeğinin karşılığını yediği bir ülkede trilyonluk bir yolsuzluğun sanıklarının birbirini affetmesi (veya cumhurbaşkanı olması) kabul edilebilir diyorlarsa gerçekten de bunun hesabını Allah’a verecekler demektir!
Kırılma noktası: cumhurbaşkanlığı
Haberin Devamı

