Kime inanalım?

Deniz Baykal'a kızabilir, beğenmeyebilirsiniz...

Haberin Devamı

Deniz Baykal'a kızabilir, beğenmeyebilirsiniz. Onun yerinde daha kontrollü bir kişiliğe sahip, çözüm üreten, yeni projeler sunan bir CHP genel başkanı olsa bu partinin çok daha fazla seçmenin tercihi olacağını düşünebilirsiniz (ki böyle düşünenlerin az olmadığını biliyor ve ülkenin geleceği adına bu şansın seçim öncesinde CHP ye tanınması gerektiğine ben de inanıyorum. Bkz. Margaret Thatcher'ın istifası)... Ama bütün bunlar ve agresiv tarzı Baykal'ın sözlerinin doğruluğunu azaltmıyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan'a sorduğu Gerçek Erdoğan hangisidir" sorusunun içeriğindeki tüm çelişkiler ve son yıllarda onun Başbakanlığındaki Türkiye'de olup bitenler yalnız Baykal'ın değil, büyük bir çoğunluğun dikkatini çektiği içindir ki Erdoğan'ın değiştim/geliştim cevapları artık aklı ve sağduyusu olan kimseye inandırıcı gelmiyor.

Değiştim çünkü çağdışı değilim" diyor Başbakan ama çocuk yuvalarına müdür yapılan imamlardan başlayarak karşılaştığımız her olay onun döneminde Türkiye'de çağdışı gelişmelerin olduğunu, bu gidişin önlenemediğini ve hatta giderek hızını arttırdığını ortaya koyuyor.

Emin Çölaşan'ın dünkü yazısından öğrendiğimiz "TRT genel müdürlüğüne aday olmuş bir ismin 2005 yılında basılan ve Atatürk'e, Cumhuriyetle, devrim kanunlarına dil uzatan kitabı'nın benzerlerini neden daha önce görmedik? Dünya liderlerinin her fırsatta hayranlığını dile getirdiği, mucize yaratmış bir öndere saygı neden hep bu dönemde tartışıldı?

Atatürk'ün resmini duvarlardan indirten, ayak altına alan, öğrencilerini 10 Kasım törenine göndermeyen öğretmenler, haremselâmlık uygulamalar, içki, cami tartışmaları, üniversitelerle çekişmeler neden hep bu yıllarda ortaya çıkıyor? Çağdışı evlenme rehberleri neden AKP'li bir belediye tarafından dağıtılıyor?

Keşke olmasaydı bütün bunlar... Keşke gerçekten değişebilseydi Tayyip Erdoğan ve AKP
Ama "Huylu huyundan vazgeçmez" demiş atalarımız. Değiştim demekle değişilmiyor!

Çelişkiler, çelişkiler
Dün dikkat çeken haberlerden biriydi; İngiliz The Guardian gazetesi yazan George Monbiot "Türkler, İngilizler'in geçmişteki mezalimlerini inkâr etme yöntemini öğrenemedi" başlıklı yazısında İngiliz İmparatorluğu döneminde milyonlarca insanın öldürüldüğünü söyleyerek "O olayları niçin kimse hatırlamıyor" diye sormuş ve Hindistan'da, Kenya'da acımasız politikalar sonucu ölen insanları hatırlatmış.

Orhan Pamuk davasının ve Türkiye'deki yasaların yanlışlığına da değinen yazarın değinmediği tek şey Fransa, İsviçre gibi ülkelerin parlamentolarında, son olarak da İskoçya Kent Konseyi'nde Ermeni soykırım iddiasının resmen kabul edilmesi. Söz "yanlış"tan açılmışken kanıtlanmamış, hiçbir uluslararası mahkeme tarafından onaylanmamış bir olayın parlamentolardan geçmesinin de kabul edilemez olduğunu vurgulamayı unutmamalıydı bence. Türkiye'deki yasaların yanlışlığını söylerken diğer yanlışların tamamını hatırlatmamak haksızlık veya çelişki yaratır.

Ve Monbiot'un bilmediği bir şey var: Türkiye'nin Ermeni olaylarını inkâr etmesi için ortada bir neden olmadığı... Tarih ve belgeler gerçeği açıkça gösteriyor. Sayısız yerli ve yabancı tarihçi (sözüne en çok güven duyulacak uluslararası uzmanlar) açıkça anlatıyor. Türkiye "Buyrun inceleyelim, birlikte görelim" diyerek isteyen herkesi masaya davet ediyor... İnkâr etmesi veya gerçekte var olmayan bir suçlamayı kabul etmesi için hiçbir sebep yok.

Öte yanda çok sayıda okurumuz "300 civarında, aydın ve yazar" olarak ortaya çıkan ve "Orhan Pamuk davasının Türkiye'nin demokratikleşme sürecine vahim müdahale olduğunu" söyleyenlerdeki çelişkiye dikkat çekiyor:

"Tamam, yanlışlara tepki verilmeli ama neden aynı aydınlar 'üniversitesindeki gerici düşünce ve eylem sahiplerine karşı ülkenin geleceğini korumaya çalışan bir rektörün maruz bırakıldığı hukuk ve insanlık dışı davranışlara' da tepki göstermiyorlar" sorusunu soruyorlar. Bu okurlardan biri de Prof. Dr. Cevat Sarıkamış...

Şimdi, yukardaki sorunun haklılığına kim itiraz edebilir?

DİĞER YENİ YAZILAR