Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu Kahramanmaraş’ta güzel bir konuşma yapmış ve “bugüne kadar farklı dinden insanların bir arada, barış içinde yaşadıklarını, birbirlerini sayıp sevdiklerini, hiç kimsenin dini, inancı nedeniyle bir ayırımcılığa maruz kalmadığını” söylemiş.
“Gençlere bazı fikirleri aşılarken onların iç dünyalarında gerilime düşmemesi ve kendileriyle kavga etmemesini sağlamalıyız”...
“Biz kendimizi hicrî 6. ve 7. yüzyıla götürmek değil, o Resulü 21. yüzyıla getirmek, onu yeniden anlamak, onun getirdiklerine yeniden hayat vermek zorundayız” demiş.
Ne kadar yerinde ve doğru mesajlar. Sayın Bardakoğlu’nu gönülden kutluyorum. Müslümanlık dinini dünyaya bir şiddet dini gibi tanıtan İslamcı teröristlerin eylemlerinin benzerlerini arka arkaya Türkiye’ye taşıyarak, Türk insanını da o teröristler gibi tanıtarak dünya medyasına Türkiye’yi Batı’dan dışlamak için sağlam nedenler veren, diğer ülkelerde yaşayan Müslüman Türkler için de bir karşı tehlike yaratan örgütler nasıl oldu da son birkaç yıldır bu ortamı yakaladılar?
İleri gidip daha medenî, daha temiz, daha iyi olacağımıza neden ortaçağ karanlığına sürükleniyoruz?
Bunun sorumlusu kimlerdir?
Kısa süre önce Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu ve Başkan Yardımcısı Prof. Mehmet Görmez’le yaptığım TV. programlarında onlara insanların kafasını karıştıran, hataya yöneltecek uydurma hadisleri ve Kur’an’da şiddetle, “cihat”la ilgili ayetleri sormuştum. Verdikleri aydınlatıcı cevapların sık sık TV’lerden insanlara anlatılması gerekiyor. Bu nedenle Bardakoğlu ve Görmez’e “Her Açıdan” programının kapısını her zaman açık tutuyorum ve aslında en kısa zamanda onları tekrar bekliyorum.
Vakit Gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez Perşembe akşamı birlikte konuşmacı olduğumuz 32. Gün’ün son dakikalarında laikliğin dinsizlik olduğunu söyleyince sözlerinin yanlışlığını vurgulamasını istedim.
İşte bu, ülkenin laik-demokratik rejiminin din kavgalarını önleme açısından önemine inanan milyonlarca aynı dinden insanına çok ciddi bir haksızlık olduğu gibi, özellikle genç ve doğruyu kavramaktan uzak bir kesimini düşmanlığa yönelten, toplumu en tehlikeli şekilde kutuplaştıran bir söylemdir.
21. yüzyılda TV’ye çıkacak kadar önemsenen bir yazarın büyük yanlışı ve sorumsuzluğudur.
Bunların televizyonlardan insanlara anlatılması gerekiyor. Zira Bardakoğlu’nun ilk paragrafta alıntı yaptığım “farklı din ve inançların barış içinde yaşaması” ile ilgili sözleri laikliğin ta kendisidir.
Ve belki daha da önemlisi aynı dinden olanların da barış içinde yaşaması onunla mümkündür. Bunu iyice öğrenelim; içinde laiklik olmayan “demokrasi” demokrasi değildir.
Bu hafta ne izleyeceğiz?
Günlerdir özellikle kadın izleyicilerimiz beni nerede görseler geçen hafta gösterdiğimiz 14 Nisan yürüyüşünde yaptığımız röportajların yeniden yayınlanmasını istiyorlar.
Bu Pazar (11.50’de STAR’da) hem o röportajları tekrar vereceğiz, hem de miting siyasetçiler tarafından doğru değerlendirildi mi, cumhurbaşkanlığı seçiminde DYP ve ANAP ne yapacak ve sonuçları ne olur, din saplantısıyla işlenen cinayetleri kim ve neden örgütlüyor sorularına cevap arayacağız.
Geçen haftaki programı kaçırdığı için üzülen veya tekrarını isteyenlere duyurmuş olayım.
Hava da güzel ama evde kalıp izlemeye değer BENCE!

