İşte bu konuşmalara hastayım ben, ihmal nedeniyle gerçekleşen her büyük felaketten sonra asıl sorumluların çıkıp “Bu olaydan ders çıkarmamız gerekir” demelerine hastayım. Muhteşem (!) değil mi sizce de?
Hızlı tren raydan çıkar, savaş kaybı gibi kayıplara neden olur; “Bu felaketten ders çıkarmalıyız”...
Sık sık sınır karakolları basılır, onlarca şehit verilir; her seferinde “Bu felaketten ders çıkarmalıyız”...
Dere yatağına yapılmasına göz yumulmuş evler ve içindeki insanlar dere taşınca telef olur; aynı söz...
Biraz yağmur yağsa sokaklarda sandalla gezilir, millet selden ölür; “Ders çıkarmalıyız”...
Her depremde “kontrol edilmemiş çürük evler” insanların başına çöker, onlarca (veya yüzlerce) vatandaş ölür “Bu olaydan ders çıkarmalıyız”...
Kime söyleniyor bu söz, kime?
Okulların önünde öğrenciler (akıl, mantık kabul etmez şekilde) üst geçit olmadığı için tramvayın altında kalıp hayatını kaybeder, Belediye ancak bu felaketten sonra aklı başına gelip geçit yapmaya kalkar.
Mesela 8 yıldır ülkeyi yöneten kişiler (ki daha önceki belediye başkanları da aynı partinin başkanlarıydı) son deprem konusunda kime “Ders çıkarmalıyız” diyorlar?
“Elazığ’da ölü sayısı 51 değil, yanlışlık olmuş, 41” diye neredeyse göbek atarak verildi haberler... Oysa ha 41, ha 51 ne fark eder? 10 bile olsa, 10 canın yitip gitmesi, 10 ocağın sönmesi az kayıp mıdır?
8 yıldır valiliğe “Evim yıkılacak, yardım edin” diye imdat çağrıları yapan Erzurumlu Davut Yüksel’in evi depremde yıkılmış, kendisi, eşi ve gelini hayatlarını kaybetmişler. Oğlu, göçük evin başında “Babamı ‘Bekle, haber veririz’ diye oyaladılar” feryatlarıyla gözyaşı dökmüş. Hangi birine ağlasın; anasına mı, babasına mı, karısına mı? Yoksa anasız kalan 1 haftalık bebeğine mi?
Bu dehşet verici ihmalin, ilgisizliğin, vicdansızlığın hesabını kim verecek?
O Vali vermeyecek mi?
O Vali’nin Bakanı, o hükümet vermeyecek mi?
MİLLET İRADESİ DİYE DİYE...
Bu ciddi sorunlarla zerre kadar ilgilenmeyip ayları, yılları çekişerek geçiren, milletin gerçek sorunlarına sırt çevirerek “Millet iradesi Anayasa değiştirmek istiyor” nakaratlarıyla yüksek mahkemeleri ele geçirmeye çalışanlar hesap vermeyecek mi? Tabii ki vermeyecek...
Benzer soruları “sel felaketi” dedikleri ama aslında yine ihmalden doğan “dere taşmasındaki kayıplarda da, hızlı tren faciasında da, karakol baskınlarında da” sorduk, tartıştık. Kendimiz tartıştık, kendimiz dinledik.
Bugün aynı olaylar tekrar yaşanmaz mı, yaşanır. Çünkü o felaketlerden hiçbir önleme neden olacak ders çıkarılmamış, sadece ihmallere mazeret üretmekle zaman geçirilmiştir.
HASTANELER BİLE ÇÜRÜK
ABD Jeolojik Araştırma Merkezi’nden bir uzman “Depremlerin yüksek nüfus yoğunluğundan ve dayanıksız konutlardan dolayı can kaybına yol açtığını, bunun da ‘eskisinden daha çok deprem oluyor’ algısı yarattığını” söylemiş. Türkiye’de bırakın köyleri ve küçük şehirleri mega kentlerde bile evlerin büyük çoğunluğu depreme dayanıklı değil. Sağlık Bakanı “Maalesef” diyerek “hastanelerin de çürük olduğunu” söylüyor. Ama nüfus böylesine yüksek, binalar bu kadar kontrolsüzken aynı hükümet devamlı “Nüfusu arttırın” çağrısı da yapıyor. Hesap kime ait söyler misiniz?
Düzce depreminden sonra TV çekimi yapmak üzere bölgeye gitmiştim, tüm apartmanlarda katların kibrit kutusu gibi giriş katının üstüne çöktüğünü, yere yapıştığını gördüm. Tekrar yapıldıklarında hepsi depreme dayanıklı mı inşa edilmişlerdir, hiç sanmıyorum.
İstanbul’da olacağı bilinen depremde yaşanacak on binlerce can kaybını, patlayacak doğalgaz borularından çıkacak yangınları yabancı bilim adamları söylüyor, uyarıyor ama bizim bürokratlar yalanlıyor.
Hangi önlemler alınmış, haydi Vali ve Belediye Başkanı çıkıp açıklasınlar, yapabilecekler mi?
Ve sonra Bakanlar Kurulu depremlerin ardından bölgeye gidiyor, talimatlar veriyor vs. vs...
Ve sonra sorumluları sorumluluktan kurtarmaya çalışan yandaş köşe yazarları “Kusuru kalkınmadaki gecikmemizde aramalıyız” diye çocuk kandırıyorlar akıllarınca.
Cumhurbaşkanı Gül’ün “Tarihin ilk çağlarından itibaren bu topraklarda fay hatları var. Bunlardan ders alıp kendimizi geleceğe hazırlamalıyız” sözleri hatırlattı bunları...
Kim ders alacak acaba, vatandaş mı?
Amerika’da, Japonya’da depremlerde binalar neden yıkılmıyor, neden kimse ölmüyor?
(Not: Bizim bilim adamaları da “5 yıla kadar deprem olmaz”veya “depremi iki hafta önceden bileceğiz” diyeceklerine hükümeti zaman kaybetmeden deprem bölgelerindeki binaları güçlendirmeleri için uyarsınlar. Bu tür açıklamalarla boşvermişliğe katkıda bulunuyorlar!)
Kim ders çıkaracak?
Haberin Devamı

