Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın “yasadışı dinlemeyi sağlayan cihazların giriş çıkışına denetim ve ceza geleceğini” söylemesi bence geçen haftanın trajikomik olaylarından biriydi. “Talimat verdik, çalışma yapılıyor” demişti biliyorsunuz. Sonra da bir gazetecinin “Siz dinleniyor musunuz” sorusuna espriyle cevap vermişti: “Hayır dinlenmiyorum, sabah akşam çalışıyorum”...
Memleketin altı üstüne getirilip “Telefonda şunu konuştun, bunu söyledin” diye yüzlerce kişi aylarca yıllarca tutuklattırıldıktan sonra, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’na, Yargıtay’a varana kadar dinletildikten sonra doğrusu esprinin tam zamanı!!
Biliyorsunuz bir kadın tutukluya “Telefonda ‘büyükhanım’dan söz ediyorsunuz, ‘Büyükanıt’ mı demek istediniz” diye sorulduğunda “Hayır kayınvalidemden söz ediyorduk” demişti. Olayın komedi boyutu buralara kadar vardı yani... İyi de yasa dışı dinlemeleri yaptıran “hükümetin kendisi” iken kime, ne talimatı veriyorsunuz, kime denetim ve ceza getiriyorsunuz? Bu gösterilerin yenir yutulur tarafı var mı?
Adalet Bakanlığı İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nı Başbakan’ın kurdurduğu TİB’e kendilerinin dinlettiğini açıklamıştı. Aynı günlerde TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) “Yargıtay’ı dinletemediklerini” söylemişti ki arkasından Yargıtay’ın da 3 ay süreyle dinlendiği ortaya çıktı.
“ÇİFTE STANDART”IN BÖYLESİ!
Bunun yanında Adalet Bakanlığı müfettişlerinin “yasa dışı olarak”, mahkeme kararı olmadan bu kayıtların silinmesini (böylece arkada suç delili kalmamasını) istedikleri de ortaya çıktı. Son olarak Cuma günü İstanbul’dan sonra Ankara, Zonguldak, Kırıkkale ve Erzincan başsavcılarının da aralarında bulunduğu 21 yargı mensubunun ve Yargıtay’dan sonra Danıştay’ın telefonlarının da “Ergenekon kapsamında” dinlendiğini, hatta takibe alındığını, ortam dinlemesi yapıldığını duyduk.
Yine biliyorsunuz, bu dinlemeler nedeniyle TİB’de araştırma yapılması için şikayette bulunan eski YARSAV Başkanı ile arama kararı veren Sincan 1’inci Ağır Ceza Hakimi hakkında Adalet Bakanlığı tarafından soruşturma başlatıldı, gerekeni yaptıkları için başları derde girdi. Eminağaoğlu’nun soruşturma nedenleri arasında “yargıyı etkilemek” ve “soruşturma sürecinde açıklama yapmak” gibi nedenler var. Siyasetçilerin ve kendilerine yakın medya gruplarının her olayda yargıdan önce hüküm verdikleri, soruşturma süreçlerini ve yargıyı kesinlikle etkiledikleri bir dönemde çok enteresan bir çifte standart durumu değil mi?
Sadece Deniz Feneri soruşturması “çok gizli”, hiçbir gelişme olmuyor, hiçbir haber duyulmuyor. Ama bunun dışında maşallah her olayı yargıdan önce iktidar partisi yöneticileri yorumlayıp karar veriyorlar.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu; Erzurum 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nin yasalara aykırı işlemler yaptığını, arama emirleri çıkardığını açıkladığı konuşmasında;
“Yargıtay’a dinleme yapıldığı, yalan beyanda bulunulduğu ortaya çıktı, TİB Başkanı bu durumda görevde kalacak mı” diye sormuş. Deniz Feneri davasında Alman yargısının “asil faillerden” dediği RTÜK Başkanı uzun süre “iyi bir arkadaşımızdır” diye görevde tutulduğuna, yeni RTÜK Başkanı “Ben şu programı hiç izlemem, bu programı izlerim” diye alenen kendi yetki alanı olan “Radyo Televizyon Yasası’nın 4’üncü maddesini açık şekilde ihlal etmesine, ayırımcılığın ta kendisini yapmasına” rağmen görevde kalabildiğine göre TİB Başkanı da kalacaktır. O da “iyi bir arkadaş”tır çünkü...
TBMM Başkanı Şahin’in “yasayı bilerek çiğneyen” RTÜK Başkanı Davut Dursun’la ilgili soru önergesini geri çevirme hakkı nereden doğuyor acaba? Yoksa onlara “yasalara karşı gelme” ve geleni koruma hakkı mı verilmiş?
Şahin soruşturma başlatılmasını neden reddediyor? (Aslında “Etiler’de oturanların millî ve manevî değerleriyle diğer bölgelerdekiler aynı mı” sözü bile soruşturma için yeterli bir ayırımcılık ve hedef gösterme idi...)
Ya YÖK Başkanı’nın hiç çekinmeden “yasaların arkasından dolanacağız” sözüne ne demeli? Madem ki hepiniz arkasından, tepesinden, altından dolanacaksınız kaldırın yasaları el birliğiyle olsun bitsin.
Zaten ortada ‘hukuk devleti’nin kala kala “h”si kalmış, o da “yüksek mahkemeler”, bitiriverirsiniz işlerini, sırası geldi zaten!! 2010’da bunları da göreceğiz daha.
Kendin dinle, kendin önle!!
Haberin Devamı

