Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi müzik bilgisine, en iyi seslerinden ve yorumlarından birine, en iyi sahne performansına sahip bir sanatçıdır Kenan Doğulu.
Bunu kabul edersiniz ya da etmezsiniz ama etmemeniz gerçeği değiştirmez. Etmiyorsanız onu bir konserinde hiç dinlememişsiniz demektir.
Bu sanatçı diğer bazı ünlü, başarılı isimler gibi görevden kaçmamış, ülkesini temsil adına ABD’deki çalışmalarını yarıda bırakarak koşup gelmiş ve heyecanla Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye için şarkı söylemeyi ve bu şarkıyı yazmayı, bestelemeyi kabul etmiş.
O arada da şarkıda İngilizce bölümler bulunmasının daha iyi olacağını söylemiş. “Türkçe’de ısrar etmek eski kafalılıktır” sözünü ise şüphesiz yıllar önce Eurovision şarkılarının Türkçe olmasında ısrar edilen günleri hatırlatmak için söylemiş. Kaldı ki o yıllarda bile “Petrol”, “Hani”, “Opera” gibi ya en azından yabancıların da ne olduğunu anlayacağı veya “Honey”e benzeteceği şarkı isimleri seçilmekteydi.
Sonra “Sertap Erener” ve “Athena”da gördük ki İngilizce şarkı daha etkili ve başarılı oluyor (tabii Sertab’ın ve Athena’nın üstün performanslarını unutmuyorum). Ondan sonra her yıl “şarkı İngilizce olmalı” konusu gündeme geldi, ben de bu konuda ısrar edenlerdenim.
Şimdi efendim Kenan Doğulu gibi bir an tereddüt etmeden, zirvede bir sanatçı olmasına rağmen sonucun risklerini de göze alarak göreve koşan bir sanatçıyı yıpratma faaliyetine girişiyoruz. Vay efendim “Türkçe’de ısrar etmek geri kafalılıktır” demiş. Herkes Türkçe fedaisi kesildi. Üstelik bu fedailer arasında Türkiye’nin en ciddi milli meselelerinde karşı tarafı destekleyenler bile var.
Milletvekilleri ortaya atılıp “Talihsiz bir beyandır” filân diyorlar. Ortada bir talihsizlik varsa o da Kenan Doğulu’nun kadir kıymet bilmeyen, takdirden uzak insanlara çatmış olmasıdır.
Ona büyük bir teşekkür borçluyuz. Ve evet, bazılarının söylediğinin aksine Eurovision hâlâ milyonlarca kişi tarafından izlenen, ülkelere de büyük reklâm sağlayan önemli bir müzik yarışmasıdır ve böyle bir sanatçıyla katılmamız büyük şanstır.
Kenan Doğulu’yu sonuna kadar gönülden destekliyorum. Moralini bozmaya yeltenenlere de sessizlik öneriyorum. Boş konuşmalara hiç gerek yok!
Doktorlar ne diyor?
Konya Numune Hastanesi olayı hâlâ sorumluların birbirini tutmayan ifadeleri ve ameliyatı yapan, ilgili raporu yazan Dr. Celal Tütüncü’nün aniden görevden alınması ile sürüyor.
Adı geçen kadın radyolog doktorlar raporun aksine 16 yaşındaki hasta A.G’nin ultrasonunu çekerek bundan kaçınmayacaklarını ilan ettiler.
Öte yanda Hastane’nin Başhekimi “Ortada ciddi bir rapor var, inceleniyor” dedi. Sağlık Emekçileri Sendikası Genel Başkanı “Raporu yazan doktorun görevden alınması olayı örtbas etme ve muhatapları sindirme taktiğidir. Açığa alınacak ilk kişi Başhekim olmalıydı. Bu hastanede çalışanlar üzerinde yoğun baskı var” dedi.
Bu olaydaki gerçekler Uğur Dündar’ın yapacağı yeni bir açıklamayla ortaya çıkacaktır, bundan hiç şüphe duymuyorum. Zira Uğur Dündar elinde yeterli belge olmadan ortaya çıkmaz, yalan haber yapmaz.
Eğer olay bu kadar basit bir yanılma olsaydı Dr. Celal Tütüncü hemen görevden alınmaz, durumun raporun incelenmesi ve araştırılmasıyla açık seçik ortaya çıkması beklenirdi. Buna bir de “devlet memuru oldukları halde” iki kadın doktorun rahatça konuşturulmasını, raporu yazan doktora ise konuyu açıklama izni verilmemesini ekleyecek olursanız soru işaretlerinin oldukça fazla olduğunu görebilirsiniz.
Konya Numune Hastanesi’nde nasıl bir genel durumun olduğunu ve bu olayın iç yüzünü çok yakında anlarız, biraz sabırlı olalım.
Ben yine de ilk ifadeleri doğru kabul etmeye devam ediyorum. Bu arada Türkiye’nin farklı köşelerindeki doktor okurlarımdan gelen telefon ve mektuplar da konuya yaklaşımımı çok haklı bulduklarını anlatıyor.
Türkiye’de 7 yaşındaki kendi kız çocuğunu “artık büyüdüğü için öpmeyen” babaların, erkek çocuğunu yıkamayan anaların bulunduğunu ve bunu da TV kanallarında konuştuklarını hatırlayacak olursak “kafasının içi tesettürlü” öğretmen ve doktorların sakıncalarını tahmin edebiliriz.
Bakalım Uğur Dündar olayın gerçek yüzünü nasıl açıklayacak.

