Kemalistler “tasfiye” olacakmış!

Haberin Devamı

Bugünlerde “tasfiye” en moda sözcük halinde biliyorsunuz. Herkes istemediği birilerini tasfiye peşinde. Bugüne kadar karşınızdakinin görüşüne katılmıyorsanız tepkinizi belirtir, kızar ya da saygıdan nasibinizi almamışsanız hakaret ederdiniz, şimdi artık yetmiyor birilerine bozuluyorsanız, görüşleri size ters ise “tasfiye”den söz edip rahatlıyorsunuz.

Ben “hayır dile komşuna, hayır gelsin başına” sözüne inanırım hatta hayatta gördüklerim, bunun aksini yapanların (hem de en umulmadık kişilere, en umulmadık anlarda) başına gelenler bu sözü şöyle değiştirmeme neden olmuştur:

“Kötülük isteme komşuna, felaket gelmesin başına”...

Doğan Yayın Holding’e kesilen fahiş vergi cezası nedeniyle düğün-bayram edenler var... Bunu yaparken tabii okuyucularını inandırmak için bin türlü yalan, iftira, “daha önce başka gruplara da yapılmış da Doğan Medya tepkisiz kalmış” benzeri kıyaslamalar, işlerine yarar ne malzeme üretebiliyorlarsa inanılmaz verimli (!) ve üretken (!) çalışmaktalar. Kim bunlar?

AT ATABİLDİĞİN KADAR!

İktidarın elindeki gazetelerin en tepedeki patronlarına yaranmaya, tetikçilikte sınır tanımayarak göze girmeye çalışan yazarları... Televizyondan farklı olarak gazetede karşılarına çıkıp “İyi ama kardeşim haydi attıklarının adı var ‘iftira’, ya karşılaştırmayı nasıl yapıyorsun? Söz konusu holding ve sahibi bugüne kadar tüm işlerini hukuka uygun yapmaya ’kimseyle karşılaştırılmayacak kadar yüksek düzeyde’özen göstermiş. Her yıl vergi rekortmenleri arasında yer almış. Şu ana kadar hiçbir pürüz çıkmamış da neden iktidar partisi yöneticilerinin bu grup aleyhinde ‘almayın’ çağrıları yapmasından, Başbakan’la yaşanan ve AB’nin bile dikkatini çeken tartışmalardan sonra oluvermiş?

Türkiye tarihinde herhangi bir başka medya grubuna böyle görülmemiş ve hukuksuz, nedeni olmayan bir vergi cezası kesilmiş mi? Devlet bankalarının (hem de kriz öncesinde) içi boşaltılarak alınan dev kredilerle eşe dosta verilen gazetenin örneğin; ’kredilerin çok uzun zamana yayılması, karşılayacak teminatın olmaması’ gibi önemli sorunlar sorun edilmezken vergisini son kuruşuna kadar ödeyerek rekortmen olan birine bu haksız ceza neden kesilmiş” diye soran da yok. At atabildiğin kadar...

AB KOMİSYONU NEDEN KIZDI?

Maliye Bakanlığı dün bu gruba yapılan denetimin siyasallaştığı yönündeki iddiaları reddetmiş ve “idareyi baskı altına almak amacıyla” basın yayın organları tarafından sistemli bir kampanyaya dönüştürülmeye çalışıldığını açıklamış.

Basın yayın organları sadece halkı; “Bu kez mesele o grup, bu grup değil, ’son grup’ meselesi... Medyanın elde kalan az sayıdaki bağımsız kesimi de elden gidiyor. Gözünüzü açın, medyanız ve yargınız tümüyle siyasi güce teslim olursa sonu ülke adına hüsran olur” diye uyarmaya, gerçeği anlatmaya çalışıyor. “İdareyi baskı altına almak” ve “kampanya” deyince, baskı ve kampanya başka konularda fazlasıyla yapıldı. Örneğin bu sözler kapatma davası sırasında yapılanlara tıpatıp uyuyor. Ayrıca, haydi içerdeki medyanın tepkisine kızıyorlar, AB Komisyonu’nun “basın özgürlüğüne müdahale var” diyen ve bunun “Türkiye İlerleme Raporu” na gireceğini açıklayan tepkisine, dünya medyalarından gelen tepkilere ne diyorlar acaba?

HAYAL KURMAK SERBEST

Aslında yazıyı geçen Pazar ‘Her Açıdan’a katılan ‘Kürt Sorunu’ kitabının yazarı Altan Tan’ın “Kemalistler tasfiye olacak” sözüne karşılık gelen çok sayıda tepki mektubu üzerine yazmaya başlamıştım.

İzleyicilerimin o kadar kızmaması lazım, çok şükür ki henüz tüm antidemokratik baskılara rağmen “demokrasi rejimi”nde sayılırız. Her Açıdan da demokratik bir program, herkes düşüncesini özgürce söyler. Ama “Kemalistler’in ya da özgür gazetecilerin tasfiyesi” bir hayalden öteye gidemez.

Hayal kurmak da serbesttir, değil mi?

DİĞER YENİ YAZILAR