Hani şu “Bu iktidar giderse kim gelecek ki, alternatif yok” sözü var ya işte insan en çok bu lafa sinirleniyor... Hangi ülkede olsa “İşini yapamayan, halkın sıkıntılarına, sorunlarına çözüm üretmeyen, boş çekişmelerle aylar tüketen, trilyonluk yolsuzluklarla da milletin hakkını yiyen” hükümetler gider kardeşim.
Kim gelirse gelsin hiç değilse yeni bir ümit doğar, belki medeni bir ülkenin hak ettiği çözümleri üretme zorunluluğu hisseden, yolsuzluk yapmaya, özel havuzlarda para toplamaya, kendini ve yakınlarını zengin etmeye kafa yoracağına trafikten-ihmallerle yaşamını yitiren vatandaşlara kadar ciddi sorunlara kafa yoran birileri gelir.
Bu birileri de futbol takımı tutar gibi gözü kapalı oy vererek, yalanlara-göz boyamalara inanıp uyuyarak bulunmaz. Biz hep olayları doğru ve zamanında değerlendirememenin cezasını çekiyoruz.
İçinde BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte 5 kişinin bulunduğu, Kahramanmaraş’ta düşen helikoptere ve cep telefonuyla yardım isteyen muhabir dahil yaralılara hâlâ ulaşılamadı.
12 yıllık bir gazeteci olan İsmail Güneş, helikopter düştükten sonra cep telefonuyla ilgilileri arıyor. 112 Acil Yardım Servisi ile dile kolay tam 19 dakika konuşuyor. Ama görülen o ki 112’nin sorduğu budalaca soruları cevaplamaya çalışırken kaybedilen zamanda telefonun pili bitiyor.
Allah aşkına sorulara bakar mısınız:
112- Neredesiniz?.. (Yaralı ve tipide karlara gömülmüş birine soruyor.)
- Hatırlamıyorum.
112- Etrafa bakın, ne görüyorsunuz?
- (Küfredebilir aslında ama...) Kar, sis...
112- Parti merkezinden kiminle
görüşebiliriz?
- Bilmiyorum, şarjım bitmek üzere.
112- Telefonu kapatmayın, yerinizi tespite çalışıyoruz...
Bu ve benzeri soruları uzun uzun sorduktan sonra pil bitiyor... Sonra da İçişleri Bakanı’nın, Ulaştırma Bakanı’nın, Başbakan’ın alışılmış “Aramalar sürüyor, helikopterden sinyal alınamıyor” gibi açıklamalarını duyuyoruz.
156’YI, 2222’Yİ HÂLÂ BİLMİYOR MUSUNUZ?
İşte ben bunun için Ocak ayında Uludağ’da kayarken yolunu kaybeden ve kendisine saatler, saatler boyu ulaşılamayan (!) öğrenci Ümit Özgen sırf bu nedenle, bir dizi ihmaller ve salakça zaman kayıpları yüzünden donarak hayatını kaybettiğinde haftalarca TV’de ve yazılarımda olayın üstünde durmuş; ‘Jandarma, Sağlık-Ulaştırma-İçişleri Bakanları her kimin sorumluluğu varsa cezalandırılsın, yeter artık her olayın üstünü örtüverdiğiniz’ demiştim.
Ama ne toplum, ne bir kurum ya da kuruluş olayı takip etti, kimsenin cezalandırıldığını da sanmıyorum. Ateş düştüğü yeri yaktı, ailesinin hayatı karardı, pırıl pırıl bir genç göz göre göre gitti.
Bu konuda yazdığım son yazıda ‘İhmal değil, cinayet’ ara başlığıyla, yer tespiti yapan ‘156 numara’dan da söz etmiştim. Bu numara arandığında veya ‘neredeyim’ yazıp 2222’ye gönderildiğinde anında telefonun yeri koordinatlarıyla veriliyor. Sadece bunu yapmak bile yeter...
Her şeyi çok iyi (!) bilen Ulaştırma Bakanı, 112 Acil Servis, Jandarma hâlâ bunu bilmiyor mu ki 3000 kişi karda kör gibi yönünü bilmeden arama yapıyor?
Ayrıca “SPOT Acil Yardım ve Kişi Takip Cihazı” denilen son derece önemli ve yararlı bir cihaz var. Bana Globalstar Avrasya Uydu Ses ve GATA İletişim A.Ş. tarafından uzun zaman önce bildirilen bu aleti Ulaştırma Bakanlığı’nın veya herhangi birinin önerdiğini, halkı bilgilendirdiğini hiç duydunuz mu?
Düşünün yazıyı yazdığım şu anda 24 saatten fazla zaman geçmiş durumda, İsmail Güneş ve onun gibi kazadan kurtulabilenler varsa bile, Yazıcıoğlu da o anda ölmediyse bile maalesef donarak yaşamlarını yitirmiş olmalılar.
Biz ise TV’lerde “Arama sürüyor, çok üzgünüz” benzeri saçmalıkları dinliyoruz.
“Hızlı tren” faciasındaki ihmaller, denetimsizlik anlatılırken Ulaştırma Bakanı Yıldırım “Takdiri ilahi” demişti. Buna da deyiverir, onda sorun yok. Asıl sorun “Takdiri ilahi” dedikleri olayların neden aralıksız şekilde Türkiye’de olduğunu sormayanlarda... Hesap sorma zahmetine katlanmadan her şeye susanlarda...
Bize de yazıklar olsun!
Kazadan sonra cinayet!
Haberin Devamı

