Karanlığın içinde nefesimi tutarak öylece durdum. Milyonlarca yıldızın dev bir kızıl tabak gibi parlayan mehtaba göz kırpışlarına bakarken "Sanki bu anı, tam da bu yerde daha önce yaşamış gibiyim" diye düşündüm. "Evet, sanki buraya daha önce gelmiş, bu anı yaşamış gibiyim..."
Oysa Kaz Dağları'nda çam ve zeytin ağaçları arasına gizlenmiş Yeşilyurt Köyü'ndeki Öngen Otel'e ilk gelişimdi bu ve gördüğüm güzellik karşısında büyülenmiş, ağzım bir karış açık bakakalmıştım.
Size de olur mu bilmem, memleketimin güzelliklerine bakarken bazen öyle coşarım ki hepsi sadece bana aitmiş gibi hissederim. Benim dağlarım, benim zeytin ağaçlarım, benim koylarım... Böylesine benimserim onları. Onun içindir ki tek bir ağaç yandığında ciğerim yanıyor gibi gelir bana.
Kaz Dağları benim dağlarımdandır. Çocukluğumdan beri birçok yaz tatilim onun eteklerinde, zeytin ağaçlarının denizle kucaklaştığı koylarda geçmiştir. Bu dağların gizlediği olağanüstü güzelliklere, her virajı dönüşünüzde karşınıza bir öncekinden daha inanılmaz bir manzara çıkmasına, dünyanın en nefis havasının, suyunun, zeytininin burada olmasına alışkınımdır yani. Nereye gidersem gideyim hiçbirinin güzelliği bu bölgeye eşdeğer olamaz benim için.
Yeşilyurt ve Öngen
Ama bu an, gecenin yarısında, karanlıkların içinde ışıldayan bu büyüleyici, insanın heyecandan tüylerini ürperten güzellik bambaşkaydı.
Daha sonraki günlerde ayaklarım beni tekrar Yeşilyurt Köyü'ne götürdü. Beş yüz, altı yüz yıl önce Oğuzların 24 boyundan biri olan Çepniler tarafından kurulan ve 1900 yılından sonra Girit'ten gelen Rumların da yaşadığı bu küçük köy şu anda dünya güzeli iki katlı taş evlerden oluşuyor. Pencerelerinden, bahçelerinden çiçekler taşan küçük sevimli evler...
Köye tepeden bakan ongen Otel ustaca yapılmış bir kale gibi dağın oyuklarına gizlenmiş. Ağaçlara dokunulmadığı için her köşede, terasların içinde bile bir ağaçla burun buruna gelebiliyorsunuz. öylesine doğayla içice. Ve asıl hikâye otelin sahibinin öyküsü. Tema Vakfı'nın Çanakkale temsilcisi Avukat Mehmet Öngen mesleği dışında siyasetle de uğraşmış. Bir partinin Çanakkale İl Başkanlığı'nı yaptıktan sonra siyasetin ülkeye hizmet konusunda yeterince tatmin edici olmadığını hissetmiş ve "Hiç değilse kendi köyüme hizmet edeyim" diye düşünmüş. Yeşilyurt Köyü'nün yerli ve yabancı turistleri hayran bırakan bugünkü güzelliğinde, köy halkının doğa, turizm konusunda bilinçlenmesinde ve çevreyi, taş evleri koruma altına almasında önemli rolü ve yıllar süren mücadelesi var.
Öngen Otel'de bütün besinler; tavuklar, yumurtalar, çeşitli otlar, zeytinler, keçi ve koyun peynirleri, tereyağı ve sütleri, zeytinyağı her şey doğal. Ekolojik. Böyle olduğu için de lezzeti farklı. Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden gelen devamlı müşterilerin (ve benim) burayı unutmama nedenlerinden biri de bu lezzet.
Romantikler için...
Assos, Truva, Zeus Altarı gibi tarihi, mitolojik yerler iki adım mesafede (biraz abartmış olabilirim. Diyelim ki üç adım.) Assos'u anarken inanılmaz bir görüntüyü vurgulamadan geçemeyeceğim. Böylesine önemli tarihi olan bir yerde o 3000 yıllık kalıntıların, surların içine yapılmış iki yeni ev görüyorsunuz girişte. Bunu ancak Türkiye'de görebilirsiniz, dikkatli bakın. Hatta fotoğrafını çekin.
Siz en iyisi Yeşilyurt Köyü'ne bir gidin. Mutlaka... Yaz ve kış unutulmaz güzellikler, muhteşem bir huzur ve romantizm sunan benzersiz bir köşe bu köy.
Benden hatırlatması... Bilirsiniz, gerçekten benimle aynı duyguları paylaşacağınıza inanmadığım yerleri anlatmam size!
(Sevgili okurlar genellikle Pazartesileri yazmıyorum ama sayılı yaz günleri hızla geçmekteyken size Yeşilyurt Köyü'nü ve Öngen Otel'i bir an önce anlatmak istedim. Kim bilir belki kısa bir ziyaret için vakit bulabilirsiniz.)
Kaz Dağları'nda bir gece...
Milyonlarca yıldızın dev bir kızıl tabak gibi parlayan mehtaba göz kırpışlarına bakarken "Sanki bu anı, tam da bu yerde daha önce yaşamış gibiyim" diye düşündüm
Haberin Devamı

