Kayan kapılar

Hıncal Uluç nasıl güzel anlatmış Ercan Arıklı'nın, adına kaza denen ama gerçekte cinayetten farksız bir nedenle ölümünü... "Gazeteden çıkarken 3 saniye gecikse ölüm geçip gidecek..." diyor

Haberin Devamı

Hıncal Uluç nasıl güzel anlatmış Ercan Arıklı'nın, adına kaza denen ama gerçekte cinayetten farksız bir nedenle ölümünü...

"Gazeteden çıkarken 3 saniye gecikse ölüm geçip gidecek..." diyor.

"Telefonu çalsa, biri durdursa ya da ayağı takılsa" ihtimallerini sıralıyor.

Arabasına "yolun karşısında" binmesini de söylemiş ki ben en çok buna üzülüyorum. Keşke o zaman kaybını göze alsaydı, beş on dakika gecikseydi... Keşke!

Gwyneth Paltrow'un aynen bu durumu anlatan güzel bir filmiydi Sliding Doors. Aynı yaşamın bir saniyelik gecikme durumunda nasıl farklı sonuçlanacağını görüyordunuz.

Kadın metroya binmek üzere istasyonda bekler. Tren gelir, kapılar kayarak açılır ve biner. Eve yanlış zamanda ulaşır ve beraber yaşadığı sevgilisinin başka bir kadınla olduğunu görür. Sevgilisinden ayrılır; çok iyi bir insanla karşılaşır ve tam yeni bir hayata başlayacakken trafik kazasında ağır yaralanarak hastaneye kaldırılır.

Aynı anda "flashback"le diğer ihtimali de izlersiniz. Kadın trene saniye farkla yetişemez. Kayan kapılar yüzüne kapanır. Geç kaldığı için sevgilisini yakalayamaz ve kendisini aldattığını bilmeden yaşamı sürdürür. Hamile iken sevgilisinin ihanetini öğrenir. O şokla koşarken merdivenlerden düşer, ağır yaralanarak hastaneye kaldırılır. Aynı hastanede iki kadını yanyana odalarda görürüz. Birinci ölürken diğeri iyileşerek taburcu olur. Ve finalde ölenin evleneceği iyi kalpli adamla hastanenin asansöründe karşılaşır. Birbirlerinden hoşlanarak gülümserler.

Acaba Hıncal'ın dediği ve hepimizin aklına takılan (bu kaybı kolay kolay unutamayacağız hiçbirimiz) diğer ihtimaller, "keşke"ler gerçekte olsaydı, bir kapı veya başka bir neden onu geciktirseydi Ercan Arıklı'nın hayat filminin acı finali önlenebilir miydi? Ölüm gerçekten de geçip gider miydi? Yoksa o halk otobüsü yerine yaya geçidinde durma gereği duymayan bir başka halk otobüsü şoförü mü aynı yerde bekliyor olurdu?

Bu sorunun doğru cevabını asla bilemeyeceğiz. Ama bileceğimiz birkaç cevap var;

Eğer halk otobüslerinin ve her türlü aracın hız kurallarına uyması ciddi önlem ve ağır yaptırımlarla önlense...

Eğer yaya geçitleri ölümlerden sonra gizlice gece yarıları değil önce boyansa...

Eğer bu kadar işlek ve tehlikeli noktalara trafik ışığı konsa...

Eğer yollar her iki üç ayda bir delik deşik kazılmasa...

Eğer biz toplum olarak hayati ciddiye alsak ve yasaları, kuralları doğru şekilde çıkarıp uygulamayan, görevini yapmayan yönetimlere, belediyelere dersini versek...

Ancak o zaman arka arkaya kaybettiğimiz değerli insanlanmızı belki daha iyi koruyabilirdik.

O zaman ne zaman gelecek bilmem ki?

Ya da, bu gidişle hiç gelecek mi?

DİĞER YENİ YAZILAR