Kendi gazetemdir ama inanın bu tarafsız bir görüş:
VATAN'IN 10 Kasım'da "Atatürk'le Bugünü Konuştuk" manşetli yazısı muhteşemdi. Ata'nın 1922-23 yıllarında yaptığı açıklamaların, din, basın, Cumhuriyet'in güvenliği konusunda söylediği sözlerin bugüne aynen nasıl uyduğunu görmek hepimiz için bir ders gibi doğrusu.
Hürriyet Gazetesi'nin 29 Ekim'de "Hayatta kalan son gaziler"le yaptığı röportajları, şık kıyafetler giydirerek çektikleri fotoğrafı nasıl hayranlıkla okuduysam ve izlediysem bu yazıyı da öyle hayranlıkla okudum.
Ben de okumakta olduğunuz satırları 10 Kasım'da yazıyorum. Hemen her 10 Kasım günü olduğu gibi yağmur yağıyor ve bu yağmur bana Ankara'daki okul günlerimi hatırlatıyor.
Her ölüm yıldönümünde O'nun çiçeklerle süslü büstü başında sıra ile nöbet tutuşumuzu... Her yıldönümünde bizden kasımpatı çiçekleri getirmemiz istendiğini. Zamanla o çiçekler bana Ata'nın ölümünü hatırlattığı için kasımpatının sevmediğim tek çiçek olarak kalışını. Büstün başında beklerken içimden nasıl dalga dalga bir sevginin yükseldiğini ve her seferinde gözlerimin yaşardığını, O'na çocuk saflığımla nasıl "Merak etme, rahat uyu. Biz senin kurduğun bu ülkenin nöbetçisi olacağız" sözlerini fısıldadığımı düşünüyorum bir bir.
Orada saatlerce beklerken, buz gibi soğukta törenlere katılırken yorulmazdım, üşümezdim. Duyduğum samimi heyecan sımsıcak sarmalar ısıtırdı beni.
Çoğumuz aynı duyguları paylaşıyor olmalıydık ki bu törenlere katılım tam olurdu o günlerde. Millî bayram törenlerine katılmak için kendimiz koşar ismimizi yazdırır, hem törene hem de derslerimize yetişirdik.
Üniversite sınavlarını başarıyla kazandığımıza göre düzenli çalışanların okul başarısını da etkilemezdi bu törenler. Bugün ise milletvekilleri bile önemli törenlerden kaçmak için fırsat anyor. Bunlara katılmanın görevlerinin bir parçası olduğunu unutuyorlar.
Tiyatro sanatçılarının en acı günlerinde bile perdeyi açtığını, gazetecilerin de şartlar ne olursa olsun gece gündüz ara vermeden çalıştığını, hiçbir mazeretin bazı meslekler ve görevler için yeterli mazeret olamayacağını görmüyorlar.
Birileri bir iki millî bayramda yapılan törenlerin kaldırılmasını öneriyor.
Penceremin dışında fırtına hızıyla esen rüzgâr, cama çarpan yağmur damlaları fırtınalar kopan ruhumu andırıyor.
Kendi beceriksizliklerimizin, yıllar boyu yapılan hataların faturasını O'na ve ilkelerine bağlama nankörlüğüne, Atatürk'e bağlılığı bile abartıp dejenere edenlere kızıyorum.
Hâlâ büstün başında bekleyen önlüklü, formalı kızın duygularını yaşıyorum. Bütün kalbimle minnet duyuyorum ben!
Yaşadığım sürece de duyacağım.
Bu Bakan'ı ayakta alkışlarım!
Bakan Aysel Çelikel döneminde hazırlanan tasarının düzeltilmiş, çağdaş ve insan haklarına uygun hale getirilmiş maddelerinin AKP Hükümeti döneminin Adalet Komisyonu tarafından değiştirilmesiyle çıkan tartışmaları biliyorsunuz.
Bu maddeler açıklandığı gün ilk itiraz eden bendim. Bu nedenle Komisyon üyelerinin tepkisini çektiğimi de biliyorsunuz. Neyse ki bu kez Medeni Kanun'da olduğu gibi sessiz kalınmadı, bütün medya, hukukçular, toplum Ceza Kanunu'na sahip çıktı ve iki üç üyenin etkisiyle, çağ dışı maddelerin geleceğimizi karartmasına izin verilmeyeceği görüldü.
Ve nihayet, ilk kez aynı hükümetin bir başka bakanı da itirazını açıkladı. AKP Hükümeti'nin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu; CHP Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un soru önergesine verdiği cevapta kadın ve çocuklara tecavüze getirilmek istenen ceza indirimlerinin, tecavüzcünün (veya tecavüzcülerden sadece birinin) mağdurla evlenmesi durumunda cezanın ortadan kalkmasının ortaya çıkaracağı adaletsizliği kesin ve net bir şekilde belirtti ve tam aksine CEZALARIN ARTIRILMASI gerektiğini söyledi.
Böylesine ciddi bir konuda objektif davranan, kararları siyasi takıntı haline getirmeyerek gerçeği dürüst ve içten bir şekilde açıklayan Bakan Aksu'yu kutluyorum. Olaylara her üyesinin kendi gözlüğüyle bakması Hükümet'in de avantajı olacaktır.
Umarız İçişleri Bakanı'nın tepkisi Komisyon için de yeterli bir uyarı sayılır.
Kasımpatı!
Ata'nın 1922-23 yıllarında yaptığı açıklamaların, din, basın, Cumhuriyet'in güvenliği konusunda söylediği sözlerin bugüne aynen nasıl uyduğunu görmek hepimiz için bir ders gibi doğrusu
Haberin Devamı

