Hepimize -çoğumuza- yaptılar aynı alçaklığı... Kim başarılıysa, kimin inandırıcılığı varsa, kime güveniliyorsa, kim insanların aldatılmasına, sömürülmesine karşı çıkıyor ve bu ülke için iyi niyetle çalışıyorsa... Bu toplumun iyi yetişmiş, mesleğinde yükselmiş çok sayıda insanı nasibini aldı "Sabetayist" zırvalığından.
İnternette çarşaf çarşaf isim listeleri yayınladılar. Bunu ilk yaptıkları ve bir kesim saf insanı da inandırdıkları günlerde köşemde günlerce süren bir yazı dizisi yayımladım.
Listede adı çıkan birçok kişinin "Aman ses etmeyelim, duyulursa gerçek sanırlar" diye hiç söz etmediği günlerde çağrıda bulundum;
'Haydi buyrun, köşem size açık; annem ailesi Antakya'ya yerleşmiş bir Çerkes, babam Adana-Karaisalı'dan çıkmış ve 25 sene her girdiği seçimi kazanarak bu ülkeye hizmet etmiş bir devlet adamı (nur içinde yatsın). Bulun şu Sabetayist ilişkisini, burada yayımlayalım. Size bir ay da zaman veriyorum' dedim. Ses seda çıkmadı.
Öyle komiklerdi ki bir gazeteyi olduğu gibi, tüm çalışanlarıyla Sabetayist yapabiliyorlardı. Zaten sonunda "başarılı tüm isimlerin listelerde olması" tam bir güldürü olayına dönüştü ve "bir oluru yok mudur bunun, aracı olacak kimse filân.
Sevabına beni de listeye alsanız" diyerek dalga geçen meslektaşlarımız bile oldu.
Aynı listelerde hâlâ adım var mı, hâlâ utanmadan yayınlayabiliyorlar mı bilmiyorum.
Orgeneral Yaşar Büyükanıt'a açılan, bizimkilere benzer bir karalama kampanyası "Onun köklerinin İsrail'e dayandığı, dedesinin mezarının da orada olduğu"na kadar vardırıldı.
Sonuçta anlaşıldı ki gerçekten de dedesinin mezarı İsrail'de... Çünkü dede 1. Dünya Savaşı'nda orada savaşmış ve şehit düşmüş bir Osmanlı subayı (7 Ağustos Hürriyet Gazetesi'nde Fatih Çekirge'nin araştırma yazısı...)
"Hatta İsrail Genelkurmay Başkanlığı bu mezarı tespit etmiş ve jest olsun diye de mezarı düzenlettirip Org. Büyükanıt'ı davet etmişler" diyordu Çekirge.
37 kilise mi?
İftiranın, sahtekarlığın, Allah'tan korkmamanın bu kadarı fazla değil mi?
Bir kampanya da Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkân Saylan için açılmış. Hayati tehlikesi olan ağır hastalığın pençesindeyken bile tek bir gün aksatmadan vatanına hizmeti sürdüren bu kahraman kadın için...
"1976'dan bu yana Anadolu'yu köy köy dolaştım" diyen ve bugüne kadar 11 bin kız çocuğa eğitim verilmesini sağlayan Saylan hakkında, sırf "babalar çocuklarını ÇYDD'ye emanet etmesin, çağdaş eğitim artmasın" diye "misyonerlik yalanı"nı atmışlar ortaya.
Güya Türkan Saylan "37 kilise açmış"...
Korkusuzca, alçakça bir yalan kampanyası sürdürülüyor. Aynen sözlü, yazılı bir savaş gibi...
Bu durumda insanlarımızın da okuduklarına, duyduklarına inanmadan önce kanıt aramalarından başka çözüm yok.
Bir düşünmeliler; acaba yararlı, doğru ve çağdaş yolu gösteren insanları karalayarak "hiçbir işe yaramayanlara" güç ve inandırıcılık kazandırmak, onların önünü açmak veya belki oy toplamak çabası mıdır bu... Ki öyledir!
Karalayarak kurtulma metodu!
Hepimize -çoğumuza- yaptılar aynı alçaklığı... Kim başarılıysa, kimin inandırıcılığı varsa, kime güveniliyorsa, kim insanların aldatılmasına, sömürülmesine karşı çıkıyor ve bu ülke için iyi niyetle çalışıyorsa...
Haberin Devamı

