Karakoyun!

Şimdi herkes Mehmet Ali Erbil'e karşı... Neden, çünkü program figüranlarından birinin donunu indirdi ve hepimiz şok olduk

Haberin Devamı

Şimdi herkes Mehmet Ali Erbil'e karşı... Neden, çünkü program figüranlarından birinin donunu indirdi ve hepimiz şok olduk.

Oysa erkeğin donunun inmesiyle kadının memelerinin tümüyle ortada olması arasında pek bir fark yoktur. Peki kadınların, sabah akşam ekrana neredeyse çırılçıplak çıkmasına, memesini, poposunu açmasına, avam ağız dalaşlarını kanallar arası yapmasına neden aynı itirazı göstermiyorsunuz?

Mehmet Ali'yi savunmak için söylemiyorum bunları, söylüyor olsaydım aşağıdaki yazıyı yazmazdım ama elmalarla armutların, sapla samanın sepetlerini iyi ayırmamız gerekiyor.

Erbil'in söz konusu sahnesini tam olay anında izleyip şok olanlardan biri de benim. Sonuçta programın kaldırılacağını da o anda biliyordum ki herhalde Mehmet Ali de biliyordu. Sonradan gösterdiği tepkiye rağmen, yılların deneyimine sahip bir televizyoncu olarak bunu anlamış olmalıydı.

Türkiye'de bu, program veya programcının reyting alması uğruna insanların aşağılandığı, evrensel televizyon dünyasında var olan tüm kuralların çiğnendiği tek program değil. Benzer karakterde başka programlar da var.

Artık sadece reytingle ölçülen program ve sunucu başarılarına baktığınızda insanlara abuk subuk sohbetlerin, gösterilerin yaptırıldığı, en düşük IQ'lu izleyicinin bile (normal şartlardaki bir ülkede) yutmayacağı sevgili kavgalarının, ilişkilerinin izletildiği, konukların veya birilerinin aşağılanıp hakaretlere uğradığı, magazin aleminde her gün boy gösteren (ve çoğu skandallarla anılan) medyatik isimlerin yer aldığı şovların "en çok iş yapanlar" olduğunu görüyorsunuz.

Şimdi biz, senelerdir bu rezaletlere susar ve memnuniyetle izlerken (Ahu Tuğba ve sevgilileri "eğitimli izleyiciden de reyting alıyor hatırlatırım), kadınlara yapılan sözlü ve eylemli ekran tacizlerine sesimizi yükseltmezken olayın tavan yapmasına neden bu kadar itiraz ediyoruz?

Hangimizin buna hakkı var?

Biz daha masum, daha dürüst mü oluyoruz bunu yapınca?

Hayır arkadaşlar, en azından kendi adıma ben bunu yutmuyorum. Ben, sen, o ve özellikle reyting uğruna her şeye susan, kalite yerine rezalete prim veren kanal yöneticileri, program seçenler, son noktaya kadar tepki vermeyen RTÜK herkes sorumludur.

Evet, Mehmet Ali Erbil ciddi bir canlı yayın hatası yapmıştır ama asıl hata onun işi bu noktaya vardırmasına neden olanlarda, her türlü saçmalığa kahkahalarla gülenlerdedir.

Takkeyi önümüze koyup düşünelim biraz... Yarın aynı programların, aynı hızla devam edeceğini bilmiyor muyuz?

Ya hep birlikte gereken zamanlarda doğru tepkiyi verelim veya susalım, Mehmet Ali'yi karakoyun seçmeyelim. Hiçbirimiz masum değiliz!

Kadın kadının kurdu mudur?
Bakıyorum da kadınlara herhangi bir hakaret veya taciz olayı söz konusu olduğunda erkek yazarlar genellikle susuyor ve koruyorlar. Ama kadın yazarlar veya sanatçılar arasında da suçlu olan tarafı koruyanlar var. Öyle konuşuyor, yazıyorlar ki mağdur kadın bir de suçlu durumuna düşüyor.

İşte bu hatalar, bırakın hiç değilse kadınların kadın haklarını savunmasını, onların da yanlış saflarda yer alması, toplumda giderek kadını yalnızlığa, bu tür taciz veya istismarlar karşısında susmaya itiyor. Öyle ya, kendi hemcinsleriniz bile hata yapan, kadını aşağılayan veya saygısızlıkta bulunan erkekleri koruyorsa konuşamazsınız.

Aynı durumla kendileri karşılaşsa genel tavrın böyle olmasını onaylayacaklar mıydı?

Bizim toplumumuz bu değil, olmadığına ben şahidim. Örneğini gördüm. Onun için herkesin olayları doğru yorumlamak üzere dikkatle bakması, taşlan doğru yerine oturtması gerektiğine inanıyorum.

Bir de bazı manken ve şarkıcılar gibi, "Erkek isterse aldatır, ben kimsenin bekçisi değilim" tarzında yanlış mesajları aykırı olmak uğruna verenler var. Sonra hem kendileri aldatılıyor hem de diğer erkeklerin, ilişkileri içinde kendilerinde böyle bir hak görmesine neden oluyorlar.

Taşları yerine oturtmaya çalıştığınızda ise asıl tablo şudur:

Erkek de, kadın da isterse aldatır. Eğer isteniyorsa bu her iki taraf için de hiç zor değildir ve yetişkin insanların karan kendisine aittir. Ama gerçekte herkes ancak kendini aldatabilir. Zira içtenliği kaybolmuş, yalanlar üzerine oturmuş bir ilişki yalnız bir tarafın değil, her iki tarafın mutluluğu kaybetmesine neden olur.

Haklarını vererek!
Değişiklik isteği veya aldatmak erkeklere verilmiş bir hak filân da değildir, bizde erkeğin (ve bazı kadınların) anlayamadığı şey bu... Beraberlik ya da evlilik özveri gerektirir, değişiklik ihtiyacını, isteğini herkes zaman zaman duyabilir ama o sözü vermiş, bir yükümlülük altına girmiş kişiler sözlerine sadık kalmak zorundadırlar.

Aa "değildirler" diyorsanız o zaman dürüstçe açıklar, ayrılır ve istediğiniz şekilde yaşarsınız. Tabii size inanmış insanlara haklarını vererek.

Yarın devam ederiz.

DİĞER YENİ YAZILAR