Kaostan kaçış yok!

Haberin Devamı

İşte geldi yine zaman, ülkemizdeki “gittik, gittik, bir de dönüp baktık ki bir arpa boyu yol gitmişiz” kısır döngüsü içinde biz de kısılıp kaldık bir kez daha...

Bin kez daha...

Ne acıdır ki bu vatanda vatandaşa üç gün huzur haramdır. Toplum nefes alacak vakit bulamadan endişeden endişeye sürüklenmelidir.

“Gazetelerin ilk sayfasına bak ve çatla” dönemindeyiz yine... “Nereye kaçsam da bu kaostan kurtulsam, kafamı biraz dinlendirip nefes alsam” dönemindeyiz.

Kuralsızlığın, akılsızlığın, saygısızlığın, çaktırmadan topluma baskı uygulamanın kol gezdiği bir dönem...

Aylar süren çılgın tartışmalar, seçimler sonunda Cumhurbaşkanı seçilmiş, görevine başlamış ama hâlâ bir yandan “11. cumhurbaşkanını halk seçer” diye referandum yapmayı düşünüyorlar.

Abdullah Gül Güneydoğu’da “şiddeti, terörü beslemeyin, birbirimizi kucaklayalım” derken DTP’nin Batman Milletvekili neredeyse açıkça “Biz PKK’yız” diyor. “Kendimize terörist dedirtmeyiz, hakaret ettirmeyiz” diyor. (“PKK’nın Meclis’te işi ne” demez misiniz o zaman?)

Orhan Pamuk ortaya çıkmış, daha önce yaptığı muhteşem (!) konuşmaların üstüne bir de laikleri darbe destekçisi durumuna düşürmeye çalışıyor. Bugünlerde Avrupa ve ABD’de destek bulacak sözler doğrusu... Yine tam isabet. Arkadan kendisinin de laikliğe önem verdiğini söylemesine ne demeli onu kestiremiyorum.

Başbakan Erdoğan göz göre göre, gerçeğin olanca farkına rağmen “Anayasayı elbette siyasiler hazırlar” dedikten sonra zaten Anayasa’nın halk oyuna sunulacağını söylüyor.

Tanımlara, kelimelere takla attırılan, tüm kurum ve denetim organlarının etkisiz hale getirildiği, uzmanların bile içinden çıkamadığı değişiklikleri halk oyuna sunsanız ne olur, sunmasanız ne olur?

Burada bir kez daha tekrarlayalım; Anayasa ile bir toplumun yaşam tarzı, kuralları, gelenekleri, bugünü ve geleceği çok kısa sürede tümüyle değişebilir. Anayasa toplumlar için hayati önem taşır. Onun için sıkılmadan izlemeliyiz.

SİYASİLER HAZIRLAMAZ, SADECE OYLAR!

Devre dışı bırakılan birçok hukuk otoritesine göre Başbakan’ın “Anayasayı elbette siyasiler hazırlar” sözü yanlıştır. Anayasayı üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin, uzmanların ve her kesimden temsilcilerin bulunduğu gruplar, özel meclisler hazırlar. Siyasiler ise üzerinde uzlaşılan değişiklik metnini Meclis’te tartışır ve oylar, gerçek budur.

Benzer bir gerçek “Türkiye’de ilk kez sivil anayasa hazırlanıyormuş” saptırması için de mevcuttur. Türkiye 1921’de savaş ortamında sivil anayasa yapmış, 1924’te bir başka sivil anayasa gerçekleştirmiş bir birikime sahiptir. 1961 Anayasası bile siviller tarafından hazırlanmıştır ve tek eksiği de “DP’nin devamı olan AP’den temsilcinin bulunmayışı” olarak bilinmektedir.

Anayasalar eğer bir devrim veya darbe sonrasında olduğu gibi sıfırdan başlatılıp yeniden yazılmıyor, sadece üzerinde değişiklik yapılıyorsa “Tali Kurucu İktidar”ın yapacağı değişiklikler bazı kurallarla sınırlıdır ki bunların biri “Anayasa’nın kurucu felsefesiyle bağlı oluşu”, diğeri ise “değişmez denen ilkelerle bağlılığı”dır.

Oysa yeni Anayasa’da (şu anda öyle değilmiş gibi yansıtılsa da) kurucu felsefeden, değişmez ilkelere kadar her şey değiştirilmek isteniyor.

Yani daha olayın başında Anayasa değişikliği şartları ortadan kaldırılıyor.

PARTİ ANAYASASI MI?

Eğer bu yapılacaksa sadece toplumun şartlarını, ihtiyaçlarını bilen, ona anayasa hazırlamak üzere kendi içinden oluşturulmuş bir “kurucu meclis” gereklidir ve kurucu meclis bazı meslektaşlarımızın dediği gibi askerlerden oluşmak zorunda filân değildir. Bal gibi sivil ve her kesimi temsil eden bir kurucu meclis Anayasayı hazırlayabilir.

Şu anda yapılan ise sivil Anayasa adı altında bir parti anayasası hazırlamaktan farksızdır.

İktidar partisi kendi belirlediği 6 kişiye gizlilik içinde Anayasa’yı sıfırdan, yeni bir felsefeyle hazırlatıyor. Sonra parti meclisi tartışıyor. İnternette açıklanıyor. Ve halk oyuna sunulacak deniyor.

AKP geçen dönemde hangi konularda sıkıntı çekmişse onları ortadan kaldıracak bir taslak hazırlattı.

Ne kadar reklâm yaparlarsa yapsınlar yeterince tartışılmadan kabul edilmesi Türkiye’de çok ciddi sorunlar yaratacaktır. Ve herhalde sivil toplum örgütlerine kulak asmayan ilk sivil Anayasa olma özelliğini de taşıyacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR