Meclis Başkanı Köksal Toptan gazetecilerin “DTP’nin ifade vermeye gitmemesi” ile ilgili “Siz çok uğraştınız ama Eylül’e ertelendi. DTP’nin de üzerine düşeni yapması gerekmiyor mu” sorusuna “Kesinlikle gerekiyor. Tahriklerden kaçınmaları gerekiyor. Sonuç itibariyle bir Anayasa düzenlemesi var, bir mahkeme kararı var, herkes üzerine düşeni yaparsa sorun çözülür, kabadayılıkla olmaz” cevabını vermiş. Ayrıca DTP’nin “devam eden terör”le ilgili tutumu hakkında da net açıklamalar yapmış.
Bu konuşmaya karşılık Ahmet Türk’ün cevabı ise şöyle: “Biz kabadayılık yapmayız, hukuksuzluğa karşı çıkıyoruz. Barışçıl demokratik sürecin geliştirilmesi için her türlü çabayı sürdüreceğiz. Herkes elini taşın altına koysun...”
Türk ifade alınmasıyla ilgili hukuksuzluğa karşı çıktıklarını söylüyor ama kendisi ve partisinin Anayasa’yı ve yargı kararlarını hiçe sayar görüntüde olduklarına hiç değinmiyor. Acaba herkes “terörü ve teröristi övme, terör örgütünün sözcüsü olma, Türkiye’nin haritasını değiştireceklerini söyleme” hakkına mı sahip olmalı? Toplum bir yandan şehitler verirken bir yandan “Roj TV’nin ayaklı yayını” benzeri sözleri her gün DTP’den mi dinlemeli, istedikleri bu mu?
Ayrıca onlar suçlarını biliyorlar, iddianame ortada... Bu ülkede asıl hukuksuzluk “suçunu bilmeyen insanların cezaevine tıkılmasıyla, suçunu bilenlerin ise tıkılmamasıyla yaşanıyor. Bu durumda dahi generalleri tutuklanan TSK “Biz yargıya saygılıyız” demeyi sürdürüyor. Haydi dokunulmazlık nedeniyle en ağır suçları işlemiş siyasetçiler bile cezalandırılamıyor ama hiç değilse ifade vermeleri neden hukuksuzluk oluyormuş? Asıl hukuksuzluk bu ayrıcalığı sağlayan dokunulmazlığın ta kendisidir.
Bir de Türk’ün “barışçıl demokratik süreç” ve “elini taşın altına sokma” ifadeleri var. Acaba Ahmet Türk hangi barışçıl süreçten bahsediyor, iki gün önce 6 askerin kalleşçe öldürülmesinden mi yoksa daha önceki 10 askerden mi? Ortada barış süreci filan yok, sadece Karayılan’ın çekinmeden “Ya devlet istediklerimizi kabul eder, ya da Güneydoğu’da savaş çıkar” tehdidini yaparak sürdürdüğü kanlı terör eylemleri var... Elini taşın altına sokması gerekenler ise kendileri, yani DTP... Hem de askerlerimizin uzaktan kumandalı mayınlarla katledildiği asfalt taşlarının altına sokmaları bekleniyor.
Devamlı methettikleri terör örgütüne silah bıraktırsınlar da görelim. Durup dururken kalleşçe, karşısına çıkacak yüreği bile gösteremeyen teröristler tarafından evlatları öldürülen anaların ağıtları, gözyaşları dinmeden, arkadan yenileri gelmeden yapsınlar mert ve dürüstlerse, haydi!
Yoksa lâfla peynir gemisi yürümez, kimse de bu “timsah” gözyaşlarına, mesajlarına inanmaz.
BAŞBAKAN HANGİ SORULARI CEVAPLAMALI?
Hükümetin; Başbakan’ın, İçişleri Bakanı’nın cevap vermesi ve halkı aydınlatması gereken çok soru var, hatta o kadar çok ki hemen başlasalar bitmesi günler sürer. Onun için de hiçbirini cevaplamıyorlar olup bitiyor. Ama tabii biz soruları “yüksek sesle” sormaya devam edeceğiz. Görevimiz unutturmamak ve halka açıklama zorunluluğu olduğunu siyasetçiye kabul ettirmek. Mesela “terör örgütünün muhatap alınması ve son terör olayı” sorgulanacak, mesela Deniz Feneri davasının “asıl faillerinden” olduğu bildirilen RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın “Başbakan arkamda, öyle olmasa bu koltukta oturabilir miydim” sözü sorgulanacak. Ve daha birçoğu...
Bu hafta Her Açıdan’da son olarak 6 şehit verdiğimiz terör saldırısından başlayarak “terörde gelinen nokta”yı, devlet adına yapılan yanlış açıklamaları ve yanlış politikaları, yine yolsuzluk, hukuksuzluk ve her şeyi konuşacağız.
Programa; DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Emekli Büyükelçi İlter Türkmen, Araştırmacı Yazar Aytunç Altındal, Bilkent Ün. Siyaset Bilimi Bölüm Başkanı (ve Sosyal Bil. Fak. Dekanı) Prof. Dr. Metin Heper ile Marmara Ün. Ekononi Prof. Dr. Osman Altuğ stüdyoda, Emekli Orgeneral Necati Özgen ise telefonla katılacaklar. 31 Mayıs Pazar, öğlen 12.30’da... Yine bilmediğiniz çok şey öğreneceğinizi, merak ettiğiniz soruların net cevabını bulacağınızı unutmayın. Bekleriz!
*****
TSK NASIL BULAMIYOR?
Okurumuz Lütfü Aydoğan dün yazıma gönderdiği yorumda birçok vatandaşın merak ettiği soruyu sormuş: “PKK lideri Karayılan Türk ve yabancı gazetecilere konuşup duruyor. TSK nasıl oluyor da bu adamı ininden çıkarıp yakalayamıyor?”
Çok haklı ve yerinde bir soru, TSK Kandil için “BBG evi gibi her şeyi görüyoruz” dememiş miydi, oraya yapılan operasyonlarla terörist kamplarını yok ettiklerini açıklamadılar mı, nasıl BBG evi ki bu misafirhane gibi çalışıyor, dünyaya mesajlar, emirler gönderiyor, askerlerimiz arka arkaya öldürülüyor da ordu eli oklu bağlı oturuyor? TSK’dan önce bu konuda, sonra da askerlerin mayınlı yollara “mayın dedektörü ile taranmadan” nasıl gönderildiği ile ilgili açıklama bekliyoruz.

