“Kafayı yemek” bu olmalı!

Cuma (8 Eylül) gününden bu yana devam eden “Kur’an’da tesettür/türban”la ilgili yazılarıma okurlarımın gösterdiği takdir ve ilgiye, gönderdikleri okuyamayacağım kadar çok mektuba teşekkür ediyorum

Haberin Devamı

Cuma (8 Eylül) gününden bu yana devam eden “Kur’an’da tesettür/türban”la ilgili yazılarıma okurlarımın gösterdiği takdir ve ilgiye, gönderdikleri okuyamayacağım kadar çok mektuba teşekkür ediyorum.

Önce din konusunda bilgisi olan ve aynı konuda sık sık yazan meslektaşlarım Ahmet Hakan (bu arada öğrenmiş oldum; isminin tamamı Ahmet Hakan Çoşkun’muş) ve Ruşen Çakır’a, sonra da Diyanet İşleri’ne sorduğum sorular Cumhuriyet Gazetesi’nden Prof. Emre Kongar’ın da katılımıyla güzel bir polemik olarak sürdü.

Ahmet Hakan -ki bu arada dün yazdığı yazıya da teşekkür ediyorum- Kur’an’daki ilgili surelerde “Emrin nerede olduğu” sorusuna yine hiç girmese de kendince ilkeler açısından bir cevap verdi. VATAN yazarı değerli meslektaşım Ruşen Çakır en çok “türban/din/inanç” yazanlardan biri olmasına rağmen bu soruyu hiç üstüne alınmadı.

Şimdi Diyanet İşleri’nin, birçok ayeti, sureyi baştan aşağı yeniden yorumladığı gibi Nur ve Ahzab surelerinin de doğru yorumunu, kelime kelime ele alarak topluma açıklamasını bekliyorum. Bu vazifeleridir.

Daha “satranç oynamak günah mı”, “Bir araziyi gasp edip ekene o mahsul helâl midir” gibi sorular da gelecek ama önce birinci soruyu açıklamaları gerekiyor.

MODERN KADIN UCUZMUŞ!
“Neden bu kadar gerekli” sorusunun cevabı Ali Bulaç’tan gelmiş bile. Efendim bu güne kadar gerçek düşüncelerini “gazeteci, aydın insan” kimliği altında gizlemeyi başaran Bulaç, radikal İslâmcıların teorisyenlerinden sayılan (tanım VATAN’a aittir) Mısırlı Seyyid Kutub’u anmak için -her nedense- İstanbul’da düzenlenmiş bir toplantıda konuşurken asıl kafa yapısını bir cümlede ortaya koyuvermiş:

“Bugün bilgi çok kolay ve ucuz ulaşılabilir hale geldi. Tıpkı modern kadın gibi. Modern kadına da bilgi gibi çok kolay ulaşılabilir”.

Böyle bir cümle kurabilen bir anlayışla aynı mesleği paylaşmak bile çok üzücüdür.

Evet, ortada bir ucuzluk var ama bu ancak gazeteciliğin, yazarlığın fazlasıyla ucuzlaması olmasın? Bu kadar sığ ve anlamsız konuşmalar yapmamak da basın mesleğinin ilkelerinden sayılmalıdır.

Ali Bulaç; eğitimli, kendini geliştirmiş, erkeklerle eşit şartlarda çalışan ve yaşayan, okuduğunu anlayan, anlatmayı bilen “çağdaş kadın”ları magazin programlarında görülen değerlerini şaşırmış bazı kadınların imajıyla karıştırıyor olmalı.

“Modern olmayan kadın” hangisi oluyor bu durumda? Tesettüre girmiş olanlar veya kara çarşaflılar mı?

İşte bu anlayış nedeniyle, evliyken kocasını başkasıyla aldatıp ondan çocuk doğuran kadın (haberi hatırlayacaksınız), olay ortaya çıkar çıkmaz kafasına bir eşarp dolayıvermiş böylece bütün toplumun kınadığı macerasını mazur göstermeye çalışmıştır.

Kafanın, namusun örtüyle ilgili olduğunu iddia edenlere güzel bir örnekti bu...

Ali Bulaç ve onun gibi sığ düşüncelere sahip kişilerin, Kur’an’daki “örtülerini yakalarının üzerine salsınlar” veya “dış örtülerini üzerlerine yaklaştırsınlar” önerilerinin (emir değil) kadınları taciz eden ucuz erkekler nedeniyle indiğini hatırlamaları şarttır.

Bugün ise, hukukun olduğu dünyada bu tür tacizlerin ağır cezaları var. Akıllı, eğitimli, çağdaş modern kadınlar kendilerini korumayı da biliyor ve başarıyorlar.

Keşke saygısızlığın da ağır bir cezası olsaydı!

*****

Bunu okumak lâzım!
İstanbul Yayınevi bana “Ahmet Hakan’a bir soru başlıklı yazınız üzerine, ilginizi çekeceğini düşündüğümüz...” diyerek bir kitap göndermiş:

“Uydurulan Din ve Kur’an’daki Din”... Kur’an Araştırmaları Grubu tarafından hazırlanmış olan ve 6.baskısını yapan kitap gerçekten çok aydınlatıcı görünüyor. Özellikle uydurma hadislerin ne kadar yanıltıcı ve tehlikeli olduğunu, anlatma açısından...

Merak edenlerin (bence herkesin) okuması iyi olur.

İnternette: www.kurandakidin.net adresinden de bilgiye ulaşmanız mümkün.

DİĞER YENİ YAZILAR