Bugüne kadar “laik sistemin korunması” adına herhangi bir dinî kıyafete izin verilmemesine karşı çıkarken AKP’nin ve onu kayıtsız şartsız destekleyen medya kesiminin en çok kullandığı laf “örtülü kızların onuruyla oynanması” idi...
Diğer kamu alanlarında okul ve devlet dairelerindeki (çalışanlara) yasak için de aynı şeyi söylüyor, buna kadınların “dışlanması, itilip kakılması” gibi deyimler yakıştırıyor ve hep “onur kırılması”ndan söz ediyorlardı.
Oysa eğer bu çaba yalnızca imam hatiplerde okuyan (ve Milli Eğitim’e bağlı olmasına rağmen her nasılsa okul formaları bile yerlere kadar tesettür kıyafeti olan) kızlar için değilse ve arkadan ilköğretim ve liseler, devlet daireleri gelmeyecekse, zaten liseyi başı açık bitiren kız öğrencilere bir 4 yıl daha böyle okuyup eğitimlerini bitirmeleri “devletle kavga”ya veya siyasi partilerin bu konuyu istismarına fırsat vermemeleri anlatılabilirdi. (Bundan önceki iki Diyanet İşleri Başkanı’nın kızları da üniversiteyi aynı şekilde bitirdi.)
Hatta istense dinî açıklaması bile yapılabilir “Nur Suresi nedeniyle örtünüyorum” diyen ama 18 yaşına kadar örtünmeden okumuş olan öğrencilere Nisa 59’daki “devlete itaat” emri de hatırlatılabilirdi. Ama bunlara hiç değinilmedi ve sadece “kadınların dine uyma hakkı ile onuru”nu korudukları, kamusal alanda dinî kıyafet yasağının ise kadına karşı haksızlık ve dahi şiddet (Başbakan Erdoğan “hanımlara erkek spiker olmaz” dediği gün yaptığı konuşmada “şiddet” kullandı) olduğu empoze edildi.
Aynı kadınlara devlet işlerine, alanlarına din, ibadet bir kez girdi mi sonunda saçını gösteren başörtüsü, renkli başörtüsü (veya çarşaf) takan kadınların din polislerince takip edilip tutuklandığı, kırbaçlanıp hapsedildiği ülkelerdeki rejime varmanın kolay olacağı, örneklerinin birçok ülkede görüldüğü anlatılmadı.
Bugün kadınlara din kuralı diye her tür baskının dayatılmadığı tek Müslüman çoğunluklu ülke olarak Türkiye’nin kaldığı, bunun da laiklik sayesinde olduğu iyi niyetle açıklanmadı.
Bizler yapmaya ve kadınlar üzerinden siyasi amaçla dini kullananları engellemeye çalıştıkça “dine karşı, türbana karşı” diye suçlandık.
ERKEK SPİKERİ YASAKLAYAN NASIL OKUTACAK?
Ve şimdi örtülü kızların yalnız üniversiteye girmesini değil, okullarda ve devlet dairelerinde de tesettüre izin verilmesini “buna izin vermemek onur kırıcıdır, şiddettir” diyerek isteyen ama aynı zamanda “siyaset ve iş alanında kadın kotasını” da kadına saygısızlık sayan anlayışın, Başbakan Erdoğan’ın ağzından “hanım toplantılarında erkek spiker olmaz”ı dile getirdiğini görüyoruz. (Erkek başbakan olabiliyor, o başka!!)
Peki asıl bu o kadınlara en büyük hakaret, en onur kırıcı söz ve cinsiyet ayırımcılığı değil midir?
Başbakan “Ben kadın spikerler kazansın, onlara fırsat verilsin demek istedim” açıklamasına gidebilir ki, o zaman da bu bir “kota”dır, kendi deyişiyle “kadına saygısızlık” yapılmış olur. Kadınlar erkeklerin bugüne kadar her alanda yaptıkları gibi böyle bir cinsiyet ayırımcılığını da akla getirmez, istemezler.
Peki o zaman ne gerek var “Daha önce defalarca söyledim, aferin size sözüme uymuşsunuz. Hanım toplantısında erkek spiker olmaz” sözüne?
Bu baskı, hem de bir genel başkan, başbakan tarafından niçin yapılıyor?
Bu emrin, bu baskının İran’da kadınlara “stadyumlarda erkeklerle yan yana oturmayacak, erkek futbolcuların bacaklarını da görmeyecek” diyerek stadyuma girme yasağı getirilmesinden ne farkı var?
Haydi Erdoğan bunu açıklasın, ne farkı var?
Erkek spikeri dinlemesi için bile güvenilmeyen, bu bile sakıncalı görülen kadınlar üniversitede erkek arkadaşlarla nasıl yan yana okuyup, erkek hocaları dinleyecek?
Devlet dairelerinde nasıl birlikte çalışacak?
Hepsini harem-selamlık yaparak mı çözüm bulacaklar?
Başbakan Erdoğan tek bir konuşmada ortaya çıkan çelişkileriyle kadınları ne kadar güvenilmez gördüklerini (erkeklere güvenemiyorlarsa onları terbiye etsinler) ve gerçek niyetin ne olduğunu anlatmıştır.
Herkes, özellikle “kadın onuru”nu diline dolayanlar dikkatle düşünsün artık...
Kadın onurunu daha fazla kıracak bir şey olmadığını unutmadan!
“Kadınların onuruyla oynamak” asıl budur!
Haberin Devamı

