Kadınları kadından çok savunanlar!

İyi malzemedir kadınlar siyaset için... Tüm kural ve yasalar kadını ezmek, onu devre dışı bırakmak üzere konur ve korunurken bir yandan da "kadının kamusal alandaki türban özgürlüğünü" dile dolayarak oylarınızı arttırabilirsiniz

Haberin Devamı

İyi malzemedir kadınlar siyaset için... Tüm kural ve yasalar kadını ezmek, onu devre dışı bırakmak üzere konur ve korunurken bir yandan da "kadının kamusal alandaki türban özgürlüğünü" dile dolayarak oylarınızı arttırabilirsiniz.

Din, inanç hassas konulardır, aslında bunu yapan siyasetçilerin eşlerine baktığınızda onların özgürlüğünün sadece davetlerde, seyahatlerde ve sadece eşlerinin yanında olma, "filancanın eşi olma" özgürlüğü olduğunu görürsünüz. Özel kuruluşlarda, şirketlerde "dini simge kısıtlaması" olmamasına rağmen çalışmazlar. Tek rolleri, onlara erkekler tarafından biçilen "anne ve eş" rolüdür.

Osmanlı'da böyleydi, bugün de durum değişmemelidir...

Ama kadının türbanla kamu kurum ve kuruluşlarında çalışma hakkını cansiperane savunurlar. Kadınların, örneğin kadın milletvekillerinin sesi çıkmaz, kavgayı yürüten, bunun siyasetini yaparak rant bekleyen hep erkeklerdir. Çünkü rant, zaten erkeğin hakkıdır, kadın sahnede bile yoktur aslında...

İslâmî rejimle yönetilen ülkelerde de kurallar (içki dışında) hep kadınla başlar, kadınla biter. Yönetimi değişen İran'da, önce kadınlara renkli eşarpların, gözlüklerin yasaklanıp tekrar karaçarşafa dönülmesi de bunun son örneği değil midir?

Türkiye 160. sırada
Türkiye dünya kadın milletvekilliği liginde 160. sırada (dün gelen haber gündeminden...)

Şimdi dikkat edin: Uganda, Zimbabwe, Rwanda ve Irak'ın da kadın milletvekili oranı Türkiye'nin üstünde...

Türkiye'de kadın milletvekillerinin Meclis'teki oranı yüzde 4.4 iken Rwanda'da oran yüzde 48.8 (80 milletvekilinin 39'u kadın)...

Şimdi bir kadın bürokrat okurumun mektubundan cümleler aktaracağım -ki dün gazetelerde yer alan "Emekliliğe zorlanan bürokratlara verilen garip görevler" haberiyle de örtüşüyor-.

"Ben yıllardır Gümrük Müsteşarlığı'nda çeşitli dış ilişkiler kademelerinde çalışmış, yurtdışında da ülkemi başarıyla temsil etmiş bir kadın müşavir olarak kızak görevdeyim. Size yazmamın şahsi olayımla ilgisi yoktur, benim gibi, kadın-erkek yüzlerce bürokrat şu anda kızakta bekletiliyor ve bir de sanki bu durumu kendileri istemiş veya haketmiş gibi bankamatik memurluğu sıfatıyla horlanıyorlar; oda/masa verilmiyor, alenen emekli olmaları isteniyor, sıradan memurlara izlettirilip hakkında cezai uygulamalar yapılıyor..."

Bunları söyledikten sonra da asıl soruya geliyor kadın bürokrat:

"Devlet kademesinde yıllardır canla başla çalışmış veya kariyerlerinin başında yükselme umuduyla belki de erkek meslektaşlarından daha fazla gayret gösteren, çalışkan, bilgili, eğitimli kadın bürokratların durumunu hiç incelediniz mi acaba? Bu Hükümet kaç tane orta ve üst düzey kadın bürokrata fırsat tanımıştır ve onları değerlendirme yoluna gitmiştir?

Atamaların içindeki kadın sayısının istatistiği var mıdır?"

Meclis istatistiği elimizde, şimdi de bürokrat atamalarınınkini istiyoruz. Kadın hakları konusunda pek duyarlı olan ama istediği kanunları (meselâ Erbakan'la ilgili olanı) şıpın işi çıkarıverdiği halde her nedense Medeni Kanun Mal Rejimi'ni bir türlü düzeltmeyen, Ceza Kanunu'nda ise geri adım atarak verilen kadın haklarını tersine çevirme yolunda olan Hükümet bu istatistiği de açıklarsa aydınlanmış olacağız.

Sus, konuşma!
Daha önce de yazdım ama olay sık sık başımıza geldiği için tekrar hatırlatma gereği duyuyorum. Yazdığımız yazıları yalanlamanın en kolay yolu tekzip göndermek... Böylece muhatap kişi ve kuruluşlar, zahmetsizce, yazıların gerçeklere uymadığını anlatmak için küçük parmaklarını kıpırdatmadan, istedikleri hakareti de tekzip içeriğine ilave ederek işin içinden sıyrılıyorlar.

Oysa bu tekziplerin gönderilmesi için "yalan olduğu iddia edilen" haber ve yazılardaki yalanların ortaya konması gerekir. Aksi, basının toplumu bilgilendirme özgürlüğünü elinden almak anlamına gelir. Ki yapılan da bu.

Ben yazılarımda yalan olmadığına eminim, yalanlanamayışlarının, sadece yuvarlak, slogan cümlelerle geçiştirilmelerinin nedeni budur.

Hele kendi yazdıkları, (hem de Türkiye'ye kin duyan, hakaret kusan insanlara yazdıkları) metinleri ortaya çıkaramayanların başkasının yazılarına suç bulmasına, hakaret dolu ifadelerle tekzip göndermesine ancak güler geçerim. Ve bu sözleri de söyleyenlere iade ederim.

Her zaman sonuna kadar yazılarımın arkasındayım, bilmenizi istedim zira çok yakında bir tane daha geliyor.

Bu oylamaya katılın!
Amerika'da PBS televizyon kanalında Ermenilerin hazırlattığı "Soykırım Belgeseli'nin tek
yanlı olarak gösterilmesi üzerine Türklerin cevaplarının Public TV'de yayınlanması gündeme
gelmiş. Bunun için bir oylama yapılıyor.

Aşağıdaki bağlantıyı açıp "YES" oyunuzu verin.

http://www.msnbc.msn.com/id/12412125

DİĞER YENİ YAZILAR