Yirmibirinci yüzyıl Türkiye'sinde sorulması gereken bir soru bu; Kadınlar Günü nedir, neden kutlanıyor?
Zira gördüğüm kadarıyla neredeyse Anneler Günü gibi çiçekli kutlamalar yapıp birbirimizi tebrik edeceğiz... Belediyeler caddelere "Vatandaşlarımızın Kadınlar Günü'nü kutlarız" mesajları asmışlar. Oysa Kadınlar Günü sadece toplumları kadının demokratik hakları konusunda bilinçlendirmek, aydınlatmak ve motivasyonu hızlandırmak amacıyla yaygınlaştırılan bir "dayanışma günü"dür. Toplantı, panel ve yürüyüşlerle toplu tepkiler oluşturma ve bunu yönetimlere duyurma günüdür. Kutlanmaz!
Nasıl ortaya çıkmış, kısaca hatırlatayım: 8 Mart 1857'de New York'ta tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadın düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve ağır iş koşullarını protesto için grev ve yürüyüş yaptılar. Polis kadınları dağıttı.
Tam 52 yıl sonra Kopenhag'da düzenlenen Kadın Sosyalist Enternasyonel toplantısında 8 Mart 1857'de New York'ta başlayan kadın dayanışma ve mücadelesinin her yıl Kadın Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı. 1977 yılında Birleşmiş Milletler 8 Mart'ı "Kadın hakları ve uluslararası barış günü" olarak kabul etti.
Gayet de iyi yaptı, en medeni ülkelerde bile hâlâ haksızlıklarla karşılaşan dünya kadınları dayanışmayı öğrendi. Uluslararası "Kadına karşı her türlü ayırımcılığı önleme" anlaşmaları, dünya kadın konferansları, eylem platformlarıyla kadınlar eşitlik haklarını almaya başladılar.
Yasalar önemli!
70'li, 80'li yıllarda birçok batı ülkesinde kadının cinsel özgürlüğünü kazanmasına "bağımsız ve eşit birey olmanın birinci şartı" olarak bakılması Türkiye'ye de yansımış, özellikle kadın dergileri kadın haklarını "erkeğe tanınan tüm özgürlüklere kadınların da sahip olması" olarak gören bir "hard feminizm" anlayışını beş on yıl içinde Türk toplumuna benimsetme olarak ele almışlardı.
Ben bu tür gelişmelerin birden bire, dayatmayla, kısa sürede olmasının hatalı sonuçlar vereceğine, ani ve hızlı bir geçişin yanlış algılamalara, değerlerin tümüyle yitirilmesine yol açacağına inananlardanım. Bu nedenle, gazeteciliğe ilk başladığım yıllardan bu yana eşitliği "Yasalar önünde eşit haklara sahip olma" olarak görmüş ve Medenî Kanun ile Türk Ceza Kanunu' nda kadınlara ikinci sınıf vatandaş ayırımcılığı yapan maddelerin değiştirilmesi için çalışmışımdır.
Eğer New York'ta veya İsveç, Rusya gibi ülkelerde olduğu şekilde etkin bir kadın dayanışması Medenî Kanunun değiştirildiği günlerde Türkiye'de olabilseydi bugün bir değişikliğe daha gerek kalmayacaktı. O gün oylamada kadın milletvekillerinden Meclis'te olmayanlar vardı. Tansu Çiller bile orada değildi.
Oysa erkekler tam kadro mevcuttular.
Neyse ki TCK değişiklikleri topluma yayılabildi. (Devam edecek)
Bol paralı meslekler!
Haşmet Babaoğlu Cumartesi günkü yazısında bir başka yazardan alıntı yapmış, onun sözlerine hak verdikten sonra yazısını tamamen zıt bir görüşle bitirmişti ki bence doğru olan kendisine ait görüştü.
Alıntı yaptığı meslektaşımız "Türkiye'de son 40 yılda Bülent Ecevit dışında hangi başbakan milletvekili maaşıyla geçindi ki?" diye sormuş ve Süleyman Bey'in Rolex saatini, Tansu Hanım'ın yalı masraflarını hatırlatmıştı.
Haşmet Babaoğlu'na göre yazar haklıydı ama şunu da sormak gerekiyordu: "Geçmişteki örnekler nasıl olursa olsun Tayyip Erdoğan'a siyaset 'işi'ni gerektiği gibi yapmak, siyasi erikte önemli bir başlangıca imza atmak üzere ticari faaliyetlerini bırakmak yakışmaz mı? Türk halkı böyle başbakanlar tarafından yönetilmeyi hak etmiyor mu?" Taşların yerine oturması için bizim de zaman zaman beyin fırtınası yapmamızın yararlı olacağına inanırım ben. "Golü at, bırak" o değil yani.
Ortada çok fazla "anlaşılmayan nokta" var. Örneğin; Rolex saat, Gucci, Prada ayakkabı veya yalı masrafları eğer alın teriyle ve hak edilmiş işlerle kazanılmış paralarla ödeniyorsa kimse bunu sorgulayamaz. Herkes parasını istediği şekilde harcama özgürlüğüne sahiptir. Biri dünya seyahatine çıkar, diğeri Gucci ayakkabı giyer veya ikisini birden yapar imkânı varsa. Demirel Rolex saatini mühendis olarak çalışsa da alabilirdi örneğin. İki kişilik bir ailenin bu gücü vardır. Kaldı ki başbakan olmadan önce de iyi bir yaşam standardına sahipti. (Bu da devam edecek)
Kadınlar Günü nasıl bir gün?
Yirmibirinci yüzyıl Türkiye'sinde sorulması gereken bir soru bu; Kadınlar Günü nedir, neden kutlanıyor?
Haberin Devamı

