Kadının soyadı neden önemli!

Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in "kadınların kızlık soyadını kullanması" konusunda, Bakanlığı'ndan yapılan açıklamanın tam aksine bir açıklama yapması ve AİHM'nin bu konudaki kararını desteklediğini söylemesi iyi oldu

Haberin Devamı

Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in "kadınların kızlık soyadını kullanması" konusunda, Bakanlığı'ndan yapılan açıklamanın tam aksine bir açıklama yapması ve AİHM'nin bu konudaki kararını desteklediğini söylemesi iyi oldu.

Onun açıklaması üzerine ben de aynı gün yayımlamayı düşündüğüm ama deprem konusuna öncelik vererek bir gün ertelediğim "Adalet Bakanlığı'na adaleti kim öğretecek" başlıklı yazımı hemen değiştirdim.

Bakan Çiçek çok, çok önemli bir cümle söylemiş: "Eğer uluslararası sözleşmelerle bizim yasalarımız çelişirse sözleşme uygulanır."

Bu durumda "erkeğin soyadının mutlaka kullanılması" doğal olarak eşitliğe aykırı bir durum yarattığı ve sözleşmelerle çeliştiği gibi Medeni Kanun'un Mal Rejimi'nde kadın nüfusu ikiye bölüp, 17 milyon kadının yasadaki olumlu gelişmeden yararlanmasını önleyen "Yürürlük maddesi" de aynı durumu yaratmaktadır. Halen evli olduğu halde aynı yasadan yararlanamayan kadınlarla bu kez hem erkekler hem de kadın nüfusun diğer yansı arasında eşitsizlik yaratılmıştır.

Ayrıca, "soyadı" ile ilgili yasa hakkında Bakanlık'tan yapılan açıklamada "Soyadı seçme görevi ve hakkı evlilik birliğinin başkanı kocaya aittir (...) Yasak koyucu eşlerden birine öncelik tanımıştır" sözlerinde de hata var. Yeni Medeni Kanun "aile reisi" kavramını ortadan kaldırıp demokratik bir aile yapısını benimsemiş ve hiç kimseye özel haklar vermemiştir. 'Yasak koyucu" ise herhalde "yasa koyucu" olmalıydı.

Bakan'ın bu açıklaması; evlendikleri zaman babanın kütüğünden kocanın kütüğüne transfer olan, soyadı ile birlikte tüm kimlik kartları, belgeleri, kredi kartları değişen, ayrılacak olursa yeniden baba kütüğüne dönen, yeniden evlendiğinde bütün işlemlere baştan başlayan kadınlar için son derece memnunluk verici.

Kadın hukukçular, çocukların da, sanki annenin varlığı önemsizmiş gibi babanın soyadı ile onun soyuna ve kütüğüne ait olduğunu, bu eşitsizliğin ortadan kalkması için Avrupa ülkelerinde kimlik kartlarında babanın adının da bulunmadığını söylüyor ve "çocuklar" konusunun ele alınmasını istiyorlar.

Yukarıdaki düzeltmeleri yapmak için Medeni Kanun'a mutlaka geri dönmek gerekecek.

Beyoğlu'na yeni bir nefes; biriki...
Kim sevmez ki İstiklâl Caddesi'nde yürümeyi, bir kafede, muhallebicide oturmayı, kitapçılarında zaman geçirmeyi... İstanbul'un en özel semtlerinden biridir Beyoğlu ve umuyorum sonsuza kadar da böyle kalacak.

Korunabilirse; bugün olduğu gibi güzel köşeler eklenerek gelişip aynı zamanda tarihi, otantik havası da kaybedilmezse... Neyse ki bu konuda kesin bir kararlılık söz konusu, sevindirici bir kararlılık!

Örneğin bir süre önce yemlenerek açılan Markiz Pastanesi ve hemen yanında güzel restoranları, mağazalarıyla Markiz Pasajı'nın İstiklâl Caddesi'ne önemli bir katkısı oldu. Markiz, aynen eski İstanbul'da olduğu gibi, son derece popüler ve orijinal yapısını koruyan keyifli bir mekân. Pasaj ise şık, modern ve eğlenceli bir dinlenme-alışveriş merkezi.

Geçen Çarşamba akşamı caddede dolaştıktan sonra Markiz Pasajı'na gittim. Tam girişte açılan "biriki" isimli 'Cafe-Restoran'ı görmek için... İyi ki gitmişim, size de önerebilirim. Daha önce Armani Cafe'nin genel müdürlüğünü yapan Kerem Suner'le Zeynep Moroğlu'nun birlikte açtıkları biriki'nin çok hoş ve rahat bir atmosferi var. Yemekleri, mezeleri çok lezzetli. Benim için enteresan olan farklı, rastlanmamış tatları bulabilmek ve burada Çin'den, İtalyan'a, Türk'ten Belçika yemeğine, mönüde her türlü farklı lezzet mevcut.

Eh, güzel müzik, güzel yemek, sıcacık bir ortam, daha ne İstersiniz? Saatlerin nasıl geçtiğini anlamadım.

Beyoğlu'nun göbeğinde yeni bir nefes Markiz Pasajı ve biriki... Mutlaka gidin, hele hiç gitmediyseniz hemen.

Bana hak vereceksiniz.

Hünkar
Bu arada, yemekten, restorandan söz etmişken Nişantaşı, Abdi İpekçi Caddesi'ndeki Hünkârı da size hatırlatmadan geçemeyeceğim. Daha önce şöhretini çok duymuş olmama rağmen arkadaşlarımın İsrarı ile birkaç hafta önce gidebildim. Bence de tarif edilir gibi değil, müthiş bir şey!

Feridun Bey'in yemeklerinin lezzetini gördükten sonra her yıl mutlaka kendi el lezzetimle pişirdiğim yılbaşı hindimi de bu yıl onlara sipariş ettim.

Çok güzeldi çok...

Hünkâr'a gidin ve kadınbudu köfte ile zeytinyağlı lahana dolmasının tadına bakmayı da unutmayın.

Fiyatlar yüksek değil, merak edenlere onu da söylemiş olayım!

DİĞER YENİ YAZILAR