Kadına yumruk atan erkeğe ne denir?

Haberin Devamı


Herhalde düşünmüş taşınmış “ben bir şekilde ortaya çıkıp kendimi hatırlatayım” demiş ama bir bakmış “kadınlara şiddet uyguladığını gösteren olaylardan başka” kendini hatırlatacak hiçbir şey yok.

O yıllarda bol keseden dağıtılan ödüllerden kapmış kapmasına da dönemini iyi bilenler bile düşünseler “gerçek hayatta, kendisi kadar fiziki gücü olmayan kadınlara karşı kullandığı kabadayılığı” dışında hatırlayabilecekleri bir özellik bulamazlar sanıyorum. Yetenek açısından kendisine benzeyen (haydi isimlerini saymayayım) birkaç kıymeti kendinden menkul “bir sağ profil, bir sol profil, birkaç da çapkın bakış sallama” dan ibaret, görüntü ve poz fetişisti isimle birlikte uzun yıllar yaptıkları şeyi “sanat”, kendilerini “sanatçı” diye yutturdular.

Dünya sinemasında benzerlerini arasan belki ancak Clark Gable’ın “Rüzgar Gibi Geçti” deki Red Butler karakterini bulabilirsin ki bu bile Clark Gable’a hakaret olur.

Türk Sineması’nın o yıllarında da kadın-erkek çok iyi jön ve karakter oyuncuları (İzzet Günay, Ediz Hun, Sadri Alışık, Hulusi Kentmen, Kadir Savun, Ahmet Tarık Tekçe ilk aklıma gelenler) geldi geçti tabii ama kafayı sadece kabadayı görüntüsüne takmış olanlar bunlar arasında değildi.

Ve işte bu “kadın döven” Fikret Hakan -ki sadece bu olumsuz özelliği, karakter bozukluğu hiçbir konuşmasına değer vermemek için yeterlidir- yıllar sonra, 74 yaşında bir adam olarak çıkmış utanmadan sıkılmadan Türk halkına, bir ay evli kaldığı Hümeyra’yı nasıl yumrukladığını anlatıyor, “kıskançlıktan katil olmak” gibi bir sözle vahşeti doğal göstermeye, vahşete mazeret bulmaya çalışıyor. Lafı da nasıl bağlıyor biliyor musunuz

“Hatasız kul olmaz”mış.

Bunlara “hata” denemeyeceği gibi, yapana da “kul” denmez, “insan” denmez efendi.

Hümeyra bugüne kadar müzikte de, tiyatro sanatında da yeteneğiyle zirveye çıktı, takdir edildi, sevildi. Ama acaba kendisine yapılan insanlık dışı eylemin izlerini, hakkında yaratılan olumsuz imajı silebilmek için kaç yıl ve nasıl bir çaba harcadı, bu çok konuşan şahıs hiç düşündü mü, kafa yordu mu dersiniz?

Sanmıyorum, zira kendisinin tek şiddet ve kötülük eylemi bununla sınırlı değildir, bir başka kadın sanatçı ile de skandallı ve yine kadını mağdur eden bir kısa evlilik yaşadı. Daha sonra milletvekili de olan, şu anda ise hayatta olmayan bir kadına evlilik sözü vermişken, gelinliği hazırlanmışken onu başkasıyla aldatarak ortada bıraktı.

Kısacası Fikret Hakan hiç değilse artık sussun ve başarılı bir sanatçının ve Halil Ergün gibi yine Türk sinema ve tyatrosunun yüz akı sanata da insana da saygılı, dört dörtlük bir başka sanatçının adından yararlanarak kendini gündeme getirmeye çalışmasın.

Bu çabayı gördükçe yalnızca “bir kadına yumruk atan iri yarı, pala bıyıklı zavallılar” geliyor gözümüzün önüne!

DİĞER YENİ YAZILAR