Kadın programları kalkmalı mı?

Şiddete uğrayan kadınların içini dökebildiği, nadiren sorunlarına çözüm bulabildiği, toplumu da bir ölçüde bilinçlendiren programlardı yayından kaldırılanlar...

Haberin Devamı

Şiddete uğrayan kadınların içini dökebildiği, nadiren sorunlarına çözüm bulabildiği, toplumu da bir ölçüde bilinçlendiren programlardı yayından kaldırılanlar... Bu nedenle birçok kimse kararın doğru mu, yanlış mı olduğuna pek emin olamadı.

Peki acaba gerçekten doğru mudur bu kararlar?

Türkiye daha medenî, genelde kadınlara karşı bir nebze daha saygılı, konuşan kadını yasalarla ve sığınma evleriyle koruyabilen bir ülke olsaydı bu programların kalması daha doğru bir karar olurdu. Aynı formatta programlan ben daha önceden Amerika'da izlemiştim. Yani söylendiği gibi bu programlar ilk kez bizde ve "birilerinin buluşu" olarak ortaya çıkmamıştır.

Bununla birlikte Amerika'da da çözüm yerine, birkaç kişinin kavgasıyla sonuçlanıyordu programlar. Çünkü orada da hedef deformasyona uğramış, amaç toplumu "şiddeti, "ihanet'e, "yalan"a karşı bilinçlendirmek, kadınların insan haklarını savunmak yerine reytingi yüksek bir program yapmak haline dönüşmüştü.

Aynı şekilde bizde, Ayşe Özgün'ün çok daha önceden başlattığı programlar dışında olanlar, ezilen kadınlara yardım amacıyla yapılıyor gibi görünmelerine ve belki de gerçekten öyle başlamalarına rağmen sonuçta hemen hepsi "ne kadar kavga, ne kadar göz yaşı, o kadar reyting" durumuna gelmişti. Oysa kadın haklarıyla ilgili ve ezilen kadınların sıkıntısına, doğru anlamda çözüm getirecek programlara çok ihtiyaç var.

Meclisindeki kadın oranıyla dünyanın insan haklarında en geri ülkelerinin de gerisinde olan bir Türkiye burası...

Eğitimde, iş dünyasında, evde, toplumda hep "ikinci sınıf vatandaş" statüsünde görülen...

Yasal haklarına kavuşması için hâlâ mücadele verilen; taciz, tecavüz ve namus cinayeti tehlikesi altında yaşayan, hâlâ tecavüzcüleriyle evlendirilen, "namus için" denerek burnu kesilen kadınların ülkesi...

Maçolar sahnede!
Onun için kadın sorunlarını ciddi şekilde işleyen programlara ihtiyaç var. Medeni Kanun ve Ceza Kanunlarının yenilenme döneminde STK'lar, hukukçular seslerini yazılı basın sayesinde duyurabildiler. Onları konuşturacak, sorunları ele alacak pek az sayıda TV kanalı (CNN ve Habertürk gibi) çıktı.

Şimdi örneğin kadın hukukçular, Ecevit Hükümeti döneminde Medeni Kanun Mal Rejimi Yürürlük Maddesi'nin kasten hatalı çıkarılması sonucu bu kanundan yararlanamayan 17 milyon kadının hakkını aramak üzere yeniden harekete geçiyorlar. Avrupa Komisyonu'nün da düzeltilmesini istediği bu maddenin tekrar ele alınmasını, gündeme getirilmesini istiyorlar.

Medya toplu şekilde destek olsa Hükümet bu konuyu kısa sürede çözmek durumunda kalırdı. Zaten medya zamanında, yeterince İsrarlı ve devamlı yayın yapsa, toplu hareket edebilse ve izleseydi ne Medeni Kanun böyle çıkabilirdi, ne "namus cinayetleri" ne hafifletici neden getirilebilirdi, ne de TCK'nın basınla ilgili maddeleri bu şekilde kalabilirdi.

Kanaltürk şu anda, kadın sorunlarına ciddi şekilde eğilmeye kararlı olduğunu belirtecek şekilde Medeni Kanun'a bir programıyla sürekli destek veriyor. Konuyu uzmanlarla işliyor, gündeme getirme gayreti gösteriyor.

TV kanallarının artık sorumluluğunu hatırlaması, ciddi yayıncılığa dönmesi; ev gözetleme, koca bulma, göbek atma, geyik muhabbeti programlarını kaldırmayacaksa bile saatini azaltması, yerine eğiten, öğreten, analiz eden programlar koyması gerekiyor.

Gerçi kadın okurlarımız arasında programların kaldırılma kararına kızan, "Maçolar yine sahnede, haberiniz ola" diyenler var ama bence toplum sorunları ancak böyle çözülür, tavuk-horoz dövüşünden reyting umarak değil.

DİĞER YENİ YAZILAR