Elimde KA-DER’in önemli bir konu ile ilgili olarak Başbakan’a sorduğu soru var; Başbakan’ın AKP İstişare toplantısında söylediği “yaradılış gereği kadın ve erkeğin eşit olmadığı” sözü üzerine kaleme alınmış bir basın açıklaması bu. Aslında “yaradılış gereği” kadınla erkeğin eşit olmadığı, kadınların “beyinlerinin tüm kıvrımlarını kullanabildiği, bu nedenle de erkeklerin aksine birçok işi aynı anda yapabildikleri", ayrıca “erkek ve kız çocukların zekayı da anneden aldıkları” yıllar önce bilimsel olarak ispatlandı ve dünya medyalarında yayınlandı. Bu açıdan söylenen söz doğrudur; kadın erkekle eşit değildir, daha üstün yaratılmıştır ama biz yine “küçümseme bâbındaki kişisel tartışmaya” dönelim.
KA-DER, AKP’nin erkek milletvekillerinin “eşitliğe bakışı”nın daha önce TBMM’de kurulan “Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu”nun adının değiştirilmesinde görüldüğünü, erkek milletvekillerinin “fıtratımıza aykırı, bu isimle çıkamaz, gerekirse komisyon olmaz” diyerek ismi “Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu”na çevirdiğini (gülmemin durması için biraz izin isteyeceğim)… Bunun ardından Anayasa değişikliklerinde “pozitif ayırımcılık”la ilgili maddede ne kastedildiğinin açıkça belirtilmesi yönünde STK’ların taleplerinin dinlenmediğini hatırlattıktan sonra; Başbakan’ın “Kadın erkek eşitliği diyorlar, haklar konusunda eyvallah, ama diğeri yaradılışla ters. Siz önce kadınlar arasındaki eşitliği halledin. Siz daha bunu çözemediniz, hani adalet” sözüne değinmiş. “Türkiye’de ‘türban sorununu çıkaran da, kriz haline getiren de, sorunu çözmek yerine sürekli top çeviren de kadın STK’ları değil, 'kadın bedeni ve giyimi üzerinden siyaset yapmayı alışkanlık haline getiren' erkek siyasetçilerdir. Meclis’te çoğunlukta olmasına rağmen sorunu çözmek yerine çözümsüzlüğe sürükleyen ise AKP’dir” dedikten sonra Türkiye’nin en önemli kadın kuruluşlarından biri olarak taleplerini dile getiriyorlar:
“Başbakan ‘yaradılış gereği’ kadın ve erkeğin eşit olmaması gerektiğini söylerken, bu eşitsizlik nedeniyle kadınların toplumda hangi fırsatlardan mahrum kalmayı hak ettiğini açıklamalıdır!” Devamı da var; "Başbakan Türkiye’deki kadınların kimlerle eşit olmadığını Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı ‘Küresel Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği’ raporunda açık seçik görebilir, Türkiye kadın-erkek eşitliğinde 134 ülke arasında 126. sırada, ‘fırsat eşitliği’nde 131, “siyasi alanda eşitlik”te 99. sırada. Bu utanç verici rakamlara bakarak biz de Başbakan’a soruyoruz: Hani adalet” diyorlar.
ÖZGÜRLÜK NASIL DEĞİŞİYOR
İşte yapılan çoğu yüzeysel polemiklerin yanında "eşitlik" ve “yaradılış gereği” söylemlerine verilmiş bilimsel cevap. Bu, bizi gerçekten de en geri kalmış denilen ülkelerin gerisinde gösteren evrensel tablolar ortadayken sadece türbana endeksli bir “eşitlik polemiği” ile ortaya çıkmak ve üstelik son numara olarak bu konuda suçu da kadınlara yükleyip “haydi bakalım adaleti sağlayın” demek, bugüne kadar “dini simgelerin devlet alanlarında kullanımı”nın kısıtlanması sanki “laik devlet” kurallarıyla ilişkili olarak kısıtlanmamış, AYM, Danıştay, AİHM kararları buna bağlı çıkmamış da kadınlar engellemiş gibi suçlamalar yapmak olacak şey değildir ve elbette kadın kuruluşlarını isyan ettirir. Aslına bakarsanız konu zaten “türbana itiraz, türbana karşı olma” konusu kesinlikle değil, KA-DER’in açıklamasında ve yukarda verilen siyasi konuşmalarda görüldüğü gibi “kadının örtünmesini teşvik için mücadele veren” erkeklerin kadına bakış açısına, arkadan gelecek diğer baskı ve ayırımcılıklara, toptan bu anlayışa itiraz (AKP milletvekillerinden kaçının eşi veya kız çocukları çalışıyor? Dışarda eğitim görenler bile neden eve çekiliyor?) Laiklik ilkesinin ve o kısıtlamaların anlamı da bu, türbanla kalmayıp arkadan kadınlara gelecek diğer baskılar, diğer dinsel talepler ve ayrıca devletin din ve inançlara eşit hak tanıma kuralına aykırı olması…
Şimdi türban konusunda “özgürlükler, özgürlükler” diye çırpınanlar, aynı şekilde başlatılan ama bir kez ülke çapında her alanda yaygınlık sağlandıktan sonra “tepeden tırnağa siyah örtüden başkasına izin verilmeyen" ülkeleri, oralarda özgürlük konusunun nasıl ters yüz ediliverdiğini neden hiç hatırlamaz oldular acaba? Keşke Hamas’a oy verip artan baskıları karşısında pişman olan Gazze’li kadınlara soruverseler!
Kadın erkek eşit değil, kadınlar üstün!
Haberin Devamı

