Kadın cinayetlerini teşvik eden Emniyet Müdürü!

Haberin Devamı


‘Asıl bu Emniyet Müdürü sorgulanmalı’ da olabilirdi yazının başlığı.. Yani Türkiye kadar çok “saçmalayan insan”ın bulunduğu bir başka ülke yeryüzünde mevcut mudur, hiç sanmıyorum. Hem saçmalıyorlar, hem de bu saçmalıklarını başka insanlara aktarmak için kitap, köşe filan yazarak topluma zarar veriyorlar.

Bu da tartışılması gereken ayrı bir konu aslında, kalem tutmayı bilen herkesin kitap veya yazı yazması şart mıdır, bu iş o kadar mı kolaydır, hiç mi “birikim, üslup, zeka, yetenek vs” gerektirmez ki bu kadar çok yazı ve kitap yazılıyor? Bir emniyet müdürü eğer çok meraklıysa yazmaya, ancak anılarını anlatabilir, gördüklerinden sonuç çıkarmaya çalışabilir, psikolog-sosyolog kesilemez değil mi? Hayır efendim bu adamlar, kadınlar sosyolog da kesilirler, evlilik uzmanı da..

Arada bir “evlilik uzmanı” kesilenleri de duyuyoruz ya, fikri kendine yetmeyecek, hiçbir uzmanlığı olmayan kişiler abuk subuk maddelerle çıkıyorlar ortaya, al başına belayı.. Bu da aynen öyle..

ANLADIK İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ OLMALI DA..

Emekli bir emniyet müdürü, Dr. Hasan Yağar (Atatürk Tarihi doktoru imiş, “toplum bilimci” gözüyle kadın cinayeti analizi yapıyor) Çağın Polisi dergisine yazdığı makalede:

-Büyük şehirlerde gelenek ve göreneklere, dini ve ahlaki kabullere uymayan hareketlerin olduğunu...

-Bunların şehirlere gelen insanları abandone ettiğini...

-Bu kişilerin boşandığı kadını bile “muhtemelen yadırgadığı bazı tutum ve davranışlar nedeniyle”, sırf çocuklarının annesi olduğu için katledebildiğini...

-Batı’da birileri “Hans eşiniz ne güzel, onu öpebilir miyim” dediğinde Hans’ın eşini öptürdüğü gibi o kişiye ikram da edebildiğini... Bizde birebir böyle olmasa da büyük kentlerde geleneklere uyulmadığını...

- Kadın cinayetlerinin günahının sadece erkeğe yüklenemeyeceğini, insan kaynaklı bu olayların haklılık derecesi farklı iki aktörünün olduğunu... Erkeklerin durup dururken cinayet işlemeyeceğini.. Dil ve hareketlerle ağır tahrik karşısında cinayet işlendiğini...

Daha fazlasına gerek yok zaten bu kadarı yeterince mide bulandırıcı.

BÜYÜK ŞEHİR DÜŞSÜN BAŞINIZA!

Bu ne ya, adama bakın, büyük şehirde yaşayanlarda gelenek, görenek, dini ve ahlaki kural yok, ne anlayışsa bu takmışlar büyük şehirlere..

Cinayetler de sanki hiç “evli veya çocuklu olmayan kadınlar”a karşı işlenmedi, hepsi karılarını “dil ve hareketle tahrik” sonucu öldürdüler. Koca (veya sevgili-nişanlı) dehşetinden korktuğu için sokakta annesiyle, kardeşiyle yürüyen kadınlar kurbanlık koyun gibi boğazlanmadı, “töre cinayeti” diye diye yüzlerce çocuk yaşta kız aile fertlerine öldürtülmedi, hatta o aile fertlerinden birinin tecavüzüne uğradığında bile “anlaşılmasın diye” kızlar öldürülmedi, kendisini taciz eden adamdan kaçmak için Türkiye’nin öbür köşesine gidip saklanan genç öğretmeni o cani yine de bulup öldürmedi..

Koca dayağından, işkencesinden kaçıp sığınma evlerinde gizlenen kadınları bile o katil kocalar bulmadı... Bunların hiçbiri olmadı mı? Bu emniyet müdürü hiçbirini duymadı mı acaba? Hangi ülkede, hangi işle meşguldü ki?

Bakın, ifade özgürlüğü olmazsa o yönetim şekline “demokrasi” denemez, tamam doğru... Ama böyle bir haber, hem de önemli bir gazetenin manşetinde çıkarsa buna da önce sosyologlar, sonra basın ve sivil toplum kuruluşları tepki göstermelidir. Hiç değilse “cinayete teşvik” anlamında yazılar yazılmasın, yeter artık!

(NOT: Haber Milliyet’te manşetten verilmişti, hem Milliyet’i hem de haberi yapan Burcu Karakaş’ı kutluyorum.)

*****


Polis dayağı yiyen kadın yine suçlu!

Fevziye Cengiz isimli kadın vatandaşın İzmir’de iki polisten yediği dayağın görüntüleri

VATAN sitesinde yayınlandı, tüm Türkiye izledi. Sonra Savcı’nın “dayak atan polisleri” hapis cezasız bırakacak ama “dayak yiyen kadını” 6.5 yıl hapse mahkum edecek dava istemi duyuldu.. Doğal olarak tepkiler ayyuka çıkınca İzmir Başsavcılığı polislere yeniden dava açtı.

Şimdi istenen ceza “5 yıl, 9 ay”a çıkarılmış.. Ama mağdur kadına istenen ceza hala 6.5 yıla kadar hapis.. Nedeni neymiş; “memurları itmiş ve tırmalamış”..

Ağzı burnu kan içinde kalana kadar, yerlerde tekme ve yumruklarla dövülen, hakaretlerle itilip kakılarak karakola götürülen kadın “polisleri tırmaladığı için” hapis cezası isteniyor. Bu savcıların hiç mi karısı-kızı yoktur acaba?

Vallahi söyleyeyim; eğer o acımasız, Allah korkusuz polisler kadar güçlü olsa aynı durumda her kadın onların da ağzını burnunu kırar, ağzına geleni de söylerdi.. Pardon, “ama olur mu, o da şiddet, yargıya bırakmalı” mı dediniz? Yargıya bırakınca ne olduğu görülüyor işte, adalet olmayan ülkede herkes kendi adaletini yaratmaz mı ? Tırmık da neymiş, bırakın insanı, bir kediye işkence yapın bakalım ne cevap veriyor?

Çocuklara toplu tecavüz edenlerin, çocuk tecavüzcüsü ihtiyarların serbest bırakıldığı ülkede “işkence yapanları tırmaladı” diye 6.5 yıl hapis trajikomedi değilse, hukuk cinayeti değilse nedir yahu!

DİĞER YENİ YAZILAR