"Kadın çalışmasın" nereye varıyor (2)

Dün Avukat Hüseyin Hatemi'nin VATAN'a verdiği ve özetle "kadının çalışmamasının daha doğru olduğunu" anlattığı röportajını biraz yorumlamaya çalışmıştım, bugün devam ediyorum

Haberin Devamı

Dün Avukat Hüseyin Hatemi'nin VATAN'a verdiği ve özetle "kadının çalışmamasının daha doğru olduğunu" anlattığı röportajını biraz yorumlamaya çalışmıştım, bugün devam ediyorum.

"Doğa kadına annelik görevi vermiş, hiç kadın-erkek eşitliği sloganlarının arkasına saklanmayalım, kadın gerekmedikçe çalışmamalı" diyordu Prof. Hatemi. Ben de "O zaman eşiniz neden uzun yıllardır hep çalıştı ve halen çalışıyor?" sorusunu sorarak bitirmiştim yazımı. Zira eşi sadece çalışmakla kalmıyor, kendisinden de daha iddialı ve aktif şekilde, sık sık TV programlarına çıkarak sürdürüyordu avukatlık mesleğini... Peki bu şartlar altında Hüseyin Hatemi başka kadınların çalışmasından ne istiyor?

Sözlerinin kadınlardan da çok erkekleri, kocaları etkileyeceğini bilmiyor mu?

Aslında bu soruları yalnız benim değil, herkesin sorması lâzım... Avrupa'nın bir parçası olmak için uğraşan, medenî bir ülkede ve 21. yüzyılda bu tür konuşmaların, açıklamaların yeri var mıdır ve kime, ne yaran olacaktır?

Şimdi sözlere objektif gözle bakmayı sürdürelim;

"Doğa kadına annelik görevi vermiş."

Erkeğe de babalık görevi vermiş, çocuğunu eğitmek, yetiştirmek onun da görevi... Kadın zaten 9 ay taşıyor, doğal olanı, hiç değilse doğumdan sonraki bakımı ve yetiştirmeyi paylaşmak değil midir? Ama görüldüğü gibi "doğa alet edilerek" bu işler de anneye havale ediliyor. Erkek "baba" olduğu halde çalışma hakkı onun... Oysa çocuklar 3 yaşında yuvaya gidebilir, bir aile büyüğü bakabilir, kadın hem çalışıp hem de özgüvenli, mutlu bir kadın olarak çocuğunu büyütebilir.

Hüseyin Hatemî "Yeni Medenî Kanun'la İsviçre'deki sapmaların büyük ölçüde bize de aktarıldığını" söylüyor ki bu da doğru değil. "Hangi maddelerden söz ediyorsunuz?" sorusunu sorsanız "eşcinsellere ayırımcılık yapılmaması"ndan başka verecek cevap bulunamayacaktır. Zira Medenî Kanun tümüyle "insan haklarına biraz daha saygılı" bir yönde değiştirilmiştir. Eşcinsellerin yaşam seçimleri zaten önlenemez, yetişkin insanların tercihlerine kimse karışamaz. Evlilikleri ise henüz Avrupa'nın da birçok ülkesinde kabul edilmiş değil.

Ayrıca bu değişiklikler keyfi olarak da yapılmıyor. Türkiye'nin altına imza attığı ve kadın-erkek eşitliğini sağlayacağına söz verdiği birçok uluslararası sözleşme var. Avrupa Birliği'nin de en çok üzerinde durduğu konulardan biri bu.

Sayın Hatemi madem ki kadın haklarına önem veriyor ve kadınların çalışmamasını da istiyor, o zaman hiç değilse yeni mal rejiminden yararlanamayan, böylece boşanma halinde çaresiz kalan 17 milyon kadın için bir gayret göstermeli.

Şimdi, "kadının çalışmaması gerektiğine" inanmanın, sonunda nereye varacağına bakalım.

Newsweek dergisinin fotoğraflarla verdiği haberde Irak'ta aşın dinci teröristlerin yaptığı kadın katliamı anlatılıyordu. Kurbanların çoğu eğitimli, çalışan, modem giyimli kadınlar... Musul'da 20, Bağdat'ta 10'dan fazla kadın öldürülmüş. Bunların arasında bir eczacı ile bir televizyon sunucusu da varmış.

Saldırı korkusundan kadınlar sokağa çıkamıyormuş.

Başladıktan sonra sonu yok kadını dine, siyasete alet etmenin... Taliban Afganistanı'nda bitiyor iş.

Ne dersiniz Sayın Hatemi, kadınlar çalışmasın mı?

Çocuk sanatçılar!
Oscar tahminlerim "En İyi Kadın ve Erkek Sanatçılarda tam isabet... Hilary Swank (One Million Dollar Baby) ve Jamie Foxx (Ray) hakkıyla aldılar Oscar'ı... "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu"da Cate Blanchett aslında Katherine Hepbum'ü tam hakkıyla oynayamamıştı; onun dikbaşlılığını, kararlılığını ve çok farklı karakterini yansıtmakta çok zayıftı ama Oscar jürisi nedense ünlü karakterlerin canlandınlmasından fazlasıyla etkileniyor. "En İyi Yardımcı Aktör" seçilen Morgan Freeman'ın üstün doğallıktaki oyununa gerçekten diyecek yok ama Freeman zaten hangi rolü oynarsa oynasın aynı başarıyla oynuyor. Million Dollar Baby'de artı bir başarısı değil ancak "sırasının gelmiş olması" söz konusuydu... Aynca zenci oyunculara ödül vermeyi de "ayırımcılık" yapmadıklarını göstermek adına zaten istiyorlar ama eğer "Ray"i ve "Finding Neverland"ı izleyecek olursanız bu filmlerdeki iki çocuk oyuncunun başarısına dikkat edin. Morgan Freeman'dan hiç de geri kalmıyorlar.

Çocuklara ödül vermenin onların gelişimini olumsuz etkileyeceğini düşünmeseler (ki etkilediği daha önce görüldü) ve kategoriye onları da alsalar bu çocuklardan biri o ödüllerin rahatça sahibi olabilirdi.

'Bu kez Martin Scorsese yerine Clint Eastwood'a jest yapmayı düşünürler mi bilmem ki' demiştim, düşündüler. Başa baş sayılacak bir yarışta onu tercih ettiler.

Sonuç olarak değerlendirmelerim Oscar jürisi üyelerinin çoğuyla tutuyordu şüphesiz.

İyi bir sinemasever sayılabilirim, aferin bana!.. (Aferin'î hep başkalarına verecek değiliz di mi?)

Zararlı yayınlara karşı kampanya!
Nihayet başladı hareket... Herkesin şikayetçi olduğu TV'nin yozlaşması, zararlı programlar ve her türlü yayına karşı bir "GÜÇ BİRLİĞİ" oluştu.

Kısa sürede destekleyenlerin sayısının 71 bine çıktığı GÜÇ BİRLİĞİ, tüm kanalları saran ve özellikle çocukları, gençleri olumsuz yönde etkileyen bu tür yayınlardan vazgeçilmesi için ilk hedef olarak bu programlara reklam veren kuruluşları seçmiş. 23 Şubat'tan başlamak üzere mesajlar reklâm kuruluşlarına gitme ye başladı.

Firmaları protesto, RTÜK ve milletvekillerini göreve davet gibi mesajlar da gönderecek olan GÜÇ BİRLİĞİ'nin üyesi ve Doğa ile Barış Derneği Başkanı olan Yüksel Üstün kampanyanın ilerleyen günlerinde reklâm veren firmaların reklâmını yaptığı ürünlerin boykotuna kadar gideceklerini bildiriyor.

Eh, toplumun sabrının da bir sınırı vardır. Bu kadar uyarıdan bir şey anlamayanlar umarız bundan anlarlar hiç değilse...

GÜÇ BİRLİGİ'ni sonuna kadar ben de destekliyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR