Kadın Bakanlığı'ndan çekilsinler, biz hallederiz!

Medyaya Malatya çocuk yuvasındaki görüntüleri yayınlama yasağı kondu. Mevcutlara ilaveten basın özgürlüğüne yeni bir siyasi müdahaleden başka bir şey değil

Haberin Devamı

Medyaya Malatya çocuk yuvasındaki görüntüleri yayınlama yasağı kondu. Mevcutlara ilaveten basın özgürlüğüne yeni bir siyasi müdahaleden başka bir şey değil.

Oysa, ne kadar gizlenmeye çalışılsa da, olaylar gözden kaçacak gibi değil.

Bu kez de Şanlıurfa'dan haykırıyor çaresiz kızlar; "Müdür bizi taciz ediyor, Bakan Nimet Çubukçu bizi aldattı, söz verdi ilgilenmedi, arıyoruz ulaşamıyoruz"... Haydi diğerleri olup biteni anlatamayacak bebeklerdi, ya bunlar?

Motive ediyorlar!!

Başlayınca çorap söküğü gibi gidiyor işte... Tek tek inceleseniz her yuvadan, her yurttan aynı sesler, aynı olaylar dökülecek ortaya. Bunlara ne diyecekler? Bakan genç kızları da kucağa alıp fotoğraf çektirecek veya yuva çocukları gibi İstanbul'a mı taşıyacak?

Her seferinde Başbakan ortaya çıkıp bakanını, valisini veya müdürleri koruyacak, bu kez de Şanlıurfa Yurt Müdürü'nün hemen attığı "Bana komplo kurdular, çocuklara şefkatle yaklaştım" yalanına destek mi verecek?

Bu ülkede "doğru"ların hepsi komplo, yalanların hepsi desteklenecek veya ödüllendirilecek gerçekler mi olacak?

Ama işte, tecavüz nedeniyle kızların aileleri tarafından töre, namus ileri sürülerek öldürüldüğü olaylarda tecavüzcülerin serbest bırakıldığı, İmam Hatip'li olmanın yuva yöneticisi olmak için önemli şart sayıldığı, taciz tecavüz yapan yuva/yurt müdür ve görevlilerinin hemen başka yuvaların başına getirildiği, sporcu kızlara tacizde bulunanların "motive ettim" yalanlarının kabul gördüğü ülkede gelinen nokta budur.

Malatya çocuk yuvasının başından "yetersiz raporu" ile alınan (kimbilir başka "bizim bilmediğimiz" hangi nedenler var) müdür Aytekin Doğan bu kez Şanlıurfaya atanıyor. Orada da genç kızlar "taciz ediyor, gece yatakhanemize giriyor" dediklerinde "Komplo" cevabını veriyor.

Doğrudur, ona göre komplo, o da, herhalde motive ediyordu genç kızları...

Kadın ve Aileden Sorumlu Bakan Nimet Çubukçu ve ondan önceki Bakan Güldal Akşit'in görevde başarı sağlayamadıkları açıkça ortadadır.

Çözüm hazır!

Bu Bakanlık ülke genelindeki kadın sorunlarında da, kendisine bağlı yurt ve yuvalarda da üç yıldır tarihin en başarısız dönemini yaşamakta. Son bir yılda bu başarısızlık tavan yaptı.
Her şey o kadar kötü ki çocuklar kendilerini idare etse bundan az sorun çıkardı.

Duyduğumuz, ardı arkası kesilmeyen "SHÇEK'te taciz ve tecavüz olayları bir iflası işaret ediyor. (Aynen Turizm ve Kültür Bakanlığının iflası gibi...)

Madem ki üç yıldır yapamıyorlar çekilsinler Bakanlığın başından... Müdürlerini de çeksinler, biz gelelim.

Garanti veriyorum, o görevde neler yapılabileceğini bir ayda göstermezsek hemen işi bırakmayı kabul ederiz.

Sivil toplum kuruluşlarında, hukukçular arasında, eski "Kadın ve Aileden Sorumlu" bakanlar arasında yıllardır kadın sorunlarına kendi imkânlarıyla çözüm getiren ne sessiz kahramanlar var. Bunlardan her biri "süper bakan" olabilecek nitelikte... Kemal Derviş nasıl dışardan bakan yapıldıysa bir Onay Alpago, İmren Aykut, Hülya Gülbahar, Canan Arın, bir Sema Kendire! de yapılabilir. Ben dahil onlarla ekip yapacak yüzlerce isim SHÇEK ve diğer sorunlara anında çözüm getirir. Aslında bu ekip "unvan, para, şan, şöhret" istemeden yapar bu çalışmayı.

Problemler bu kadar kilit haline getirildiğine göre haydi! Acil çözüm için seçimi beklemeye gerek yok, işte çözüm burada.

Kuralım ekibi, bitirelim işi...

Tabii iyi niyet varsa... Var mı acaba?

SHÇEK olaylarını kampanya haline getirmeli ve asla peşini bırakmamalıyız!

DİĞER YENİ YAZILAR