Kabinede 23 erkeğe karşılık neden tek kadın olduğunu birkaç gündür yazıyorum, soruyorum. Biliyorsunuz Meclis’teki kadın oranının nihayet, 2007’de yüzde 9’a çıkmasını düğün bayram şeklinde yansıtmışlardı ve medyada da böyle yer almıştı.
Oysa bu ülkedeki kadın nüfus erkeklerden fazladır ve normal olanı en az yüzde 40 oranında kadının Meclis’te bulunmasıdır. Şu anda Barolar Birliği’nin hazırladığı Anayasa taslağında da böyle bir madde bulunmaktadır.
AKP en fazla koltuğa sahip parti olarak en fazla kadın milletvekilini çıkarmış ama kabineye sadece 1 kadın bakan almıştır. Bunun nedenini de aslında “kadınların siyasete, hayata katılımını destekliyor” görünen, kendini böyle tanıtan, çok demokrat olduğu iddia edilen bir parti olarak açıklamak zorundalar.
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Yalçındağ da İskenderun’da yaptığı son konuşmada “yeni hükümetin ve programın beklentileri karşılamaktan uzak” olduğunu söylerken “Kabinede bir tek kadın bakanın bulunmasını seçim öncesi beyanlarla bağdaşmaz bulduklarını” da vurguladı.
Medyanın, sivil toplum kuruluşlarının ve halkın dikkatini çeken, neredeyse kadınları hiçe sayacak kadar ciddi bir cinsiyet ayrımcılığı içeren bu durumun nedenini öğrenmek hakkımızdır. Aksi takdirde ne Başbakan, ne de AKP bir daha kadın haklarına ve kadına önem verdiklerine kimseyi inandıramazlar.
Hele de diğer yanda Cumhurbaşkanı Gül Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde en çok oyu (116) alan kadın aday Prof. Dr. Gaye Usluer yerine 80 oy alan bir erkek Prof.u rektör olarak seçiyorsa hiç inandıramazlar.
Bu nasıl itiraz?
Başbakan Erdoğan bu kez de “ekonomik rakamları yuvarladığını” söyleyen bir köşe yazarına (sanıyorum Tufan Türenç) kızmış ve kendisini eleştiren köşe yazarları için “Bunlar CHP’li, ondan yapıyorlar” demiş.
Keşke eleştiri yazılarına da övgüler, “gözü kapalı destek” ler kadar olumlu bakabilseydi. Aslında eleştiri siyasetçi için son derece gereklidir ve dikkate alındığı takdirde kendisine kazanım olarak geri dönebilir.
Ama maalesef Başbakan seçim sonrası yaptığı konuşmadaki olgunluğu orada bırakmış görüntüsü vermeyi sürdürüyor.
Kendisini eleştiren köşe yazarlarını ve hatta medyayı bir genelleme ile toptan CHP’li yapması komik ötesi bir durumdur. Bu medyanın çook büyük bir kısmı seçim öncesi ve sonrasında kendisine çook büyük bir destek verdi, bunu kimse yadsıyamaz.
Ayrıca, aynı konuşma içinde “CHP döneminde reel faizin yüzde 40 olduğunu” söylemesinin sürç-i lisan sonucu ortaya çıktığını da açıklamış. “DYP-DSP dönemiyle karıştırdığını” söylemiş.
O zaman neden kızıyor? Ortada yüzde 9’u yüzde 40 göstermek gibi bir yanlış var ve yazar bunu açıklamış.
Saklaması mı gerekirdi?
Bu öfke ve düşmanca duygular Başbakan’a hiç yakışmıyor.
(Not: Erciyes Üniversitesi’nden bir öğrencinin mektubunu yayımladığım yazı için Kayseri’den çok mesaj geldi. Bu konuyu hafta sonunda inceleyeceğim.)

