Öyle bir dönem ki, bu aklınızın almayacağı her şeyi bir gün görebileceğinize emin olabilirsiniz. Türkiye'nin "yarınları" hep süprizlerle dolu olmuştur ama hiçbir zaman şu andaki kadar olmamıştır.
Avrupa Birliği'ne girmeyi, sıkı kurallarla, yasalarla yaşamayı isteyenler bunlar, öte yanda hiçbir kural tanımayan, padişahların bile yapmadığını fütursuzca yapan yine bunlar... "Yasadışı" adımları kimseye hesap verme mecburiyeti hissetmeden atan yine bunlar... Gel de karar ver; gerçek hangisidir?
Bütün bu anlaşmazlıklar silsilesi içinde en anlaşılmazı malûmunuz Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç... Sebebi nedir bilinmez, bakanlar bir kere o koltuğa oturdu mu ne hata yaparsa yapsın indirilmiyor bu dönemde, ilginç özelliklerden biri de bu... Bakan Atilla Koç'un, herbiri ayrı bir skandal olan olaylarının üstüne yapmadığı bir "Sakal-ı Şerifi ayağına getirtmek kalmıştı ki onu da yapmış. Şimdi, araştırıp soruşturmaya filân hiç gerek yok, bu kadar görmek istiyorsa herkes gibi gidip yerinde görebilirdi... Haydi görmedi ve Hz. Muhammed'in emanetini mutlaka ayağına getirtmeye kesin kararlıydı diyelim, getirtilecek en son yer neresidir? Havaalanı... Heryeri düşünebilirsiniz; evi, Bakanlık, bir başka devlet dairesi, bir otel, misafirhane... Ama Havaalanı, o kimsenin aklına gelmez.
Demek ki ortada birkaç bilinmeyenli bir denklem var çözülecek: Sakal-ı Şerif neden Havaalanı'nda görülmek istendi? Neden sorgusuz sualsiz bulunduğu yerden çıkarıldı? Yolda değiştirilseydi (veya değiştirildiyse) kim anlayabilir? Bunun hesabını kim verecek? Başbakan'ın haberi olmadan bu kadar ciddi bir karan bir bakan nasıl verir?
Hiçbir iddia doğrulanamaz; ne Dubai Şeyhi'ne verileceği, ne Emine Erdoğan'ın isteği üzerine Siirt'e götürüleceği... Zira her iddia karşı taraftan çürütülebilir ve bu cevaplara inanmadığını da (mevkileri nedeniyle) kimse söyleyemez.
Ama ortada hiçbir hükümet döneminde görülmemiş bir laubalilik olduğunu ve hesabının verilmesi gerektiğini de kimse inkâr edemez. Hükümet üyeleri her şeyi unutturabileceklerini sanıyorlar ama ÇELİŞKİLER ve KURALSIZLIKLAR diz boyunu çoktan aştı.
Bakan Koç bu defa da "Ben Müslüman değil miyim neden görmek istemeyeyim" demiş. Müslüman olduğu için Kabe'yi de ziyaret etmesi gerekiyor.
Günün birinde onu da Havaalanına getirtmeyi düşünür mü dersiniz?
Yıldızları yaşatanlar!
Bir zamanlar Türk Sineması bugünkü gibi asıl mesleği sinemacılık olmayanların bir heves uğruna yaptığı filmlerden oluşmuyordu. Sinemaya gönül veren, bunu tek ve en önemli iş olarak görenlerin bin türlü zorlukla, maddi sıkıntılarla boğuşarak ortaya çıkardığı ve bugün bile aynı zevkle izlenen filmler, gerçek sinema yıldızları, usta rejisörler vardı.
İşte bu usta rejisörlerin en ustalarından, en ünlülerinden biri, unutulmayan sayısız filme imza atmış ve sevilen tüm star isimlerle çalışmış olan Ülkü Erakalın, 2005 yılının son aylarında kutlayacağı 60. sanat yılında Türk sinemaseverlerine değerli bir armağan veriyor.
Erakalın, İstanbul, Ankara ve İzmir'de yapacağı iki bölümlük, içine tiyatro, müzik ve gazetecilik anılarını da aldığı ama ağırlıklı olarak sevilen yıldızlarla çektiği film anılarından oluşan Yıldızlar Gökte Yaşar" isimli gösterisinde 60 yılın bilinmeyen öykülerini anlatacak.
Ünlü yönetmenin Türkiye'de hiç kimsenin sahip olamayacağı kadar geniş sinema arşivini de, en başanlı sanatçılara ait müthiş ilginç anılan da (ben çoğunu dinledim) görüntülü olarak izlemeniz mümkün.
Sinemaseverler bu gösteriyi sakın kaçırmasınlar. Ülkü Erakalın'in çalışmalarını sürdürdüğünü, bunun bir jübile olmadığını da unutmayalım.
(10 Ekim 2005- Saat 21.00- İstanbul AKM Oda Tiyatrosu, 21 Kasım 2005 -Saat 21.00 - Ankara Devlet Tiyatrolan Yeni Sahne, 12 Aralık 2005- Saat 21.00- İzmir Devlet Tiyatrolan Ragıp Haykır Sahnesi Karşıyaka.)
Kabe'yi de ister miydiniz?
Öyle bir dönem ki, bu aklınızın almayacağı her şeyi bir gün görebileceğinize emin olabilirsiniz. Türkiye'nin "yarınları" hep süprizlerle dolu olmuştur ama hiçbir zaman şu andaki kadar olmamıştır
Haberin Devamı

