Nihayet gördüm Şener Şen’in Kabadayı’sını... Ve kimse bozulmasın pek az yerli filmi beğenen bir sinemasever olmama rağmen zevkle izledim.
İzlerken kafamda anında eleştirdiğim şeyler oldu ama o ayrı bir konu. Kendi sinemamıza ait filmlerde bu ister istemez oluyor. Nedenini anlatacağım...
Önce zevkle izlememin asıl nedeni olan oyunculardan söz edelim. Kim ne derse desin bence tüm ekip (aynen Mutluluk filminde olduğu gibi) her oyuncu tek tek üstüne düşeni en iyi şekilde yapıyor.
Sinema oyunculuğunda çok daha başarılı bir noktaya geldiğimize şüphe bırakmayacak şekilde! Küçük kızım Yasemin’in “Ben Şener Şen’i yaşlanmış görmek istemiyorum” diyerek gitmeyi ertelediği filmde Şener Şen olağanüstü bir “eski kabadayı” karakteri yaratmış. Bugüne kadar her oynadığı rolde “tartışılmaz” olduğu gibi burada da tartışılamaz bir sanat yeteneği sergilemiş. Onu Türkiye’nin Al Pacino’su veya Robert de Niro’su gibi görmek hiç de abartılı sayılmaz.
İsmail Hacıoğlu kabadayının oğlu rolünde son derece başarılı... Onu yıllar önce ilk kez ‘Bir İstanbul Masalı’ dizisinde çok genç yaşında izlediğimde de sanıyorum ciddi bir yeteneği olduğunu, gelecek için ümit vaat eden bir sanatçı olduğunu yazmıştım. Nitekim Kabadayı’da Şener Şen gibi büyük bir ustanın yanı başında, onun oyunu altında ezilmeden önemli bir başarı göstermiş.
Hacıoğlu kesinlikle geleceğin yıldız isimlerinden biri olacak bir yetenektir bence... Zaman içinde şüphesiz birbirinden tümüyle farklı rollerde kazandığı başarılarla bunu göreceğiz.
Kenan İmirzalıoğlu “yeni kabadayı rolünde” hiç fena değil... Yakışıklılığı; filmin başından sonuna hiç değişmeyen aşırı şık krem takım elbisesi, bakışları, davranışları ile gereğinden fazla ön plâna çıkarılmış, o da bunun farkındalığını yansıtmış ama genelde gayet iyi. Filmin sonundaki “öpücük gönderdiği” sahne olmasa daha da iyi olabilirdi.
Bir dönemin en iyi yardımcı oyuncularından olan Süleyman Turan’ın sinema deneyimi doğal oyununa yansımış, son derece başarılı. Keşke onu daha çok filmde ve dizide izleyebilsek. Bu kadar deneyimli sanatçıların perdeden, ekrandan uzak kalmasının sanat adına kayıp olduğuna inanıyorum. Ve Rasim Öztekin; bir başkasının daha iyi bir “Sürmeli” olabileceğine kesinlikle inanmıyorum.
Eşcinsel bir karakter için “fazla cesur” olması inandırıcılık açısından dezavantaj ama bunun sanatçıyla ilgisi yok tabii...
Kısacası bir film “önce oyun” açısından etkileyici olmalıdır ki izlenebilsin. Kabadayı’nın oyuncu kadrosu bunu başarmıştır.
KİM BİLİR KAÇ DEVRAN ÇIKACAK
Oyun tamam ama senaryo? İşte orada gerçekten önemli eleştiriler yapılabilir. Alınmayalım, kendi içimizde bu yapılmalıdır.
Önce insanın aklına hemen “Kurtlar Vadisi” geliyor. İyilik yapan mafya, iyi kalpli kabadayı, bol silah, bol ölüm ve boğaz kesmeye varan cinayetler. Bol küfür, bol argo... Elinin kanlı olduğunu, çok adam öldürdüğünü söyleyen eski katillerin (kabadayı diyoruz burada, oysa kabadayının aslında öldürmesi gerekmez, dayılanması yeterlidir) hepsinin serbest, zengin ve huzurlu işadamlarına dönüşmüş olması. Bunların “ateş ederek ölen” arkadaşlarını kahraman yerine koyarak kadeh kaldırması. Yeni kabadayı Devran’ın ikide bir silahına davranıp havaya ateş etmesi...
İyi kalpli eski “kabadayı”nın büyük ihtimalle aldığı haraçlardan, kara paradan elde ettiği gelirle fakir fukarayı doyurarak sempati toplaması...
Hepsi bir araya toplanınca Türkiye gibi karanlık ve yanlış işlerin pek yaygın olduğu bir ülkede fazla geliyor insana... Bunları Kurtlar Vadisi için de yazmıştık.
“Ne olacak efendim, bu tür şiddet filmlerini ABD de yapıyor. Oturup ahlak dersi mi vereceğiz” demek Türkiye gerçeğini unutmak veya hafife almak olur.
Bu filmler köylere kadar gidiyor. TV’lerde yayınlanıyor. Bizde kanun dışı işlere heveslenenler Brad Pitt’den, Kevin Costner’dan etkilenmezler ama Şener Şen veya Kenan İmirzalıoğlu’na benzemeyi kolayca akıllarından geçirebilirler.
Hele de Devran gibi devletle iş yapan, silahıyla cinayetleriyle büyük güç kazanan örnekleri görünce...
Dün gazetelerde “denizde boğazı kesilmiş olarak bulunan bilgisayar programcısı gencin haberi” vardı. Her gün magandaların serseri kurşunlarıyla ölen insanların, hatta bebeklerin haberlerini görüyoruz.
Ben şiddeti konu alan filmlerin zarar vereceğine, artık farklı konuların aranması gerektiğine inanıyorum. Tabii bu benim düşüncem.
Düşündüren detaylarına rağmen Kabadayı film olarak başarılı... İzleyin ama özenmeyin!
Kabadayı’nın kabadayısı
Haberin Devamı

