Daha Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) vereceği kararların hiçbiri belli olmadan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı davayı açar açmaz başlamıştı AYM’e saldırılar.
“Hiçbir demokratik ülkede Anayasa Mahkemesi’nin (veya onun yerini tutacak, farklı isimde bir yüksek mahkeme) bulunmadığı” şeklinde yalan haberler, AB ve ABD’den Türk yargısına toptan saldırılar, medyaların benzer baskıları o günlerde başlamıştı.
Mahkeme’nin verdiği “türbanla ilgili Anayasa değişikliği” hakkındaki kararı beğenirsiniz, beğenmezsiniz o ayrı bir konudur... Ama başta AKP’nin hukukçu Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eski Adalet Bakanı ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Cemil Çiçek, yine eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk olmak üzere birçok hukukçu ve siyasetçi bunun “Yüksek Mahkeme’nin verdiği hukuki bir karar” olduğunu söylerken, siz “Cüppeli darbe”, “Yargı darbesi”, “Siyasi karar”, “Hakim oligarşisi” gibi gerçeğe uymayan, kışkırtıcı ve bugüne kadar AYM’nin verdiği kararlarda hiç görülmemiş yorumlar yaparsanız bu büyük sorumsuzluk olur ki şu anda bazı siyasetçi, gazeteci ve hatta hukukçular tarafından yapılan da budur.
TEMEL ÖZGÜRLÜKLER VE LAİKLİK
Son haberlere göre Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü ile Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı bizim Jost, AYM’nin kararını duyduktan sonra “Yeni bir anayasa şart” demişler. Jost’un açıklamasında “Bu durum hükümete vakit geçirmeden temel özgürlüklerin sadece bir grubu değil tüm Türk halkını kapsadığı, baştan sona yeni bir anayasa (taslağı) sunma fırsatı yaratıyor” cümlesi var.
Avrupa’dan gelen bu açıklamaları görünce durumu kavrayamadıklarını düşünüyor insan. Zira hepsini ve her kararı bağlayan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, laikliğin korunmasını sağlayan şartlar, kurallar, yasalar ile temel özgürlükleri çatıştırmıyor, net şekilde ayırıyor.
Sözleşmenin din-inanç özgürlüğüne ilişkin 9. maddesinde “Din ve inançları açıklama (ibadet, uygulama, öğretim, tören ile) özgürlüğünün mutlak olmadığı, bu özgürlüğün belli şartlarda yasayla sınırlanabileceği” belirtilmiş.
Avrupa İnsan Hakları Komisyonu daha önce örneğin 03.05.1993 tarihinde yine “üniversitede türban”la ilgili bir kararın gerekçesinde: “din veya inancını uygulama özgürlüğü kamu alanında dinî inançlara göre hareket etmeyi, inançtan kaynaklanan tüm davranışları kapsamaz. Üniversite, öğrencilerinin dinî inançlarını açıklama özgürlüğüne yer ve şekil olarak sınırlama getirebilir” demiş.
KİLİT SORU
Eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen ise 19 Mayıs 2008’de Milliyet’te şunu yazmış: “AİHM’nin RP kararında üzerinde önemle durduğu konu şu:
Laiklik ilkesi, hukuk devleti, insan hakları ve demokrasi ile uyum halindedir. Laiklik ilkesine aykırı davranışlar Sözleşme’nin din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin 9. maddesi tarafından korunmaz.”
Şimdi AB’liler bunu bildiklerine göre neyi öneriyorlar? Bence yeni anayasaya “Anayasa Mahkemesi üyelerinin çoğunluğunu Meclis’in seçmesi” ile ilgili bir madde konmasını...
Onlara göre bu “daha demokratik” olacak. Oysa buradaki kilit soru şu:
Kuvvetler ayrılığı ortadan kalkmış, Meclis çoğunluğu, hükümeti, cumhurbaşkanı aynı partiden olan bir devlette, medyasının çoğu da aynı tarafa geçmiş bir ülkede yargı da susturulursa rejim tehlikelerini “KİM” önler?
Haydi AB’liler düşünmüyor, bizde mi düşünmeyeceğiz cevabı??
“Daha çok demokrasi” böyle mi gelir sanıyorsunuz??
Merak ettiğiniz tüm sorular burada!
Bu hafta yine ‘nereden başlasak’ diyecek kadar yoğun bir gündemle geçti. Önceki hafta başlayan “telefon dinleme skandalı”nın tartışmaları aynı hızla devam etti ve sonunda Yargıtay, jandarmaya ülke genelinde tanınan iletişimi izleme yetkisini “Hiçbir kuruma sınırsız izleme ve dinleme yetkisi tanınamaz” diyerek bozdu.
CHP Genel Sekreteri Önder Sav ve CHP’nin “Kanaltürk televizyonuna verdiği para” ile ilgili tartışmalar devam etti.
Adana’da bir lisenin damında “ders saatinde namaz kılan öğrenciler” haberi ve AİHM’nin “iki türbanlı öğretmenle ilgili” kararı dikkat çeken haberler arasında yer aldı.
Ve son olarak da 5 Haziran’da Anayasa Mahkemesi’nin “Üniversitelerde türbana izin verilmesini sağlayacak Anayasa değişikliğini iptal” kararı geldi.
Bunların sadece biri, ikisi bile başka bir ülkenin gündemini tek başına günlerce işgal etmeye yeter ama biz hepsini bir arada görmeye alıştık artık...
Pazar günü Her Açıdan’da hepsini birlikte tartışacak, bunların yanında;
Türban kararı kapatılma davasını nasıl etkileyecek, “Anayasa Mahkemesi yetkilerini aştı” veya “Anayasa’yı ihlal etti” diyenler haklı mı, Anayasa Mahkemesi üyelerini Meclis seçebilir mi gibi sorulara da cevap arayacağız.
Programın konukları; CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek, Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi-Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum, “Avrupa ülkelerinde parti kapatma davaları” uzmanı-Anayasa Hukukçusu Yrd. Doçent Dr. Ekrem Ali Akartürk ve Sabah Gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak olacaklar.
Merak ettiğiniz tüm soruların cevabını yine en doğru şekilde Her Açıdan’da bulacaksınız, Pazar günü öğlen 12.30’da, bekleriz.

