Jost “laiklik önemli” demiş, bravo doğrusu!

Haberin Devamı

Başkaları ona Ladandik bile diyorlar ama elin ağzı torba değil ki yanlış söyleyince büzesin.
Nitekim kendisi de Türkiye için birçok şeyi yanlış söylediğinde büzülemiyor.
Meğer adının Yost Lahındayk okunması gerekiyormuş, ben alıştığım üzre kısaca Jost demeye devam edeceğim.
Jost ikilemler içinde... Milliyet’te Devrim Sevimay’a verdiği röportajın ilk gününde tesadüf bu ya aynen Dışişleri Bakanımız Ali Babacan’ın “Parti kapatılırsa bunun AB’de sonuçları olacak” sözlerini tekrarlıyor. Sonra “Kapatma olursa müzakereler askıya mı alınacak” sorusuna:
“Bilmiyorum, hiç kimse bilmiyor” cevabını veriyor (tabii siz de “bilmiyorsan ne konuşuyosun Yost Lahandik pardon Lahındayk” diyebilirsiniz)...
Sonra reaksiyonu bilmemesine rağmen, “kapatma yerine hazine yardımı kesilirse benzer bir reaksiyon olmaz” diyor.
22 Temmuz seçimlerinden hemen sonra (sanki AB’ye Türkiye’den başka aday Müslüman ülke varmış gibi) AB’nin yaptığı “İslâmi rejime kayan ülkeler AB’ye giremez” açıklamasının “neden” ve “niçin tam o sırada” yapıldığını düşünmeden çok emin şekilde:
“AKP Türkiye’yi son yıllarda Avrupa’ya yaklaştırmak istedi, gizli bir ajandalarının olması kabul edilemez” cümlesini ekliyor (inşallah yoktur ama bu kadar eminlerse AB’nin o uyarısının sebebi neydi?)
Röportajın ikinci günü Devrim Sevimay’ın gerçekten çok güzel soruları Lahındayk’ı biraz sıkıştırmış. Türkiye konusunda kafasının ne kadar karışık olduğu cevaplarından ortaya çıkıyor.
Hem Avrupa’nın laiklik sorununu yüzyıllar önce hallettiğini, (dünyanın laikliği uygulamayı başarabilen tek Müslüman çoğunluklu ülkesi) Türkiye’deki laikliğin çok önemli olduğunu, bu konudaki kaygıların ortadan kaldırılması gerektiğini söylüyor, kapatma davası açılmasaydı Avrupa’nın da AKP’yi tartışmaya ve “Ne yapmak istiyor” sorusunu sormaya başladığını anlatıyor, hem de Türkiye’de laikliğin korunmasına özen gösterenlerin “katı laik” olduğunu iddia ediyor.
Avrupa’nın laiklik konusunu yüzyıllar önce hallettiğini bilmesine ve söylemesine rağmen dönüyor:
“AB’deki 27 ülkenin hiçbirinde böyle bir kavga yok, bu yüzden Türkiye’deki tartışmayı anlamıyoruz. Mesela bizim için üniversitede başörtü takılması laik sistemle uyum içinde bir konu. Ama ilkokul, orta okul, lise ve kamuda olmaz” diyor.
Daha şu anda İstanbul dahil birçok şehirde kamuda da, lisede de ve hatta ilkokulda da bunun yaygın olduğunu bilmediği gibi (Sevimay da hatırlatmış zaten) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “farklı ülkelerde laikliğin farklı uygulanabileceğini” kendisinin kararlarında belirttiğini de bilmiyor.
Bence Olli ile Jost’un kafaları gerçekten çok karışık. Venedik, Kopenhag diye kriter kriter dolaşacaklarına önce AİHM’ye danışmaları çok iyi olacak!

*****


Yorum “yanlış”, “baskı” doğru

TBMM Başkanı Köksal Toptan Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fisher’i kabul etmiş. Fisher’in kapatma davasıyla ilgili sorularına karşılık ise:

“Bizim yasalarımız ve anayasamız yargı sürecinde bu tür davalar hakkında yorum yapmamıza izin vermiyor” cevabını vermiş.
Bu cevap gayet doğru ve haklı. Ama o zaman “yoruma bile izin vermiyorsa, baskıya nasıl izin veriyor” sorusu geliyor hemen akla... Sayın Toptan’ın “Herkese oh dedirtecek bir karar”, “Üçüncü bir yol, ara formül” önerileri, AKP’li bakanların açıkça baskı anlamında Reuters’a yaptığı açıklamalara filan anayasanın, yasaların bir itirazı yok demek ki...
Köksal Toptan hukukçudur, elbette bizden iyi bilecek!!

*****


“Mart” değil, Mayıs tabii ki!


Böyle hatalar olunca

Hıncal’ın deyimiyle “Bre aman, nasıl olur” diyorum hemen, böylece onu da anmış ve hataya da hak ettiği vurguyu yapmış hissediyorum kendimi.
Dünkü yazımda “Turhan Çömez’i 25 Mayıs’taki programa davet ettim” yerine “25 Mart” yazmışım.
‘Çok yazı yazdım, gözlerim kızardı’ da demiştim biliyorsunuz, demek ki yalnız gözlerim değil beynim de biraz kızarmış.
Özürlerimi kabul ediniz lütfen!

DİĞER YENİ YAZILAR