Jiletli şifacı!

Star TV'de 'Deşifre' programını izliyorum. Deşifre değil dehşet mübarek. Arka arkaya öyle inanılmaz, öyle 'taş devri' olaylar geliyor ki ekrana, korku filminden farksız

Haberin Devamı

Star TV'de 'Deşifre' programını izliyorum. Deşifre değil dehşet mübarek. Arka arkaya öyle inanılmaz, öyle 'taş devri' olaylar geliyor ki ekrana, korku filminden farksız. Programdan sonra uykum kaçıyor, saatlerce cin gibi oturakalıyorum.

Önce Karadeniz bölgesinden 15 yaşında zavallı Halime'yle, kederinden erken yaşlanmış annesini gösteriyorlar. Kız iki alçağın (iki kardeş) tecavüzüne uğramış. Bağ evinde, kendi evinde uyurken içeri girip saldırmşlar. Sırayla tecavüz ettikten sonra da kimseye anlatmaması için iyice korkutmuşlar.

Zavallıcık cinsellik hakkında bilgisi de olmadığı için susarak saklayabileceğini sanmış. Ama günden güne karnı büyüyüp de anlaşılınca açıklamış durumu.

Bu kez iki ağabey ve babadan her gün dayak yemeye başlamış.

"Zaten bana ve kızkardeşime hiç gün göstermediler ki... Hep dövdüler bizi" diyor. Tecavüze uğramasa askerden dönünce sevdiği gencin kendisini isteteceğini anlatıyor.

Büyük ağabey "Ya git kendini nehre at veya çocuğunu al, bir daha dönmemek üzere evi terk et" demiş. Ama anacığının yüreği razı olmamış, bırakmamış kızıyla bebeğini. Bunun üzerine evin erkekleri terk etmişler üçünü de... Yaşlı kadın, "Evlâdını nereye atarsın" diyerek iki göz iki çeşme ağlıyor. Zavallı Halime'cik boynu bükük öylece boşluğa bakıyor.

Bitirin bu cehaleti!
Sonra bacağı şişen oğlunu doktor yerine "şifacı"ya götüren cahil anne geliyor ekrana. Ankara'ya 350 km. uzakta, mağara gibi evlerden oluşmuş bir köyde 8 çocuklu bir kadın. Baba İstanbul'da işportacılık yaparken çocuğun bacağı şişince (köyün tek sağlık ocağı da kapalı olduğu için) "cinleri çıkarsın" diye bu kadına götürmüşler. Kadın jiletle oğlanın bacağını birçok yerden kesmiş. Bacak mikrop kapmış, çocuk şimdi komada ve hastanede.

TV ekibi şifacıyı bulmuş, kadın hâlâ aynı şarlatanlığa devam etliği gibi göze bile jilet attığını, kestikten sonra üstüne sıcak taş bastığını anlatıyor. Çin işkencesinden beter. Kimbilir kaç kişiyi öldürmüştür bugüne kadar ve kimbilir daha kaç kişiyi komaya sokacaktır. Dinledikçe midem bulanıyor, yüzüm şekilden şekile giriyor. Kadın okuyup üflemekte şimdi de. Bir yandan da "Doktorlar bu hastalığı bilmiyor" diyor ve ekipten 70-80 milyon TL. istiyor. "Doktorlar ne kadar alırsa o kadar''mış ücreti...

Daha kaç yıl susacağız, göz yumacağız bu cehalete, vahşete, dehşete? Biz o TCK'nın değişmesi için neden yıllarca uğraştık?

Eğer hâlâ 15 yaşında kızlara toplu tecavüzler yapılacaksa, tecavüzcüler serbest, mağdurlar ve aileleri perişan olacaksa, cinci hocalar kol gezecekse neden?

TV'lerden kanunların anlatılması, tecavüzlerin, kadınlara saldırıların ömür boyu hapisle cezalandırılacağının duyulması lâzım.

Cahil insanlara çocuklarını doktor yerine şarlatanlara götürmemelerini öğretmek lâzım.

O köylere sağlık ocağı, doktor lâzım.

Biliyor musunuz, bu insanlarımızı gördükten sonra şıkır şıkıdım giyinmiş, muzaffer ifadelerle gülümseyen siyasetçiler nasıl yavan görünüyor insanın gözüne...

Ve bütün o AB tantanası nasıl anlamsız!

Özel ambulans, Devlet ambulansı...
Çok ciddi bir karaciğer operasyonu geçirmiş bir hasta daha büyük ve donanımlı bir hastaneye nakledilmek üzere özel bir hastaneye ait ambulansla Karabük'ten Ankara'ya götürülüyor. Hastanın boğazında anestezi tüpü, kolunda serumlar takılı halde ve yanında ameliyatı yapan doktorla bir hemşire var.

Dakikaların, saniyelerin bile önemi olduğu için her an Ankara'daki hastaneye telefonla rapor veriliyor. Ama gelin görün ki ambulans gişelerden beklemeden geçip gidemiyor. Sıraya girmek ve para ödeyerek geçmek zorunda.

Olayı anlatan Opr. Dr. Zafer Levent (Vatan Hastanesi, Karabük) devlet hastanelerine ait ambulansların gişelerden direkt olarak geçip gittiğini, özel ambulansların ise beklemek zorunda olduğunu söyleyerek "Allah aşkına söyleyin, böyle bir zihniyet olabilir mi, bir ambulansı bütün sirenlerini, lambalarını yakmış vaziyette, içinde yoğun bakımlık hastayla bekletmek nerede görülmüştür" diye soruyor.

Ben de Sağlık Bakanlığı'na soruyorum; siz bu olayın benzerini bir başka ülkede görüp duydunuz mu?

Zira benim bildiğim, girmek için her şeyi göze aldığımız AB ülkelerinde, bırakın gişede beklemeyi ambulanslar için özel yollar yapılıyor, trafikte ters yönde gitmelerine bile izin veriliyor.

Sorunun cevabını Bakanlık'tan bekliyoruz...

Not: Sevgili okurlar, dün 'Ne demişler?' köşesinde Voltaire ismi bir hata sonucu "W" ile yazılmış. Düzeltiyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR