Jet Fadıl'ın farkı

Birkaç gün önce "Haberler"de Fadıl Akgündüz'ün dönüşünü izliyorum. Yanında iriyarı korumalarıyla ilerliyor. Güleryüzlü, "kırmızı bülterf'le aranan uluslararası bir dolandırıcıdan çok bir komedi sanatçısına benzeyen ufak tefek bir adam...

Haberin Devamı

Daha önce birçok suçluyla, soyguncuyla, dolandırıcıyla olduğu gibi Türkiye onunla da gurur duyuyor olmalı ki Akgündüz havaalanında ve gittiği yerlerde kalabalık grupların "Türkiye seninle gurur duyuyor" tezahüratları arasında, limuzinine binip inerek krallar gibi karşılanıyor.
Etrafındaki gazeteci ordusuna ve mikrofonlara yargı ile ilgili olarak şunları söylüyor; "Ülkeme döndüğüm için çok mutluyum. Hakkımda açılacak davalarda dokunulmazlığımı kullanmayacağıma söz veriyorum. Davalara bizzat katılacak ve kendimi savunacağım."
Dün ve önceki günkü gazetelerde ise CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, başka siyasetçiler ve basın mensuplarının yorumları hep aynı çizgide; "Yemin törenine katılmasın. Katılırsa Meclis boşaltılsın."
Telefonla bana ulaşan okurlarım haklı olarak bu çifte standarda dikkati çekiyor ve "Neden?" diye soruyorlar.
"Bu kadar çok sayıda mahkemelerde davası bulunan, sanık durumundaki milletvekillerinin girdiği, genel başkanlar için özel hukuk uyarlaması yapılmasına çalışıldığı bir ortamda neden, Fadıl Akgündüz'le uğraşıyorlar? Hakkında sadece dava olanlar yemin edemiyorsa hiçbiri etmemeli..."
Haksız olduklarını kim iddia edebilir?
Jet Fadıl'ın tek farkı "kırmızı bülterf'le aranıyor olması. Peki biz ülke olarak, uluslararası düzeyde yargı sorunu olanların parti kurup miting meydanlarında aylarca propaganda yapmasını sempati ile izlemedik mi?
Onlara küçümsenemeyecek miktarda oylar vermedik mi?
Adaletle sorunları varken, çok
sayıda milletvekilini "Biz değiştik" sözlerine inanarak Meclis'e taşımadık mı?
Şu anda da milletin oylarıyla seçildiklerini ileri sürerek ve demokrasiyi bahane ederek milletvekilliğini hak ettiklerini savunmuyor muyuz?
Bu soruların hepsinin cevabı "Evet, yaptık, savunduk, taşıdık..." Eee, o zaman "dokunulmazlığı kullanmayacağım, davalara kendim girip savunmamı yapacağım" diyen ve de halk tarafından seçilen Fadıl Akgündüz neden yemin etmesin?
Okurlarımız haklı, bu şartlar altında onun da, adli suçu olduğu iddia edilen herkesin de seçilme ve yemin etme hakkı vardır. Memlekette demokrasi varsa bu da Türkiye'de suç işleme hak ve özgürlüğünü birlikte getiriyorsa (!) sorun nedir?
işte Cumhurbaşkanı Sezer "Kişiye özgü düzenlemelerden kaçının" derken bunu kastediyor. Bazı siyasetçiler için hukukla oynanabiliyorsa diğerleri de bunu kendileri için isteyebilirler. Hele de elinizde malzeme olarak çatısı altında çok sayıda yargıyla sorunu olan milletvekili barındıran bir Meclis varsa bu işin sonu nereye varır? ; Son seçimde eski ve denenmiş partilerin hepsinin baraj altında kalmasının önemli bir nedeni siyasi başarısızlıklar idi. Halk koalisyon partilerini birçok gerekli yasayı kendilerini tehlikeye atarak çıkarmalarına rağmen işsizliğin, ekonomik krizlerin nedeni olarak gördü. Ama bir diğer nedeni (muhalefet partilerinin de tasfiye edilmesinin nedeni) siyaseti yolsuzluklardan arındırmak, temiz bir yönetime ulaşmaktı.
Peki bunun yöntemi nedir; sivrisineklerden tek tek kurtulmak mı, bataklığı kurutmak mı?
Bataklığı kurutmak diyorsak eğer Jet Fadıl'ı ve benzerlerini göz önünden uzaklaştırmaya çalışmamalıyız.
Tam aksine, onlar ortalık yerde dursunlarki çözüm hep aklımızda olsun!

Ramazan eğlencesi
Huysuz Virjin rengârenk, şıkır şıkır kıyafetleri, neşeli kantoları ve danslarıyla geçen hafta sonu ekranları parsellemiş gibiydi. Cumartesi-pazar atv'de başlayan ve Ramazan süresince devam edecek olan "Direklerarası Show"u hem sunacak, hem de o arada kantolar söyleyip dans edecek ya Huysuz, magazinciler bu fırsatı kaçırır mı? Daha programın geri kalan kısımları yayınlanmadan onlar hemen tüm kantolarından bölümleri izlettiler. Doğrusu Huysuz Virjin de hakikaten kantoda çok başarılı... Direklerarası Show ünlü sinema yönetmeni Ülkü Erakalın tarafından çekiliyor. Erakalın'in değerli sinema ve tiyatro arşivleri ile bugün hayatta olmayan birçok başarılı eski sanatçının, sadece kendisinde bulunan konuşma bantlarından yararlanarak hazırladığı programın "Geçmiş Zaman Olur ki" bölümünde Vasfi Rıza Zobu, Cahide Sonku, Toto Karaca, Selim ve Adile Naşit gibi bir dönemin en ünlü isimlerinin sohbetleri yer alıyor. Bir başka bölümde de Hülya Koçyiğit, Müjdat Gezen, Nüket Duru ve bugünün diğer bazı sanatçıları, o günlerin sanatçılarıyla konuşuyor.
Çok uzun yıllar emek verilerek derlenmiş bir arşivin değerlendirildiği ve 8 programdan oluşan "Direklerarası Show" ne yazık ki sadece haftasonları, iftar saatinden sonra yayınlanıyor. Gerçekten çok ilginç ve hoş.
Gelecek Cumartesi-Pazar için şimdiden not edin ve izleyin!

Osteoporoz taraması
Özellikle ilerleyen yaşlarda artan ama yeterli kalsiyum alınmadığı takdirde gençlerde de görülebilen kemik erimesinin (osteroporoz) önlenebilmesi için kemik kontrolü ve erken teşhis gerekiyor.
Merkezi İsviçre'nin Basel kentinde bulunan Novartis İlaç bu hastalığın erken teşhisine yardımcı olmak üzere Türkiye Osteoporoz Derneğini'nin de işbirliğiyle 2000 yılında Türkiye genelinde ücretsiz kemik yoğunluğu ölçümüne başlamış. Bana gönderilen belgede Adana, Bursa, Eskişehir ve İstanbul'un
da aralarında bulunduğu 21 ilde daha bu ücretsiz taramanın sürdürüleceği bildiriliyor. Ben de okurlarıma duyuruyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR