İyinin cezalandırıldığı yerde Romantika eksik mi kalacak?

Haberin Devamı

İnsanların gördüğü her şeyi, özellikle de her “iyi”yi yerin dibine batırmak için yarışa girdiği ve herkesin de kendini dünya çapında eleştirmen, “eleştirme”yi ise karalama sandığı bir ülkede elbette Romantika da nasibini alacaktır.

Zaten “Aman gecikmeyelim, ne kadar çabuk vurursak o kadar etkili oluruz” demişler ve yaz döneminde vurmuşlar.

Hem de nerede, Tiyatro Dergisi’nde...

Hem de nasıl, yazısından alıntı yaptığı Ruhat Mengi’yi “bacısı” zanneden birisi tarafından... İyi ki yazmışım Romantika’yı, çünkü Tiyatro Dergisi’nde oyundan söz eden (sanal “Özdemir Abi”si gibi kendi ismi de sanal mıdır bilinmez) bir yazar Romantika’yı kendisi anlatıp eleştireceğine baştan sona, paragraf paragraf benim yazıdan yararlanmış. Beyne, üretmeye, düşünmeye filân gerek kalmamış. Al paragrafı, yaz tam aksini, olsun sana eleştiri yazısı... Bir de “Ruhat Bacım demiş ki” ekledin mi tamamdır.

Artık, bir tiyatro eleştirisinde Ruhat bacım, Mengi bacım, bacımgillerden Ruhat Mengi kardeşimiz gibi (acaba espri yokluğunda bunu espri anlayışı filân sanmamız mı gerekiyor, yoksa saygısızlık olduğundan şüphe etmemek mi) avam hitaplar kullanan, kendini derin sanıp başkasının beğenisine “sığ” deme hakkını gören, bu hakkı görmek için kaç tiyatro eseri ve müzikal izlediği, karşılaştırma yapabilmek için Broadway, Covent Garden, Paris, Roma tiyatrolarında kaç oyun gördüğü belli olmayan birini eleştirmen, yazdıklarını da “eleştiri” kabul edebilirseniz... Etmezseniz de “Allah kabul etsin” oluyor işte!

“Oyun metni” değil “senaryo”ymuş. Müzikli oyun özellikleri taşımıyormuş. Oyuncularda da , dansçılarda da pek iş yokmuş (Türkiye’nin en iyi, en başarılı tiyatro sanatçılarından söz ediyor). Hani acımasaymış sanal abisine “Git izle de gör” diyecekmiş.

Önce bu yazının bir tiyatro eleştirisi değil sanata ve sanatçıya saygısızlık olduğunu söyleyelim. Hani bizde “Düzgün yazını okutamıyorsan, abart, saygısızlık, çirkinlik yap. Ağzına alamayacağın isimleri diline dola, çamur at, nasılsa dikkati çekersin” anlayışı da sinsi sinsi yazı dünyasına girdi ya, olay budur.

Romantika maalesef şu anda sahnelenmiyor. Ama yeniden başlayacak olursa sakın kaçırmayın. Tekrarlıyorum; tüm oyuncular, Tan Sağtürk’ün koreografisiyle tüm dansçılar, konu, kostüm, dekor, kısacası her şeyiyle kusursuz ve son derece eğlenceli bir müzikli oyun. Şarkılar canlı söylenmediği için “müzikal” denemez ama “harika bir müzikli oyun” denmesine de itiraz olamaz.

Tekrarlıyorum; keşke tüm Anadolu’da gösterilebilse... Bence Romantika’nın bunca emek ve başarıdan sonra kısa süre sahnelenmesi bir kayıptır.

Türkiye’de aynı baltalama, engelleme İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun “7 Kocalı Hürmüz”ü dahil kaç başarılı oyuna yapıldı.

Umarım Türker İnanoğlu televizyon reklamlarıyla duyurarak Romantika’yı yeniden seyirciyle buluşturur. Zira bu kafalara uyulduğu sürece Türkiye’de hiçbir yenilik yapılamayacak. Müzikal noktasına da asla gelinemeyecek.

Tekrar başladığı gün “sadece Melek Baykal’ı izlemek için bile” ilk seyircisi ben olacağım.

Aynı keyifle izleyeceğime de hiç şüphem yok.

*****

Suçlu polislere sorgulama!

Cumartesi günü ‘Polis suçlu olursa’ başlıklı yazım çıkar çıkmaz İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Kemal Hanlı aradı. Müdür Celalettin Cerrah’ın da yazıyı okuduğunu, “şüpheli motosikletli gencin dövülmesi” olayında savunulacak bir şey olmadığını belirterek soruşturma açıldığını söyledi.

Soruşturma sonunda suçlu görülen polislerin cezasını merak ettim. Zira medeni ülkelerde polisin “kendi sınırını bilmesi” için onlarla ilgili kurallar, yasalar da çok ciddiye alınıyor. Toplumların polisine, güvenlik güçlerine güvenmesi son derece önemli.

Ali Kemal Hanlı “İstanbul’da 38 bin polis var. Aralarından birkaçının yaptığı hatayı hepsine maletmek yanlış olur, çünkü sonuçta bu her meslekte görülebilir, insan kalitesiyle ilgili bir sorun.” dedikten sonra net bir ifadeyle ekledi;

“Ama şurası bilinmeli ki suç işleyen polisi affetmiyoruz. Soruşturma açılır, açığa alınır, gerekirse meslekten ihraca kadar gidebilir.”

Hanlı daha sonra Galata Köprüsü’nde balık tutarken kıyafeti bahane edilerek polis aracına alınan ve taciz edildiğini iddia eden, sonra da hakkında “1 yıl hapis istemiyle dava açıldığını” duyan kadın olayına da değindi. Bu konuyu da bir başka yazıda anlatacağım.

DİĞER YENİ YAZILAR