İyi bir şeyler söyle!

Sanıyorum son günlerde çoğunluk aynı duyguyu paylaşıyor. En azından ben böyle bir bekleyiş içindeyim. Biri de çıksın ve duymaktan hoşlanacağım mutlu bir haber versin

Haberin Devamı

Sanıyorum son günlerde çoğunluk aynı duyguyu paylaşıyor. En azından ben böyle bir bekleyiş içindeyim. Biri de çıksın ve duymaktan hoşlanacağım mutlu bir haber versin...

Meselâ desin ki; "Türkiye yurt dışında sadece ülkesini kötüleyen sanatçılarının veya yazarlarının haberleriyle, siyasetçilerinin gaflarıyla anılmıyor; onu güzel olaylarla tanıtanlar, anlatanlar da var."

Pazar akşamı dünyanın en iyi, en sevimli çiftlerinden ve dostlarından Mehire-Hasip Çizmeci'nin yemekli toplantısında karşılaştığım Haldun Dormen verdiği bir haberle bu ihtiyacımı biraz giderdi.

Dormen, aralarında ünlü tiyatro sanatçıları Melek Baykal (Cennet Mahallesi'nde harikalar yaratıyor, bir gün kendisiyle tanışmayı sabırsızlıkla bekliyorum) ve (yine çok takdir ettiğim) Göksel Kortay'ın da olduğu bir grupla bir Türk tiyatrosunun davetlisi olarak Nürnberg'e gitmiş.

63 kişilik bir Türk grubu tarafından kurulan "Objektif Theatrehaus" isimli tiyatroda izlediği oyunun güzelliğini, oyuncuların başarısını gözleri parlayarak, gururla öyle bir anlatışı vardı ki görmeliydiniz.

"Oyundan sonra bizi sahneye davet ettiler ama öyle etkilenmiştik ki biz onlardan daha heyecanlıydık" diyordu.

Ben de kendimi kaptırdım ve daha sonra Nürnberg'deki Türklerin eksik Türkçeleriyle "Sizlen bir resim çekinebilir miyiz?" diyerek yanlarına gelişine kadar tüm seyahat anılarını keyifle dinledim.

Sonra aynı gece Sabancı Müzesi'nin başarılı Genel Müdürü Nazan Ölçer'in birkaç gün içinde binlerce kişinin gezdiği Picasso sergisiyle ilgili anlattıklarını dinledim. Türkiye'nin dört bir köşesinden sadece sergiyi gezmek için gelen ailelerin mutluluğunu, eşini, çocuğunu "doğum günü hediyesi" olarak sergiye getiren erkeklerin varlığını duymak beni mutlu etti.

Demek ki önemli bir sanat olayını yeterince takdir eden, bu olgunluğa ulaşmış bir toplumuz biz...

Bir iyi haber de müzik sanatçısı Ege'den geldi. Türkiye'de Yaz Aşkım, Delice Bir Sevda, Sevildiğini Bil Yeter gibi güzel sarkılan ve etkileyici sesiyle tanınan Ege'nin sarkılan tam 6 dilde söylenmiş, 6 ülkede çok iyi satış yapmış ve şimdi de Fransa'da yeni bir albümü satışa çıkmış. Amacının "yalnızca iyi bir ses sanatçısı, yorumcu olmak değil, diğer ülkelerde de beğenilen bir besteci olmak" olduğunu söyleyen Ege, söz ve müziğini yazdığı şarkıların Yunanistan, Bulgaristan, İsrail, Lübnan gibi ülkelerin ünlü sanatçıları tarafından (bazen izinli, bazen izinsiz) kullanıldığını belirtiyor.

Bu çabalar çok değerli... Türkiye'nin giderek sanata daha çok önem veren bir ülke haline gelmesi sevindirici.

Var mı iyi haberleriniz? Varsa bildirin, alıyorum!

Pilot şehirler

Okurumuz Altan Denizli "her ailenin çocuk sayılarının nüfusa en az 10/20 katkıda bulunduğu, bu çocukların her birinin de aynı şekilde alışkanlığı sürdürmesiyle bir ailede 100 çocuğun normal sayıldığı" Doğu'da devletin "nüfus artışını teşvik" anlamına gelecek yardımlarıyla ilgili yazımı okumuş.

Soruyor: "Her evden en az 10 çocuk çıkan Muş, Diyarbakır, Ağrı gibi şehirlerde para dağıtılırken devlet aile plânlaması için 'pilot şehir' olarak neden Tokat, Uşak ve Kastamonu'yu seçer?"

Bu şehirlerin DSP-ANAP-MHP hükümeti döneminde seçildiğini ama aynı mantık hatasının ve yanlış teşviklerin hâlâ sürdüğünü belirten Altan Denizli eğer yardım yapılacaksa bunun rasyonel olarak az çocuklu bölgelere yapılması gerektiğini söylüyor.

Aynen daha önce yazdığım Diyarbakır'da hakimlik yapan okurumuz Hatice Ok gibi... O da tam tersine devletin çok çocuk sahibi ailelerden iki çocuktan fazlası için vergi alması gerektiğini, aksinin diğer vatandaşlara haksızlık olduğunu söylemişti.

Ama devlet meşgul. Bir kısmı seyahate gidip gelmekle, geriye kalanları da yapay gündemler yaratmakla ve partilerine hizmetle meşguller.

Doğu'nun nüfusu diğer bölgelerin toplamına yaklaşırken uyanır ve çare ararlar, durun hele!

DİĞER YENİ YAZILAR