Dün İstanbul Conrad Otel'de Türkiye tarafından organize edilen "Medeniyetler İttifakında Kadın" başlıklı uluslararası bir kongre başladı. Başbakan Tayyip Erdoğan ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'in konuşmaları ile açılan kongre bugün de yurt içi ve yurt dışından gelen STK temsilcileri, uzmanlar, akademisyenler ve siyasetçilerin, AP üyesi ve BM örgütleri temsilcilerinin konuşmalarıyla sürecek.
Birleşmiş Milletler'in "Medeniyetler İttifakı Projesi"nin uygulanmasında da rol oynayan Türkiye'nin, Kadın sorunlarının ve konumlarının dile getirildiği bir konferans düzenlemesi olumlu bir yaklaşım. Ama... Her konuda olduğu gibi burada da bir "ama" var ve ben dün konferansın tamamını İzleyemesem de dinlediğim kısmında bu "ama"yı açıkça farkettim. Benim yanımda birçok kişinin de farkettiğini birlikte yenen öğle yemeğinde gördüm.
Dinlediğim Türk konuşmacılar genellikle medeniyetler ittifakında ortak değerler ve çözümler arayışından çok her ülkenin kendi değerlerinde israrcı olmasından, üstü örtülü olarak Müslüman kadınlara ayırımcılığın, baskının önlenmesinden, Avrupa'nın bize karışmayıp kendi işine bakmasından, egemen kültürlerin hiçbir şeyi tayin etme hakkına sahip olmadığından söz ettiler.
Örneğin Mehmet Aydın "Kadının statüsünün yükseltilmesi gerektiğini" söylerken ve eşitliğin önemini vurgularken bir yandan da Hz. Hatice ile Hz. Muhammed örneğini vererek kadının geri kalmasında dinin etkisi olmadığını, Avrupa'nın ve Bernard Lewis gibi isimlerin İslâm'a karşı önyargılı olduğunu, bundan sonra diğer ülkelerde devam edecek konferanslarda bir medeniyetin diğerini aşağılamaması için medeniyetler arası bir eşitlik karan çıkarmaya çalışacaklarını vurguladı.
Dayak da gelenekmiş!
Alev Alatlı ise "Herkesin 'ben' olmaya, ben olarak kendi değerlerini uygulamaya hakkı vardır" sözünün açılımında "Bir insanın kendi kültürünün şekillendirdiği bir davranış modeli olan 'çocuğuna iki tokat atma' durumu şiddet kapsamında alınmamalı, kurumlar buna karşı çıkmamalı" görüşünü ileri sürdükten sonra içte ve dışta egemen kültürün müdahale hakkının olmadığını savundu.
Devamını getirecek olursanız Türkiye'de bazı bölgelerin gelenekleri de "töre cinayetleri" nin kabul edilebilir olduğunu ileri sürüyor. Koca'nın eşine tokat atmasına veya çeşitli şekillerde şiddet uygulamasına da müdahale edilmemeli.
Sınırsız özgürlük
Demokrasilerin "sınırsız özgürlük" anlamına geldiği yanılgısına düştüğünüzde sonu gelmez. Burada asıl soru şu: Bu kongrenin amacı medeniyetler arasında ortak değerler oluşturarak çatışmayı önlemek ve yakınlaşmayı sağlamak mıdır, yoksa herkesin kendi değerlerini tartışmasız şekilde dayatmasına zemin aramak mıdır?
İnsanların "ben" olmaya ve kendi değerlerini, geleneklerini korumaya elbette hakkı vardır ama İslâm ülkelerinde "ortak değer" veya "kendine özgü değer" olarak kabul edilemeyecek, insan ve kadın haklarına tümüyle aykırı, kadını "hakkını korumak" gibi göstererek toplumdan soyutlayan çok sayıda gelenek, kural olduğu da bilinen bir gerçek.
Bilinmeyen ise (AB konusunda) bir kuruma, kuruluşa girmeye aday olanların o kurumun kurallarına uymayı peşinen kabul etmesidir. AB tüm aday ülkelerden kendi kuralları yönünde talepte bulunuyor.
Bunlar başlangıçta "aşağılama" veya "baskı" gibi gelse de ülkeler belli bir ölçüde uymak zorunda kalıyorlar.
Uymayanların örneği Almanya'da kendi içine kapanan, izole yaşayan, entegre olamayan Türk gruplarıdır. Bu şekilde anlaşma, anlaşılma zemininin oluşmasını da önlemişlerdir.
Demek istediğim şu; din, dil, temel gelenekler korunarak değişmesi gerekenler varsa değişecektir. Yalnız biz (veya herhangi bir Müslüman çoğunluklu ülke) değil, Birliğe giren Avrupalı toplumlar da çok şeyi değiştirmiştir.
"İttifak" dediğiniz şey dayatmayla olmuyor.
İttifak mı, cephe mi?
Dün İstanbul Conrad Otel'de Türkiye tarafından organize edilen "Medeniyetler İttifakında Kadın" başlıklı uluslararası bir kongre başladı. Başbakan Tayyip Erdoğan ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın'in konuşmaları ile açılan kongre bugün de yurt içi ve yurt dışından gelen STK temsilcileri, uzmanlar, akademisyenler ve siyasetçilerin, AP üyesi ve BM örgütleri temsilcilerinin konuşmalarıyla sürecek.
Haberin Devamı

