Başbakan Erdoğan “ABD’den istihbarat gelmeye başladı” derken aynı anda “Sınır ötesine herhangi bir operasyon söz konusu değil” de dedi.
Kara Kuvvetleri Komutanı ise ertesi gün “sınır ötesi harekatı uygulama sürecinin başladığını” söyledi. Kime inanmalı acaba?
Bu arada Türkiye biraz kararlı tutum içine girince, daha önce Türkiye’nin ne olursa olsun harekete geçmeyeceğine inanan ve uzun süre dayılanan, tehditler savuran Barzani de peşmergelerle şova başladı. Kontrol noktaları, aramalar vs...
ABD ise Türkiye’de bıçak kemiğe dayanıncaya kadar bekledi. Yıllardır o bölgede uçan kuşu bile bilirken istihbarat vermedi, şimdi verdiği söyleniyor. Artık güvenirseniz... Size boş binaları göstermezse...
Genelkurmay Başkanı “Harekat yapılmayacaksa istihbaratın turşusunu mu kuracağız” demişti. Pek doğru, öyle olacak gibi görünüyor, yavaş yavaş, kar başlamadan, kış bastırmadan turşuya başlanmalı bence.
Barzani ve PKK bir süre sesini keser, şovla zaman geçirir, sonra yeni saldırıların, şehitlerin zamanı gelir.
Biz de hiç değilse o arada turşusuz kalmamış oluruz.
Aynı nedenle Başbakan’ın “öncelik silahların bırakılması” sözü çok önemli bence. Silahlar PKK’nın istediği tarihte bırakılıyor, o karar değiştirince tekrar alınıyor. O alınca biz “harekat” diyor, bırakınca tekrar unutuyor ve mutlu oluyoruz.
Türkiye daha ne kadar süre masallarla oyalanacak, sabrı denenecek ve bu ızdırabı yaşayacak bakalım...
Çatışmaların ortasında!
Onun için “terör saldırılarının ortasına inen general” denirmiş. Örneğin; Aktütün karakoluna saldırı olduğunda (tugay komutanından önce) karakola inerken helikopterin camlarında kurşun delikleri açılmış...
Birçok yerde -özellikle Şırnak’ta- çatışmalara aktif olarak katılmış olan emekli Orgeneral Necati Özgen bu Pazar Her Açıdan’da konuğum olacak.
Ondan Dağlıca saldırısının diğerlerinden farkı, öncesi, sonrası, PKK’nın Güneydoğu’da ne yapmak istediği, DTP faktörü, terör örgütünün onun döneminde “ateşkes” kararını kendisinin bozarak nasıl baskınlar yaptığı, ABD ordusuyla çatışmak zorunda kalırsak ne olacağı ve daha birçok konu hakkında bilgi alacağız.
Org. Necati Özgen’den sonra, Güneydoğu’da çoğunluğu Kürt olan vatandaşlarla; terör, Kuzey Irak ve Barzani, ABD, Sınır ötesi harekat ve diğer konularda yaptığı anketi Prof. Dr. Özer Sencer anlatacak. Sencer, Metropol Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin kurucusu ve yönetim başkanı.
Üçüncü konuşmacımız ödüllü sanatçı, yönetmen, yazar Zülfü Livaneli ile de hem sanatı, hem de siyaseti konuşacağız.
İlginizi çekecek bir program olacağını düşünüyorum.
Converse meselesi
Perşembe günkü yazımla ilgili okur mektupları arasında Metin Özyurt’tan “kendine Genç Siviller diyen gruba” bir öneri vardı. Diyor ki: “Eğer Kürt vatandaşlarımızın ezildiğini düşünüyorlarsa Doğu ve Güneydoğu’yu dolaşsınlar. Oralardaki Kürt vatandaşlarımızın SİH ve Ağalar tarafından nasıl sömürüldüklerini, nasıl ezildiklerini görsünler. Kürt vatandaşlarımıza ezilmemeleri için nasıl hareket edeceklerini öğretsinler. Onlarla birlikte eylem yapsınlar.
Bunları yapmak zor ama bilmem ne marka bez ayakkabıyla Cumhurbaşkanı’nı ziyaret kolay. Kolay olanı da her sıradan insan yapar. Ezber bozsunlar da görelim.”
Haksız mı siz söyleyin!
(Not: Yazımdan sonra Genç Siviller’in köşk resepsiyonuna lastik ayakkabıyla katılan sözcüsü Turgay Oğur’la ilgili mektuplar da geldi. Bu seneye kadar “öğrenci aktiviteleri sorumlusu” olduğu üniversitenin öğrencilerinden gelenler de var. Atatürkçü öğrencilere, derneklere pek kızdığını, “Kemalistliğin diktatörlük anlamına geldiğini” söylediğini bildiriyorlar. Öğrenmemiz iyi oldu doğrusu...)

