Kafalar yine karmakarışık. Ortam da... Huzur yine yok. Bitmedi, bitmiyor bu kavga.
Bir yandan üniversitelerde türban yasağının kalkması, bunu yapmak için özel ve vakıf üniversitelerinden işe başlanması için arka arkaya konuşmalar yapıyor Başbakan...
Öte yanda aynı sıralarda "Ülkenin ileri gelenlerinin caminin semtine uğramadığını" söylüyor.
Tek bir konuşmaları geçmiyor ki din, iman, türban konu edilmesin.
Sonra da dönüp "başka ülkelerde dini gösterilerin siyasi sorun yaratmadığından" söz ediyor.
Bırakın bir yandan her fırsatta dinin, inancın sürekli olarak siyasi malzeme yapılmasını, bu kadar anlatılmasına ve AİHM tarafından kesin bir dille reddedilmesine rağmen sanki bu hiç olmamış gibi aynı konu devamlı gündemde tutuluyor. Böyle olunca karşı görüşler de ayrı ortaya çıkıyor ve çalkantının arkası kesilmiyor. (Ne çileymiş bu milletinki de!)..
Oysa Başbakan, AİHM'nin "Üniversiteler bu konudaki kararlarında özgürdür" derken "Her ülkenin kendi siyasi, tarihi geçmişi ve konumu da bu kararlarda rol oynayabilir" dediğini de biliyor. Bu mahkemenin kararlarına karşı çıkamayacağını da.
Burada şunu da belirtmek gerekir ki (zira bazı meslektaşlarımız "Nasıl olur da Müslümanlar türban izni için bir yabancı mahkemeden izin isterler" sorusunu sordular) sadece Müslümanlar değil, her din için geçerli o kararlar. Avrupa ülkesiyseniz veya olmaya talipseniz onların ölçülerine de siz uyacaksınız. İşe girmek isteyen nasıl ki işverene şart dayatamıyorsa, AB'ye girmek isteyen de ona dayatamıyor.
Bu nedenle örneğin İngiltere'de çok kişi AB'nin kurallarından sıkıldığını söylüyor. Adamlar bir ülkede domatesin, elmanın hangi ölçülerde olması gerektiğine bile kendileri karar veriyorlar. Adı üstünde, bir "Birlik" bu!
Dün Çikolata ekinde türbanlı bazı genç kızların aşırı makyajından söz etmiş, tesettürsüz ve makyajsız kızlardan daha çok dikkati çektiklerini söylemiştim. Tarkan konserindeki türbanlı genç kızların fotoğrafı bu sözlerimi aynen doğruluyor.
Eller ziynet dolu. O da yetmemiş burunda hızma, gözlerde lensler. Ağır makyaj, sürme, ruj, pembe, mavi farlar, allık...
Nerede kaldı "en yakın akraba" olan erkeklerden başkasının dikkatini çekmeme, ziynetleri göstermeme?
İran da kontrol edemiyor!
Genç kızlar, Tarkan'ı izleyip eğlenmek, makyaj yapıp aksesuar takarak da süslenmek istiyorlar. Nasıl durdurulabilir bu?
Başbakan'ın "değişme" özgürlüğü var da, onların yok mu? Ağır yasaklar getirmek, elbiseyle türbanla denize, havuza girmelerini, makyaj, aksesuar kullanmamalarını istemek mümkün mü?
Yasaklar artık İran'da bile zor uygulanıyor. Türkiye'ye gelir gelmez (veya yolda, uçakta) türbanlarını çıkaran, mayo ile gazetecilere poz veren İranlı kadınların kendi ülkelerinde de "tesettür yasağı"nı oradan buradan delmeleri üzerine tek tip kıyafet uygulaması istemeye başladı dini liderler.
Onların bu konuda topluma söz hakkı tanıma zorunluluğu yok. İran'da İslâmi baskı rejimi var ve mollalar ne derse halk onu yapmak zorunda. Ama Türkiye öyle değil.
Burası İranlıların, Arapların baskıdan kaçıp, özgür olabilmek için geldikleri bir Müslüman ülke...
Dinine, inancına bağlı kişilerin bile camiye gidip gitmeme özgürlüğüne sahip olduğu, bunu eleştirme hakkının Başbakan'a bile verilmediği demokratik-laik bir rejim. 70 milyon vatandaşına ne mutlu ki öyle!
Herkesin dinini ve inancını sadece Allah takdir edebilir, neden rahat bırakmıyorlar ki insanları?
THY tuz biber ekti!
Son haftalarda THY uçaklarının arka arkaya "zorunlu inişleri''nin. havada çarpışma tehlikesi atlattığı haberlerinin üstüne bir de aşırı paslı uçakların yeniden sefere konma haberi gerçekten tuz biber ekti.
Korkuyorum, korkuyorsun, korkuyor. Korkuyoruz... En uzak mesafelere Antalya'ya, Bodrum'a bile arabayla gitmeyi düşünür olduk hepimiz.
Haydi her olaya bir açıklama buluyor, sık sık basın bültenleri gönderiyor, basın toplantıları yapıyorlar. Ama işin kötüsü mesele uçaklarla da bitmiyor. Asıl önemlisi THY kadrosunun baştan aşağı değiştirilip deneyimli isimler gönderilerek yerine deneyimsiz olanların getirilmesi...
Sadece partili olduğu için yönetime ve kimbilir diğer hangi görevlere uçak ve uçuş konusunda hiçbir bilgisi, ilgisi olmayanların alınması...
Senelerce THY yönetiminde hizmet vermiş ve kurumu çocuğu gibi benimsemiş isimler "Ayıp olmasa başka bir havayolu ile uçacağız" diyorlar.
Her şeyden vazgeçilir ama uçak kolaylığından vazgeçmek zor. Ne olacak THY'nin hali, en ciddi sorunlarımızdan biri oldu bu... Hem de son derece iyi bir hale gelmişken.
Her konuda bir ileri, üç geri adım nasıl da acı veriyor insana!
(Not: TCK Komisyonu'nun namus cinayetleri ile ilgili olarak attığı üç geri adım da yarına!)
istenmeyen rejim ve Tarkan konseri
Kafalar yine karmakarışık. Ortam da... Huzur yine yok. Bitmedi, bitmiyor bu kavga
Haberin Devamı

