Benim için yalnız başanlı bir "İstanbul Devlet Tiyatrosu sanatçısı" veya "dizi oyuncusu" değil o. Aynı zamanda, çok değer verdiğim Opera Sanatçısı (Devlet Sanatçısı) Mete Uğur'un damadı...
Komşusu tarafından 8 kurşunla öldürüldüğü haberini gördüğümde tam anlamıyla şok oldum.
İsmail Hakkı Sunat'ın, gecenin 11.30-12'sinde, evinin yanıbaşında yüksek sesle çalınan müziğe tepki göstermeye hakkı vardır. Ama, nazik ve anlayışlı, "kısa süre sonra müziğin ve gürültünün kesileceğini anlatan" bir cevap yerine kimbilir nasıl... Kimbilir nasıl bir cevapla, tepkiyle karşılaştı ki eve gidip kuru sık tabancasını aldı.
Ve hiç bir zarar vermeyecek bu tabanca yüzünden gencecik yaşında hayatını kaybetti...
Eğer onda kuru sıkı tabanca olmasaydı... Onu öldüren Fuat Özgen'in evinde silâhı bulunmasaydı, böyle değerli bir sanatçıyı yitirmiş olmayacaktık. Gencecik eşiyle küçücük oğlu onun sevgisinden mahrum bir yaşama mahkûm kalmayacaklardı. Silah taşımaya izin verilen, herkesin istediği kadar silaha sahip olduğu bu sınırsız demokrasinin, özgürlüğün ne zaman sonu gelecek acaba?
Ne zaman silahları bırakacak, TV'lerimizin insanların beynine "cinayetin sıradan bir olay" olduğunu kazıyan filmlerle dolup taşmasına engel olacağız?
Kurşun ayağa, bacağa değil kafaya, göğüse sıkılmış. Mete Uğur "Acım çok büyük, rüyada gibiyim. Hayatımda ilk kez birinin açık kalmış gözlerini kapattım. Kendi damadımın... Göğsünde, karnında 6-7 kurşun vardı" diyor.
Fuat Özgen'in babası, oğlunun "havaya ateş ettiği, Sunat'ın ise kurşunların önüne atladığı" şeklinde ifadeler vermiş. Aklı başında herhangi bir insanın bunu yapması mümkün değildir. Havaya ateş ettiyse zaten hiçbir şekilde mümkün değil.
Gerçek herhalde doğru şekliyle ortaya çıkacak, adalet yerini bulacaktır. Değerli Sanatçımız Sayın Mete Uğur'a, kızı Deniz Sunat'a ve tüm ailesine başsağlığı diliyorum.
(Yarın bir başka değerli insanımızın; Kâmuran Gürün'ün kaybını yazacağım.)
Yüksek tepeler!
"Yıldırımlar yüksek tepelere düşermiş" sözünü yaşayarak öğrenenlerdenim ben... Attığı her başarılı adımda karşısına çıkarılan engellerle mücadele ederek yükselenlerden.
Eğitim, yetenek, deneyim, zekâ... Hiç bir özellik bu engelleri durdurmaya yetmez bizim ülkemizde. Aksine, bunların hiç birine sahip olmayanlar, olanların önüne geçip oturuverirler icabında.
Bir gazetede Çetin Altan gibi bir büyük ustanın bıraktığı köşeye lâyık görülen, buna rağmen o köşede yıllarca "gazetedeki en düşük maaşla" çalışmış bir yazarım ben... TV. programlarını, en başarılı olduğu dönemde, çevrilen bir sürü entrikadan, oyundan bıkarak bırakmış bir televizyoncuyum. Onun için iyi bilirim "arkadan çevrilen dolap" hikâyelerini.
"Yıldırımlar yüksek tepelere düşer" lâfını aklımda tutmaya çalışırım bu nedenle. Şimdi de gazetemiz (gazeteniz) iki yıl gibi kısa bir sürede (sayenizde) fırlayıp ilk 4 gazeteden biri olunca, okur yelpazesi her görüşten, her ideolojiden çoğu eğitimli-insanlarımızı kapsayınca, inandırıcılığı bir anda en eski, en köklü gazetelerin önüne geçince dolaplar dönmeye başladı doğal olarak.
Müslüman ama laik, demokratik bir ülkenin yazarları olarak, ülkemizin "dünyaya örnek gösterilen" çağdaş rejimini korumaya yönelik yazılarımızın inandırıcılığı birilerini rahatsız etti; "Sabetaycı" yaptılar (beni yaptılar en azından.) Buyrun, kanıtlayın, köşemde yayımlayacağım kanıtlarınızı dedim, cevap gelmedi.
Şu sıralarda kenarından köşesinden bu gazetenin, bir başka grubun patronuna ait olduğunu satır aralarına sıkıştıranlar var. Hatta "O patron kendi gazetesi VATAN'da bunu yazdırdı" türünden iyice abuklaşanlar.
Bu gazete "Bağımsız gazeteciler A.Ş"ye ait. Bu gazetenin patronu olmadığı gibi, hisseler de hiç kimsenin patron olmasına imkân tanımayacak şekilde bölünmüştür.
Biz, gazeteler arası kavgalara, okuyucuyu bezdiren polemiklere girmemek, lüzumsuz spekülasyonlara fırsat verip, çok okunan gazetemizde bizi buna zorlayanlara hizmet etmiş olmamak için susuyoruz. Bunu okurlarıma duyurmak isterim.
İşte "silahsızlanma"nın önemi!
Benim için yalnız başanlı bir "İstanbul Devlet Tiyatrosu sanatçısı" veya "dizi oyuncusu" değil o. Aynı zamanda, çok değer verdiğim Opera Sanatçısı (Devlet Sanatçısı) Mete Uğur'un damadı...
Haberin Devamı

