İşte en büyük yanlış! (2)

Dün, üniversite öğrencisi Oktay Ungan'ın protesto gösterileri sırasında başörtülü bir kadına "Bunu çıkarmasının söylenmesi" ile ilgili gözlemini yazmıştım...

Haberin Devamı

Dün, üniversite öğrencisi Oktay Ungan'ın protesto gösterileri sırasında başörtülü bir kadına "Bunu çıkarmasının söylenmesi" ile ilgili gözlemini yazmıştım. Devam ediyoruz.

***


Tam teşhis!.. Türkiye, sınırlan içinde yaşayan herkesin demokrasi sınırları, kuralları içinde her türlü özgürlüğe sahip olduğu bir ülke... Bunu korumayı da ancak birbirimize saygı göstererek, bilinçli şekilde yok edilmeye çalışılan "sevgi'yi yeniden yeşerterek, kışkırtmalara izin vermeyerek sağlayabiliriz.

Türkiye'de toplumun gösterdiği son infialin nedeni, rejime yönelik saldırılara olan tepkinin birikimi, siyasi bir simge haline getirilen "türban"dan yola çıkarak laik Cumhuriyet'in uzun süredir yıpratılmaya çalışılmasıdır. Her geçen gün daha çok kadının türban takmasını isteyen, bunu veya "harem-selamlık" oturmayı özgürlük, kadın hakkı gibi gösteren ama bir yandan da kadınları koruyan yasaları çıkartmayan veya çıkanları yeniden değiştirmeye çalışan iktidardır. Bu "siyasi simge" durumunu AKP grup toplantısına giren ve "çiftçi" olduklan ileri sürülen kadınların forma gibi bir örnek giydikleri tesettür kıyafetleri ve bağladıkları türban da açıkça göstermiştir.

Karışamazsınız!
Yoksa bu ülkede kimse kimsenin giyimine, başörtüsüne karışamaz, bugüne kadar da karışmamıştır. O başörtülü kadınlar içinde 19 yaşındaki öğrenci Oktay Ungan'ın dediği gibi ve "Danıştay saldırısını protestoya koşan kadın" gibi binlerce, on binlercesi vardır. Sonuç olarak; protesto sırasında başörtülü bir kadından bunu çıkarmasını isteyenlerin de, Türkiye'yi şeriatla yönetilen ülkelere çevirme amacı taşıyanlar kadar büyük bir yanlış içinde olduklan yadsınamaz. Hiç kimse böyle bir hakka sahip değil...

Bu ülkede yalnızca "devletin her dine eşit mesafede durması, din ve devlet işlerinin ayrılması" anlamına gelen laikliğin gereği olarak "devlete ait alanlarda dini simge kullanılmaması" gibi bir kısıtlama vardır ve siyasetçinin bölücülük için kullandığı tek malzeme budur.

Sınırlarımızı bilmek, birbirimize saygıyı öğrenmek ve kışkırtmalara pabuç bırakmamak zorundayız.

Hepimiz aynı gemideyiz ve ortada "Nuh'un gemisi" gibi yalnızca bir gemi var, bunu aklımızdan hiç çıkarmayalım!

Yalın'ın sürprizi!
Pop müzikten, tiyatro-opera-baleye, resimden heykele kadar her sanat dalında yeteneğine hayran olduğum değerli sanatçılarımız var. Onlarla gurur duyuyorum ve ne yazık ki ancak bazılarını "Her Açıdan" programına konuk edebildim.

Erol Evgin, Yalın, Dr. Ferhat Göçer, Emre Altuğ, Hüsnü Şenlendirici, Barbaros ve dün Teoman, gelecek Pazar Kenan Doğulu bu isimlerden birkaçı...

Fırsat oldukça onların konserlerini de kaçırmam. Övünmek gibi olmasın müzikten iyi anlarım, bu nedenle örneğin Eurovision'da nasıl bir sonuç alacağımızı da önceden tahmin ederim. Bu tahminlere karşı çıkanlar sonucu alınca kimin haklı olduğunu anlamış olurlar.

Son iki yıldır 'Bu şarkıyla asla kazanılamaz, ilk üçe bile girilemez, vakit varken değiştirelim' dedim, benimle birlikte usta müzisyenler de söylediler, dinleyen olmadı, sonuç ortada.

Yalın ilk çıktığı günden beri genç sanatçılar arasında favorilerimden biridir. Cumartesi akşamı Park Orman'da binlerce kişiyi coşturan Yalın'ın konserin ortasında yaptığı sürprizi duyunca öyle hoşuma gitti ki telefon ederek kendisinden de dinledim.

19 Mayıs tatili ve Cumartesi olması nedeniyle 7000 kişiye konser veren Yalın şarkılarının ortasında "Aranızda Atatürk'çü olan var mı" sorusunu sormuş... "Sorar sormaz 7000 kişi aynı anda 'Evet' diye bağırarak ayağa fırladı" diyor. Ve sonra üzerindeki montu çıkarmış, altından göğsünde Atatürk resmi olan bir tişört çıkmış. Bunu gören gençlerin hepsi ayağa fırlayarak sanatçıyı dakikalarca alkışlamış.

Müjdat Gezen ve Ali Poyrazoğlu'nun Afife Ödülleri töreninde yaptıkları konuşmalar, Erol Evgin'in Atatürk temalı konserler dizisi, Yalın'ın konser sürprizi artik sanatçıların da rejimin yıpratılma çabalan karşısında yerlerini aldığını gösteriyor. Amerika'da, Avrupa ülkelerinde görülen sanatçı tepkisi bizde de ortaya çıkmaya başladı.

Sadece basın, siyasetçi ya da sivil toplum kuruluşları değil, artık toplumun her kesimi demokratik tepkisini duyuruyor. Çok güzel bir gelişme bu!

Daha neler duyacağız?
Akıl almaz şeyler oluyor Türkiye'de... Bunlardan birini Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, İbn-i Sina Hastanesinden yazan bir hasta anlatıyor.

18 Mayıs Perşembe günü sabah ameliyat olacağı söylenmiş. Sonra da ameliyatın iptal edildiği o sabah kendisine bildirilmiş. Sebep; Anıtkabir'e yapılacak yürüyüş nedeniyle ve rektörün kararıyla bütün ameliyatların durdurulması...

Hasta "Bir insanın psikolojik olarak ameliyat fikrine kendini alıştırması ve beklemesi takdir edersiniz ki çok zor bir olaydır. Bence hiçbir gerekçe bu olaya mazeret gösterilemez" diyor. Ve yerden göğe haklı.

Hani böyle haberler duyunca "Bir yaşıma daha girdim" denir ya, biz bu gidişle çok çabuk yaşlanacağız. Bıktık bu saçmalıklardan artık. Acaba Sağlık Bakanlığı hastanelerde neler olup bittiğini hiç kontrol ediyor mu, yoksa onu da mı biz yapmalıyız?

DİĞER YENİ YAZILAR