Geçen hafta Salı akşamı Tepebaşı'ndaki İngiliz Konsolosluğu'nda Monaco Fahri Konsolosu Tuna Köprülü'nün yeni kitabının tanıtım kokteylindeydim. Köprülü, Amerika, Rusya, Mısır ve Avrupa ülkelerinin İstanbul'daki saraylarını anlattığı kitapta aynı zamanda bu ülkelerle ilgili bilmediğimiz tarihi detaylara, yabancı saraylardaki paha biçilmez sanat eserlerine, büyükelçilerin yüzyıllar önce ünlü ressamları getirterek yaptırdıkları özel tablolara da yer vermiş. Hollanda büyükelçisi Cornelius Calkoen'in ressam Jean Baptiste Vanmour'a 18. yüzyıl başlarında yaptırttığı olağanüstü güzellikteki "Sultan III. Ahmed'e güven mektubu sunma" tablosu bunlardan yalnızca biri...
Her ülkenin kedine özgü mimari ve dekorasyon özelliklerini, sultanların bazı saraylara yaptıkları yardımları ve yine onlarla ilgili bazı ilginç öyküleri de öğreniyorsunuz kitabı incelerken. Sizin için bunlardan bir tane seçiyorum: İngiliz Sarayı yapıldığı sırada Dolmabahçe Sarayı'nın da inşaatı devam ettiği için İngiliz mimar W.J. Smith taş ustası ve taş bulamıyor. Bunun üzerine İstanbul'a 5 saat mesafedeki Aya Yorgi'ye giderek beygirlere taş yükletip bunları ve oradan bulduğu 12 taş ustasını inşaata getiriyor. Fakat haber Sultan'ın kulağına gidince birkaç yeniçeri İngiliz sarayına giderek ustaları Dolmabahçe'ye götürüyor. Mimar Smith'in sadık bir ustası kaçmak isteyince yakalanıp cezalandırılıyor.
Sarayın inşaatı zorluklarla ve yüklü bir maliyetle tamamlandıktan sonra yapılan açılış balosuna ise Sultan Abdülmecid de katılıyor. Enteresan sultanlar varmış Osmanlı'da değil mi?
Tuna Köprülü'nün kitabında Pera House olarak yer alan İngiliz Konsolosluğu'nda verilen davette uzun bir sohbet yaptığım İngiltere Büyükelçisi Peter Westmacott El Kaide saldırısından söz açıldığında patlamanın şiddetini anlatırken sarayın tavanının uçtuğunu söyledi.
Bugün çelik kapı ve duvarlarla korunan bina aynen küçük bir Buckingham Palace görünümünde.
Köprülü'nün 14 yabancı sarayı tarihleriyle birlikte anlattığı ve yakmda Remzi Kitabevi, D&R gibi kitapçılarda satışa çıkacak olan kitap bu ülkelere ve diplomatlarına da çok özel bir jest niteliğinde...
Kırmızı şarap ve reflu!
Artık çoğumuz biliyoruz ki kırmızı şarap da kırmızı renkli bir çok meyve, sebze ve içecek gibi (örneğin nar suyu) damarlara, kalbe faydalı. Ama şarabı diğerlerinden ayıran özellik kalbe yarar sağlarken mideye zarar veriyor olması.
Onun için de içerken dikkatli olmak, eğer mutlaka içilecekse bir kadehi aşmamak gerekiyor. Ben içki sevmem, arada sırada bir bardak kırmızı şarap içerdim. Ve farkettim ki ne zaman içsem o bir bardak bile gece fena halde mide ağrısı yapıyor (hele reflu şikâyetiniz veya gastrit, ülser gibi sorunlarınız varsa çok dikkatli olmalısınız.)
Sonra Columbia Üniversitesi'nden Kardiolog Dr. Özgen Doğan in "Kırmızı şarap kalbe yararlı ama uzun vadede mide kanserine neden oluyor" sözleriyle olayın farkına vardım; demek ki bu sadece benimle ilgili bir durum değil, herkes için tehlike söz konusu.
Bunu duyduktan sonra kırmızı şarap içmekten vazgeçtim ama Prof. Doğan'ın uyarısını size de hatırlatmak istedim. Sakın "kalbe faydalı" diye bardak bardak tüketmeyin, gerçi artik şehir dışına, kırmızı noktalı sokaklara filân gitmek zorunda değilsiniz ama yine de dikkat edin.
Bu arada "reflu"dan söz etmişken; bu hastalığın tedavisi, tedaviyi uygulayan doktorlardan birinin anlatımıyla VATAN'da çıkmıştı. Aynen benim yazdığım "varisin iğneyle tedavisi" gibi, o gün bu gündür okurlarımız bana doktorların, hastanelerin adını sorar dururlar.
Refluyu anlatan doktor İstanbul Cerrahi Hastanesi'nden Prof. Mehmet Ali Yerdel idi. Kendisi Türkiye'deki en iyi reflu uzmanlarından biri ve aynı zamanda çok başarılı bir cerrah.
İğneyle varis tedavisinde ise Gebze'de bulunan Anadolu Sağlık Merkezi'ni yazmıştım. (Aynı hastanenin Bağdat Caddesi'nde de şubesi var.)
Haydi geçmiş olsun!
İstanbul'daki yabancı saraylar
Geçen hafta Salı akşamı Tepebaşı'ndaki İngiliz Konsolosluğu'nda Monaco Fahri Konsolosu Tuna Köprülü'nün yeni kitabının tanıtım kokteylindeydim...
Haberin Devamı

