Taksiyle Ortaköy'den Beşiktaş'a giderken tepedeki afiş dikkatimi çekti: "İstanbul Büyüşehir Belediyesi 15 bin izci daha yetiştiriyor"...
"Allah, Allah" dedim kendi kendime; "İzci yetiştirmek ne zamandan beri belediyelerin işi olmuş?.." (Şimdi Başbakan'dan bir "Hortumları kesildiği için böyle yapıyorlar" açıklaması daha gelirse şaşırmayın. Neyse ki benim hortumla, hükümetle filân işim yok, alnımın teriyle kazanıyorum hayatımı.)
Gazeteye gelir gelmez Belediye'den 'konuyla ilgili' kişiyi arattım; Ali Ercan Kılıç...
Ben de ortaokulda izci olduğum için biliyorum, izcilik okullarda fazla etkin bir faaliyet değildir, çok sınırlı sayıda izci vardır ve çok temel bilgileri alarak sadece milli bayramlarda gösterilere katılırlar.
Belediyenin işi mi bu?
O zaman nereden çıktı bu bir defada 15 bin izci ve neden Belediye'nin görevi olarak çıktı?
Verilen bilgiye göre ilk olarak 2004 yılında İ.B. Belediyesi'nin Türkiye İzcilik Federasyonu ile yaptiğı bir özel protokolle 1.100 kişi yetiştirilmiş. 2005 yılında bu rakam 5.000 artırılmış ve 6.100'e çıkmış. Yine bir yıl sonra ise 10 bin arttırılarak 15 bine...
Siz olsanız "Aniden bu ne izcilik merakıdır böyle?" demez misiniz? 5 bin, 10 bin artışları öğrenince merakım daha da arttı;
Bu çocuklara neler öğretiliyor, hangi okullardan hangi özellikte çocuklar seçiliyor, onları seçmek ve çoğaltmak (eğer gerekiyorsa) neden Milli Eğitim Bakanlığı'nın değil de belediyenin işi oluyor, bakanlığa bağlı eğitimciler eğitmiyorsa kim eğitiyor gibi soruları Ali Ercan Kılıç'a sordum. "Bütün okullardan öğrenci istedik" dedi ama okul ismi vermedi.
Milli ve manevi değerler??
İzcilere "sivil savunma, ilk yardım, teorik trafik, çevre-orman bilinci" gibi konuları içeren dersler verildiğini anlatırken bu etkinliğin çocukların "disipline edilmesi ve analitik düşüncelerinin gelişmesi" ne önemli bir katkısı olduğundan söz etti. Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu konuda yetersiz kaldığına inanıyorlar demek ki!
"Onlara milli ve mânevi değerler de öğretiliyor" deyince "Meselâ hangi değerler?" sorusunu sordum. Öyle ya, öğrenciler kendilerine gerekli milli ve mânevi değer bilgilerini de okul müfredatları içinde zaten öğreniyorlar, gerekli yerlere okul gezileri düzenleniyor, o halde ekstra hangi bilgiler onlara aktarılmakta?
İlkokul öğrencilerinin AKP kongrelerine sınıflar dolusu götürüldüğünü, o yaşta bile siyasete sokulduğunu görenlerin bu soruları sormaya hakkı vardır.
Kılıç, cevap olarak "Mart ayında 12.500 çocuğu (bunların 3.000'i izci) Çanakkale'ye götürdüklerini" söyledi.
(DEVAM EDECEK)
Vah zavallı çocuklar!
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, AKP Adıyaman İl Kongresi'ne katılan ilköğretim öğrencilerinin büyük bölümünün "kongre olduğunu bilmeden" ve sadece "Başbakan'ı görme isteği"yle stadyuma gittiklerini söylemiş. Bu nedenle öğretmenlere değil, öğrencilere disiplin cezası verilecekmiş.
Hatırlayacaksınız, fotoğraf en az birkaç sınıflık öğrenci sayısı gösteriyordu. Demek ki bütün o öğrenciler, bugüne kadar olmamış bir şeye aynı anda karar vererek topluca siyasi bir parti kongresine gitmişler. Ve aslında "kongre olduğunu" da bilmeyerek ama "nerede olduğunu" pekâla bilerek gitmişler.
Hani "Dünyada olmayacak şey yoktur" sözü bunun için söylenmiş denecek bir durum.
Benim asıl merak ettiğim; Milli Eğitim Bakanı veya onunla benzer açıklamalar yapanların toplumu da ilkokul öğrencilerinden oluşmuş zannedip etmedikleri... Gerçekten bunlara inanmak için zekâ yaşınızın o düzeyde kalmış olması gerekiyor çünkü...
Ve asıl üzüldüğüm ise, yönlendirilerek, muhtemelen özel otobüslere doldurularak götürülen küçük öğrencilerin bir de disipline gönderilmesi. Zavallı çocuklar siyasete alet edilmekle kalmayıp bir de üstüne ceza görecekler. Olacak şey mi?
Bakan Çelik'e bu olaydan ve müstesna açıklamasından dolayı özel tebriklerimi gönderiyorum.
İstanbul Belediyesi'nin 15 bin izcisi!
Taksiyle Ortaköy'den Beşiktaş'a giderken tepedeki afiş dikkatimi çekti: "İstanbul Büyüşehir Belediyesi 15 bin izci daha yetiştiriyor"...
Haberin Devamı

