Zaman zaman Irak Savaşı ile ilgili mektuplar geliyor. Bunlar tek tük ama bazıları kendini öyle haklı ve söz sahibi görüyor, "Neden yazmaz oldunuz birdenbire?" diye soruyor ki bu kısa notu gerekli görüyorum. Türkiye'nin Irak Savaşı'na katılıp katılmaması ile ilgili tezkereler öncesinde benim de konuyla ilgili çok sayıda yazı yazdığım doğru.
Ama hatırlayanların "yanlış hatırladığı da kesinlikle doğru. Ben Time, Newsweek, The Economist gibi dergilerin ilk harekât sırasında Irak'a gidip yaşamını kaybeden Amerikalı askerler ve aileleriyle ilgili yazdıklarından da alıntı yaparak "Savaşın içinde olmayalım, biz zaten yeterince gencimizi teröre kurban verdik, bir de bizimle direkt ilgisi olmayan bir savaşa göndermeyelim" ve hatta "göndermeye karar verenler kolaysa önce kendi çocuklarını göndersinler" diye defalarca yazdım. Irak'a giden BM nükleer silah araştırmacılarının bunları bulamadığını da yine yabancı basından ve kendi anlattıklarından alıntı ile aktararak sebepsiz bir savaşa iyice ölçüp biçmeden katılmamamız gerektiğini de...
Bu arada önce ABD ile "Savaşa girersek ne kadar para alacağımız"ın pazarlığına oturduktan sonra sırf gelirlerin giderleri karşılamayacağını hesaplayarak "istemiyoruz" demenin yanlış olduğunu da yazdım. Bizim için tek sorunun, maddi çıkarımızmış gibi gösterilmesi ve dış ilişkilerin bu zemine oturtulması büyük hataydı.
Ekonomik ve diğer potansiyel kayıpların önceden hesaplanması, birçok canın yiteceği bir savaşa girip girmeme kararının çok iyi düşünülerek verilmesi gerekiyordu ama o günlerde Başbakan ve Dışişleri Bakanımızın düşünmeden yaptıktan konuşmaların, sık sık karar değiştirmelerinin bununla uzaktan yakından ilgisi yoktu. Kendi konumları ile birlikte Türkiye'yi de zor duruma düşürüyor, yabancı basının "espri konusu" haline getiriyorlardı.
Benim bütün o yazılarımdan çıkan sonuç, gerekiyorsa ABD'ye güney sınırımızdan geçiş izni verilmesinin, ama bu savaşa aktif katılmamamızın doğru olacağı idi.
Bunun nedeni de Türkiye'nin güneyinde kurulacak bağımsız bir Kürt devletinin yaratacağı güvenlik riskleri, ulusal çıkarlarımıza vereceği zarar, sadece Türkiye'yi değil Suriye ve İran'ı da etkileyeceği için bölgesel bir sorun yaratması idi. Güneydoğu'daki terörün bu ülkeye neler kaybettirdiğini, ölen suçsuz insanlarımızı, ekonomik krizleri hep birlikte yaşamıştık. Bunların, ABD'nin biz katılsak da katılmasak da, geçişlerine izin versek de vermesek de yapacağını gösterdiği bir savaşla yeniden başlayacağını düşünmek bir kâbustu. Ve belki de sınırı kullanmalarına izin vermek (o günler için) daha kısa sürecek ve daha az can kaybına neden olacak bir savaş olmasını sağlayabilirdi.
Yaptığım hatırlatma, yazdıklarımın her zaman arkasında durduğumu anlatmak içindir. VATAN Gazetesi'nin arşivleri açık, hâlâ şüphesi olanları bekleriz.
Buyursun, incelesinler lütfen!
Bilenler bilmeyenlere!
Yemekten sonra masada kürdan kullanmak, hele kürdanı uzun sure ağızda tutmak ve yemek yediğiniz tabağa bırakmak sofrayı paylaştığınız kimseleri rahatsız eder. Unutmayın!
Irak Savaşı'nı desteklemiş miydim?
Zaman zaman Irak Savaşı ile ilgili mektuplar geliyor. Bunlar tek tük ama bazıları kendini öyle haklı ve söz sahibi görüyor, "Neden yazmaz oldunuz birdenbire?" diye soruyor ki bu kısa notu gerekli görüyorum
Haberin Devamı

